Antep E Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ahmet Yeter'in varolan yönetmeliklerin de hiçe sayılarak hücre cezasına çarptırılmış olmasının ardından olup bitenler, cezaevlerinde neler döndüğüne dair çarpıcı veriler sunuyor
Cezaevleri geçmişten beri faşist yasaların, baskıcı yönetmeliklerin bile uygulanmadığı dizginsiz bir keyfiliğin, zorun adresi olmuştur/olmaya devam ediyor. Bunun kamuoyuna yansıyan son örneği de Antep E Tipi Cezaevi’nde yönetmelikleri de ihlal ederek uygulanan hücre cezasıydı. Pek çok cezaevinde sayısız kere tekrarlanan “ihlaller”den biri olan olay, Radikal’in 16 Aralık sayısına taşınmamış olsaydı haberdar olamayacaktık
Habere göre, tutsaklardan Ahmet Yeter, 12 Temmuz 2013’te herhangi bir hakim kararı olmaksızın gardiyanlar tarafından hücreye atılmış, hemen sonrasında ise 5 günlük hücre cezası verilmişti. Yeter, “Ben zaten hücreye atıldım” diyerek itiraz etti ve avukatı Muharrem Ercan aracılığı ile suç duyurusunda bulundu.
Bunun üzerine Savcılık cezaevi yönetimine Yeter’i hücreye koyup koymadığını sordu. Cezaevi müdürü soruya, “Yeter’e disiplin cezasının infaz edilmediğini” yanıtı verdi.
Bu yanıtın gerçekleri yansıtmadığını belirten avukat, savcılıktan kamera görüntülerinin incelenmesi için bilirkişi tayin etmesini istedi. Savcılığın atadığı bilirkişi görüntüleri izleyerek, Yeter’in hücreye konulduğunu doğrulayan bir rapor hazırladı. “Görüntülerin incelenmesinde Yeter 12 Temmuz’da koğuştan çıkarılarak hücreye konuldu. Ve 15 Temmuz’da hücreden çıkarılarak koğuşuna götürüldü” denilen rapor, 16 Aralık 2013 tarihinde Radikal tarafından ‘Cezaevinin hücre yalanı kameralarda’ başlığıyla haberleştirildi.
Radikal’de çıkan haberden sonra Gaziantep Savcılığı, soruşturmasını kısa sürede bitirdi ve kendi atadığı bilirkişinin raporuna rağmen, şüpheli gardiyanların hazırladığı tutanak ve ifadeler doğrultusunda Yeter’in, hücreye değil, müşahadeye konulduğu yönünde sonuca ulaşıp takipsizlik kararı verdi. Yeter’in avukatı Ercan, bilirkişi raporunun hiçe sayıldığını, sadece gardiyanların soyut beyanlarından yola çıkıldığını belirterek karara itiraz etti.
Bu itirazın sonuçlanması bile beklenmeden, ilgili haberin bulunduğu Radikal gazetesi nüshasının Ahmet Yeter’e verilmesi sakıncalı bulundu.
Gaziantep E Tipi Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı’nın 13 Ocak’ta aldığı kararında, haberin gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek, “Gazetenin Yeter’e verilmesi halinde diğer tutuklu ve hükümlülere asılsız haberi kullanarak yalan ve yanlış bilgilendireceği, hükümlüleri olumsuz yönde etkileyerek kurum idaresine karşı galeyana getirmeye çalışacağı, tesiri altına alacağı, bu hareketleri ile kurum asayiş ve güvenliğini tehliyekeye düşüreceği” iddia edildi.
Tek başına bu örnek bile binlerce tutsağın bulunduğu cezaevlerinde nasıl bir çarkın döndüğünün anlaşılması açısından çarpıcıdır. Bu keyfilikler, tutsakları kişiliklerinden soyundurmayı ve iradesizleştirmeyi esas alan uygulamalar dışardaki hücreler yıkıldığı oranda son bulacaktır!