Meclis Cezaevi Alt Komisyonu, Sincan Cezaevi'ndeki çocukların yaşadıkları ile ilgili hazırladığı raporda çocukları suçlarken gardiyanları aklıyor. Rapor, Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nca da kabul edildi
TBMM Cezaevi Alt Komisyonu’nun 6 Ocak tarihinde Sincan Cezaevi’ndeki incelemeleri sonucu hazırladığı rapor, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nda kabul edildi.
Kabul edilen rapor, çocuk tutsakların günlerce yaşadıkları işkence ve baskıları yok saymakla yetinmeyerek çocukları haksız bulup yargılayan bir içerikte.
Sincan Cezaevi’ndeki çocuk tutsaklar, daha önce de uğradıkları baskı, şiddet, ölüm tehditleri ve dayatmalarla gündeme gelmişti. Bu süreklileşmiş durum, Aralık ayının son günlerinde kapsamlı bir saldırıya dönüşmüştü. Gardiyan güruhunca gerçekleştirilen fiili saldırıda çocuklara gaz sıkılmış, darp edilmişlerdi. İşkenceye maruz kalan çocuklar incecik giysilerle ve yaralı halde hücrelere atılmışlardı.
Çocuklara yapılanlar, ailelerin görüşe gitmeleri ile öğrenilmiş ve 1 Ocak tarihinde yapılan basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulmuştu. Olay bununla da kalmamış çocuklardan bazıları hemen ardından sürgün edilmiş; bu esnada da çıplak arama ve işkenceye tabi tutulmuştu.
Olayın kamuoyunun gündemine taşınmasından sonra Meclis İnsan Hakları Komisyonu (MİHK) cezaevinde araştırma yapacak bir alt komisyon görevlendirmişti. Bu Komisyon 6 Ocak tarihinde cezaevinde inceleme yapmış, çıkardığı sonuçları rapor haline getirerek MİHK’na sunmuştu. Komisyonun kabul ettiği bu rapor, kelimenin gerçek anlamı ile ibretlik bir içerikte!
Rapor, “Çocukların infaz koruma memurları tarafından önceden hazırlanan bir program-plan çerçevesinde dövüldüğü ve eziyete maruz bırakıldığı yönündeki iddialar tamamen gerçeklere aykırıdır” diyor.
Olayların, çocuklar tarafından başlatıldığı ve çocukların gardiyanlara saldırması ile asıl olarak gardiyanların yaralandığı belirtiyor. Bunu da kamera görüntülerine dayandırıyor. Çocuklardaki darp izleri ise “Çocukların doktor raporlarında gözlenen ödem, ekimoz ve lezyon türü sorunlar, ceza infaz kurumu görevlileri ile çocuklar arasında cereyan eden arbede esnasında oluşması mümkün boyutlardadır” sözleri ile geçiştiriliyor.
Rapor çocuklardaki darp izlerini böyle değerlendirirken, çocuklara saldıran gardiyanlar içinse oldukça dramatize bir tablo çiziyor. Raporda, sözümona çocukların saldırısına uğrayan gardiyanlardan on ikisinin 1 ila 7 gün arasında istirahat raporu almak zorunda kaldıkları anlatılıyor.
Öncesiz ve sonrasız hale getirilen olay anlatımı insana güler misin, ağlar mısın, öfkelenir misin arasında gelgitler yaşatıyor. Öncesi ve sonrası bir yana, sadece olay anında bile eli sopalı, coplu, gazlı onlarca gardiyanın küçücük çocuklar tarafından darp edilmelerinin mantık sınırlarını hayli aştığı ortada!
Rapor bu aklama, saldırıları cesaretlendirme sınırlarında da kalmayıp dışardaki kitle örgütlerini de kamuoyunu yanıltmakla “eleştiriyor”: “Kamuoyunu yanıltmak ve çocuklara ilişkin kamuoyundaki hassasiyeti suiistimal etmek amaçlı haberlerin yayılması en çok çocukları hak kaybına uğratacak bir husustur. Bu konuda bazı sivil toplum kuruluşlarının duyarlı olması gerektiği değerlendirilmektedir” diyor.
Kısacası bozacının şahidii şıracı! Faşizmin “temiz” yüzü, kirli ve karanlık yüzünü aklayıp paklıyor. Dünyanın bütün suları ile temizlense de aklanamayacak o yüzünü...