Derbent’te yıllara yayılarak süren mücadele şimdi yeni bir eşikle karşı karşıya. Bu eşik aynı zamanda tüm İstanbul’un sahip çıkması gereken bir eşiktir
Sarıyer’in Derbent Mahallesi de bildik kentsel yağma hikayelerinden birini yaşamak üzere... Orası da geçtiğimiz yıl olur olmaz yerlerde karşımıza çıkarılan 6306 sayılı Afet Yasası kapsamına alınarak ‘riskli alan’ ilan edildi.
Afet Yasası’nın nasıl bir yıkıcılığın, yağmacılığın aracı olarak kullanıldığının belki de en çarpıcı örneğidir Derbent... Çünkü bölge, İstanbul’un deprem riski açısından en güvenli bölgelerinden biri!..
İşin kılıfına uydurulması, ortaya çıkacak engellerin bir hokus bokus hızıyla aşılması için gerekli tüm yasal araçlar da mevcut zaten. Derbent örneği, cambazlık niteliği kazanan yağmacılığın hangi yasal yolları takip ederek önünü açtığını da çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor: Derbent normal koşullarda Sarıyer Belediyesi’nin yetki alanlarında. Fakat belediye hazırlanan “kentsel dönüşüm projesi”ne dahil olmayı reddedince; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Afet Yasası’nı kullanarak yetkisini İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) devretti. Böylece küçük pürüzler de, yağma ve rantın en hızlı biçimde gerçekleşmesine odaklanmış şekilde kullanılan keyfi yasalarla aşılmış oldu!
İBB ile Yorum İnşaat’ın ortaklaşa hazırladıkları projenin kendisiyse “kentsel dönüşüm"ün yağmacı ruhunu, sınıfsal karakterini haykıracak cinsten... Proje gerçekleşirse Türkiye’nin en eski gecekondu bölgelerinden biri olan Derbent’te yaşayan hak sahibi işçi ve emekçiler mahallenin dörtte birine yapılacak sosyal konutlara sıkıştırılacak! Kendilerine kutudan farksız olan 51-74 metrekarelik daireler verilecek! Ayrıca bu sosyal konutlar ulaşım araçlarına, merkezi caddelere de hayli uzak bir bölgeye, Derbent’in üst kısımlarına sıkıştırılacak. Mahallenin geri kalan dörtte üçlük kısmıysa dışardan gelecek 3 bin kişi için yapılacak lüks konutlara ayrılacak. Bu konutların büyüklüğüyse 137-291 metrekare olacak!
Derbent için hazırlanan projenin adı ‘Yorum Maslak Evleri’. Elif İnce’nin bugünkü Radikal’deki yazısında dile gelen rakamlar, projenin yağmacı olduğu kadar, sınıfsal özünü de haykırır nitelikte:
Projeye göre mahalleli için 1652 ‘sosyal konut’, mahalleye yeni yerleşecekler için ise 934 lüks konut yapılacak. Sarıyer Belediyesi’nin kayıtlarına göre mahallede 2040 civarında konut birimi var. Yani mahallede şu anda yaşayan yaklaşık 400 hanenin nereye gideceği belli değil. Ayrıca kiracılar ve 100’ün üzerinde esnaf için de bir plan yapılmamış.Proje, kentsel dönüşüm denilen yağma ve talanın burjuvazinin o gözü dönmüş kar hırsını olduğu kadar; kapitalist mekanın da bu çelişki ve farklılıkların ruhuna uygun bir keskinlikle yeniden düzenlenmesinin çarpıcı örneğidir!..
280 dönümlük proje alanı içinde mahalleli, sosyal konutlara ayrılmış 76 dönüme, yani alanın dörtte birine sıkıştırılıyor. Yeni yapılacak 934 lüks konut için ise 100 dönüm ayrılmış. Lüks konutlar için metroya en yakın, manzaralı alan planlanmış.