Hrant 1915'te öldürüldü

7 yıldır yılan hikâyesine dönen Hrant Dink’in katli davası diğer taraftan Ermenilere dönük saldırılar devam ediyor

GÜNCEL
Cumartesi, 18 Ocak 2014 (12 yıl 9 ay önce)

Hrant Dink 1915'te öldürüldü


Mustafa Karabudak

Nazım Hikmet bir şiirinde "Dört nala gelip Uzak Asya'dan..." diyordu...

Laz şairi Nurdoğan Abaşişi de hayran olduğu büyük şaire cevap veriyordu: "Biz buradaydık..."

Evet, Türkler Orta Asya’dan geldikten sonra, Anadolulun mozaiği bozulmuş. Tüm halklara saldırılmış. Katliamlar sürgünler-soykırımlar başlamıştır.

İttihat ve Terakki’nin, Osmanlı İmparatorluğu’nu Türk esasına göre yeniden düzenlemek gibi bir projesi vardı. Osmanlı ekonomisini millileştirmek yine önemli bir amaçtı. Adriyatik Denizi’nden Büyük Okyanus’a kadar varacak bir imparatorluk düşünülüyordu. Fakat bu Türk imparatorluğu olacaktı. Rumlar, Ermeniler diğer Hristiyan halklar bu projede önemli pürüzlerdi.

Tüm Ermenilerin Batı Ermenistan’dan tehcir edilmeleri kararı, daha 1911 yılının sonlarında kabul edilmekle beraber Jöntürkler, Birinci Dünya Savaşı’nı bu kararı gerçekleştirmek için iyi bir fırsat olarak kullandılar.

Birinci Dünya Harbi arifesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda 2 milyonu aşkın Ermeni yaşamaktaydı. 1915-1923 yılları arasında 1,5 milyon civarında Ermeni öldürüldü. Kalan yarım milyonu ise dünyanın farklı ülkelerine sığındı.

Soykırım, insanların kolektif varlıklarına son vermek amacıyla organize edilen imhadır.

24 Nisan 1915 tarihinde başlayan tutuklamalar ve bunlara müteakiben yüzlerce Ermeni aydınının yok edilmesiyle, Ermeni halkının imhasının ilk aşaması başlamıştır.

Ermeni sorununun “nihai çözümünün” ikinci aşaması, sayıları 300 bin civarında olan Ermeni erkeğin Osmanlı Ordusu'na seferber edilmesi oldu. Askere alınan Ermeniler, daha sonra silahsızlandırılıp Türk askerleri tarafından katledilmişlerdir.

Soykırımın üçüncü aşamasında Ermeni kadın, çocuk ve yaşlılar öldürülmüş veya Suriye çöllerine sürülmüşlerdir. Ermeni tehciri esnasında yüz binlerce kişi, Türk askerleri, polisler ve Kürt çeteleri tarafından katledilmiştir, kalanlar ise açlık ve çeşitli hastalıklardan dolayı hayatlarını kaybettiler. Binlerce kadın ve çocuk, şiddete uğradı. On binlerce Ermeni zorla Müslümanlaştırıldı.

Ve Hrant Dink...
Güzel Anadolu topraklarının, güzel çocuğu Hrant Dink 19 ocak 2007 yılında İstanbul-Şişli'de kurşunlanarak öldürüldü. “Hrant Dink, öldürülen son Ermeni mi olacaktır?”, “Dahası var mı" gibi sorular yerine “öldürmek için Ermeni kaldı mı?” sorusunu sormak daha yerinde olacaktır.

Hrant dink başına gelecekleri önceden sezinleyip şöyle demişti:
Ruh halimin güvercin tedirginliği

Başlangıcında, 'Türklüğü aşağılamak' suçlamasıyla Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca hakkımda başlatılan soruşturmadan tedirginlik duymadım. Bu ilk değildi. Benzer bir davaya zaten aşinaydım.

'Benim Ermeni olmamın bu sonuçta bir rolü oldu mu?' Bildiklerim ve sezdiklerim Bu soruya karşılık, bildiklerimi ve sezdiklerimi yan yana getirdiğimde verebileceğim bir cevap var elbet. Özeti de şu: Birileri karar verdi ve 'Bu Hrant Dink artık çok olmaya başladı... Ona haddini bildirmek gerek' diyerek harekete geçti. 'Haddimin bildirilmesi' öncelikle Hrant Dink’in 'çok olmasına' biraz açıklık getireyim. Dink zaten epeyi bir süredir dikkatlerini çekiyor, canlarını sıkıyordu. 1996 yılıyla birlikte, AGOS’u çıkardığından beri Ermeni toplumunun sorunlarını dile getirirken, haklarını talep ederken ya da tarihin konuşulmasına ilişkin Türk resmi tezinin hoşuna gitmeyen kendi duruşunu sergilerken, arada bir çizmeyi aştığı olmuyor değildi ancak asıl bardağı taşıran damla 6 Şubat 2004 tarihinde AGOS’ta yayınlanan 'Sabiha Gökçen' haberi oldu. Dink imzasıyla ve 'Sabiha-Hatun’un sırrı' başlığıyla verilen haberde Gökçen’in Ermenistanlı akrabaları konuşuyor ve Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen’in aslında yetimhaneden alınmış bir Ermeni yetim olduğunu iddia ediyorlardı.

Bu haber, Türkiye’nin en çok satan gazetesi Hürriyet’te 21 Şubat 2004 tarihinde AGOS’tan alıntılanarak manşetten verilince olanlar oldu ve Türkiye’de yer yerinden oynadı. 15 günü aşkın bir süre tüm köşe yazarları habere ilişkin olumlu, olumsuz yorumlarda bulundular, değişik kesimlerden değişik beyanatlar verildi. Tüm bunların içinde en önemlisi ise Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı yazılı açıklama oldu. Genelkurmay bu haberi yapanlara karşı 'Böyle bir sembolü amacı ne olursa olsun tartışmaya açmak, milli bütünlüğe ve toplumsal barışa karşı bir cürümdür' açıklamasıyla tepki koyuyordu. Onlara göre bu haberi yapanlar artniyetliydi, Türk kadınının miti ve sembolü haline dönüştürülmüş bir kişinin Türklüğünü birdenbire onun üstünden çekerek o kimlikte deprem yaratmaya çalışıyorlardı. Kimdi bu densizler, kimdi bu Hrant Dink? Ona haddi bildirilmeliydi.

İstanbul Vali yardımcılarından biri arıyordu. Sert bir tonla, habere ilişkin elimdeki belgelerle Valiliğe beklediğini bildirdi...
Görüşmeye giden Hrant Valilik makamında dolaylı olarak tehdit edildi.

Ve hedef tahtası haline gelen Hrant Dink devletin kirli oyunlarının kurbanı oldu…

7 yıldır yılan hikâyesine dönen Hrant Dink’in katli. Diğer taraftan Ermenilere dönük saldırılar devam ediyor.

- Ermeni Soykırımın yıldönümü olan 24 Nisan'da (2011) Sevag Balıkçı öldürüldü. Sevag Balıkçı, Batman-Kozluk'ta askerlik görevini Jandarma er olarak yapmakta iken bir asker tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Önce ölüme kaza süsü verildi. Ancak bir yıl sonra görgü tanığı olan bir askerin ifadesini değiştirip, gerçeği itiraf etmesi üzerine Sevag'ın planlı bir şekilde öldürüldüğü gerçeği ortaya çıkmış oldu.

İstanbul Samatya’da bir ay içinde 4 Ermeni kadın vahşice öldürüldü!

Yine istanbul’da bir öğretmen evinde bıçaklanarak öldürüldü.

Bestecisi Ermeni diye bir şarkıya tahammül edemeyip yasaklayan zihniyet tabii ki fırsat buldukça Kendine benzetmediklerini katledecektir.

Hrant Dink şahsında devletin tarafından katledilen canlarımızı saygıyla anıyorum…

18 Ocak 2014