Cenevre 2'den yansıyan

Emperyalistlerin istedikleri forma girmedikleri için Cenevre'ye davet edilmeyen Kürtler, Rojava'da kendi yollarında yürüyor

DÜNYA
Salı, 28 Ocak 2014 (12 yıl 9 ay önce)

Cenevre 2 görüşmeleri, bölge dengeleri içerisinde yeni savaş stratejilerini beslemenin ötesine geçebilecek durumda değil. Değil çünkü, bugüne kadar Suriye üzerinden yenişemeyen emperyalist egemenlik çatışmasının aktörleri, Cenevre 2'yi mevzi tazelemenin kaldıracı haline getirmeye oynuyorlar.

Emperyalistler ve bağlaşıkları, Cenevre 1'in yayınladığı bildiride (30 Haziran 2012'de) ifadesini bulan “Suriye’de tam yetkili geçiş hükümeti kurulması” mutakabatından geri adım atarak Cenevre 2'yi toplamak durumunda kaldılar. Esad rejiminin arkasında duran Rusya'nın yaptığı ataklar (Nükleer anlaşması vs.) ve El-Kaide, IŞİD (Irak ve Şam İslam Devleti) gibi güçlerin kontrol dışına çıkması, Esad'a alternatif bir gücün henüz organize edilememiş olması gibi faktörler Cenevre 1 bildirisini, dolayısıyla fiili emperyalist müdahaleyi de boşa düşürmüş oldu.

Sırtını Rusya ve Çin'in başını çektiği emperyalist bloka dayayan gerici Esad rejimi, Cenevre 2'nin gündemiyle de birleşik ömürlerini belli bir süre daha uzattıklarını ilan etmiş oldu. ABD'nin başını çektiği emperyalist blok ise, kendi denetimlerinde bir odağı güçlendirmek için zaman kazandılar. Her durumda emperyalist blokların egemenlik çatışmasının kışkırtıp büyüttüğü Suriye'deki gerici iç savaşın derinleşerek büyüyeceği gerçeği varlığını koruyor.

ÖSO içerisinde ağırlığı olan belli güçlerin kontrolden çıkması üzerine ABD, Suudi Arabistan ve Katar sponsorluğunda, “ılımlı İslam” projesi üzerinden ÖSO'dan koparılan silahlı gruplarla İslami Cephe kuruldu. Bunların yeni bir ‘Uyanış Konseyi’ rolü oynaması isteniyor. Bu doğrultuda cephane ve para desteğinin aktığı İslami Cephe sadece rejimle değil ondan da önce El-Kaide ve IŞİD ile savaş halinde... Bu gruplar arasında mahallelerde, bölgelerde denetim sağlamaya dönük çatışmalar Cenevre 2 sonrası şiddetlenerek devam edecek.

Dolayısıyla at izinin it izine karıştığı, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan Suriye'de gerici iç savaşın yarattığı trajedi büyüyecek gibi görünüyor. Emperyalist haydutluğun Cenevre 2'de gündemleştirdikleri “terör ve yarattığı insani sorunlar” başlığının içeriğinin ne olduğunu İslami Cephe üzerinden açılan yeni savaş mevziinde görmek mümkün.

Emperyalistlerin istedikleri forma girmedikleri için Cenevre'ye davet edilmeyen Kürtler, bu keşmekeş dışında kalarak Rojava'da kendi yollarında yürümeye devam ediyorlar. Kendi kaderlerini “demokratik özerklik” olarak belirleyen Rojava'lı Kürtler'in, Cenevre 2 görüşmelerinin öngününde Cizîre Kantonu Demokratik Özerk Yönetimi'ni ve görüşmeler sırasında da Kobanê Kantonu Demokratik Özerk Yönetimi'ni ilan etmesi kendi çizgisinde bağımsız bir tutum ve anlamlı adımlar olarak tarihe kaydedildi.

Rojava'da Barzani’nin desteklediği grupların oluşturduğu ENKS, tutum konusunda PYD ile yaptıkları anlaşmanın dışına çıkarak Cenevre 2'ye katıldılar. Bunlar, emperyalist güçler ve Türkiye gibi işbirlikçi bölge ülkeleriyle eşgüdümlü olarak Rojava'nın kuşatılıp boğulmak istenmesine ortak olmaya devam edecekler.

Rojava'nın güçlendirilmesi, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkına sahip çıkılması önemlidir. Diğer yandan Suriye halklarının iradesine ipotek konmak istenmesine, gerici Esad rejimiyle, işbirlikçi çeteler arasında bir tercihe zorlanmasına meydan verilmemelidir.

Cenevre 2'den halklardan yana beklenti içerisinde olanlar fena halde yanıldılar. Orada süren görüşmelerden çıka, çıka gerici iç savaşın farklı aktörler üzerinden derinleştirilmesi çıkacak. Suudi Arabistan ve Katar gibi işbirlikçi bölge devletleri de bu yıkıma kan taşımaya devam edecek. Türkiye ise fena halde sıkışacak. Türkiye'nin El-Kaide ve IŞİD'e sunduğu destek belli bir süredir ABD tarafından onaylanmıyor. Bu durumda suyu geçerken at değiştirmek durumunda mı kalacaklar, yoksa ABD ve müttefiklerinin ehlileştirmek istedikleri çetelere destek vermeye devam mı edecekler onu göreceğiz. Fakat her iki durumda da işleri kolay olmayacak.