Geçen yıl Adana'nın Karataş İlçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitiren iki gencin ölümü ile ilgili ilginç gelişmeler...
Türkiye’de sınırsız yetkilere sahip olan polisin elindeki silahı istediği gibi kullandığına, sonrasındaysa bunu mahkemelerle birlikte sayısız gerekçeyle meşrulaştırıldığına alışığız. Önceki yıllarda işkencehanelere çekilen devrimci ve komünistlerin üzerlerindeki parayı, değerli eşyaları iç ettiğine dair de sayısız örnek yansımıştı kamuoyuna. Bunları bilmemize rağmen ölen gençlerin üzerindeki parayı ve telefonu çalmasına yine de şaşırıyoruz!..
Geçtiğimiz Mart ayında Adana’nın Karataş ilçesinde Umut Yıldırım ve Murat Yüksel isimli iki gencin hayatlarını kaybettiği trafik kazası ile ilgili insanı hayrete düşüren veriler yansıyor. Gençlerin avukatı Tugay Bek’in bugünkü Evrensel Gazetesi’nde yer alan açıklamalarına göre, kazanın yaşandığı olay yerine giden polis, ölen gençlerin üzerindeki 5 bin TL’yi ve telefonu çaldı. Dahası polis kazadan yaralı kurtulan Umut Yıldırım isimli gencin 155’ten yaptığı çağrıya geç yanıt verdiği için ölümüne neden oldu. Kaza merkeze 17 km uzaklıktaki bir bölgede olmasına rağmen polis kendisine yapılan çağrının üzerinden 3 saat geçtikten sonra olay yerine gidebildi! İlginç olan polisin gençlere kazadan yaklaşık 2 saat önce GBT yapmış olması!
Avukat Bek, geç giderek gencin ölümüne sebebiyet veren polisle ilgili sadece hırsızlık gerekçesi ile işlem yapıldığını belirtti. Açıklamaya göre, hırsızlık olayı da ailenin soruşturma isteği ile açığa çıktı. Yapılan incelemelerde polislerden birinin gençlerden Umut Yıldırım’ın sim kartını kullandığı anlaşıldı ve evinde yapılan aramada telefona da ulaşıldı. 5 bin TL’nin ise halen kayıp olduğu belirtildi. Bunun üzerine polis 4 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı.

Umut Yıldırım’ın annesi Aygül Ay, 155’i arayan oğluna ulaşılabilecekken 3 saat sonra ulaşılmasına isyan ederek, “Oğlum polise güvendi, 308 gündür toprağın altında, o polis elini kolunu sallaya sallaya geziyor” diyor. Avukat Tugay Bek de, polis hakkında sadece hırsızlıktan işlem yapıldığını, “adam öldürme kastı” ya da “ihmal sonucu ölüm”den yargılanması için suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
Bek ayrıca, polis memurunun görevine devam ettiğini düşündüklerini de ekledi. Bu da hiç şaşırtıcı olmaz herhalde. Öyle ya, Ethem'in, Ali İsmail'in tescilli katillerinin nasıl sarmalandıkları ortada. Büyük hırsızlıklar yapanların nasıl aklandıkları da... Tayyip'in oğlu Bilal örneği yeterli sanırız. O nedenle de bir ölüyü soyacak kadar düşkünleşmiş, olay yerine geç giderek ölüme sebebiyet vermiş olan bir polisin görevine devam etmesi hiç şaşırtıcı olmasa gerek. Hatta bu düzen için "işini bilen memur" en iyi memurdur! Memuru da sistemin kendisidir demek dışında söz kalmıyor!...