Cuma, 7 Şubat 2014 (12 yıl 8 ay önce)
Gamze Sağlık Sarısoy (*)
"Haziran’da Ölmek Zor…" demiş ozan
2013 Haziran’ı çocuklarımız ustalaştı kavgada ve ustalaştı ölümde…
Sabırsızdı herbiri. Geri durmayı akıllarına getirmediler. Gezi Parkında tutuşan ateş yayılırken memlekete köşe bucak, mahalle mahalle; durup düşünmediler, attılar kendilerini sokağa, barikata…
Ethem de oradaydı… Hepimiz oradaydık…
1 Haziran Cumartesi günü Güvenpark’ta katil Ahmet Şahbaz tarafından kasıt gözetilerek vurulmadan evvel insanlığın kurtuluşu için, inandığı davası için, hiç tanımadığı ve hiç bulunmadığı Gezi Parkı'ndaki insanlara destek, onlara yapılan zulmün karşısında durmak için ORADAYDI…
Katledildiğinde 26 yaşındaydı ve taşıdığı kocaman yüreği ve bilinçli öfkesiyle OSTİM işçisi Ethem barikatın önündeydi...
- Nasıl, 70li yıllara benziyor mu abi?
- Benziyor Ethem, tek fark silahlar patlamadı...
Ensesindeki plastik mermi yarasının kanını temizliyorum. Bir sigara molası alıyoruz. Dinlenmesi, geride kalması için ısrar etsem de dinlemiyor. 'Kanama durduysa boş ver' diyor ve tekrar ileri atılıyor.
Abi gözünü seveyim çok ileri çıkma… TOMA geliyor, şu büfenin arkasına geç…
(…) Kızılay’ın ortasındayız… Nefes nefeseyiz.
(…) Telefonum çalıyor
'Abi, Ethem öldü… Ethem öldü.
Böyle anlatıyor öncesi ve sonrasını “dostu, yoldaşı, avukatı” Kazım Bayraktar, “
Halkın Yoldaşı Ethem Sarısülük” kitabında.
Halkın Yoldaşı kitabını okudukça Ethem’i anlıyoruz.
Bir süre sonra Ethem oluyoruz…
Sömürü düzeninin hayatlarımızı nasıl yaşanılmaz kıldığını, bir ananın yaşama ve yaşatma inadını, bir ablanın gücünü, kardeşliği ve Ethem’i görüyoruz. Ethem, kitabı okudukça büyüyor, o büyüdükçe kavgası büyüyor. Kimi zaman “
Emeğin Yumruğu” oluyor, çarpıyor suratına işbirlikçinin, hainin…
Vurulup düşüyor Ethem korkak bir kahpenin kurşunuyla ama bir mavzer oluyor yoldaşlarının, onu hiç tanımayan ama sevdasına yanık arkadaşlarının elinde…
12 Eylül 1980 darbesi ardından gözaltına alındıktan sonra dövülerek öldürülen
İlhan Erdost’ un kızı
Alaz Erdost,
Eren Aysan ve
Özge Mumcu ile Sarısülük ailesine yaptıkları taziye ziyaretinin ardından şöyle diyor; “
Kapının önünü kaplayan ayakkabıların yanına çıkardık ayakkabılarımızı. Ethem’in ayakkabısı yoktu…”
Ethem’in arkadaşlarına verdiği değeri, nasıl mücadeleci olduğunu, kavgasına bilinçle bağlı olduğunu okudukça anlıyoruz.
Kardeşimiz, dostumuz, yoldaşımız Ethem’i uğurlamıyoruz. Aksine ailesinden oluyoruz, ondan bir parça katıyoruz yaşamımıza.
Bu topraklarda henüz son sözün söylenmediğini ve elbet ezilen halkların sınıf dayanışmasıyla yaratacakları güçlü mücadelenin egemenler için nasıl da korkutucu olduğunu gördük Gezi direnişi sürecinde.
Ve haklı talepleri uğruna sokaklara dökülen bizlerin nasıl öldürüldüğünü gördük.
Şimdi herbirimiz
Mehmet,
Ali İsmail,
Abdullah,
Medeni,
Atakan,
Hasan Ferit ve Ethem’iz.
Mücadelemizde yaşayacaklarını, her sokağı onların adıyla özgürleştireceğimizi biliyoruz ve halkın adaleti sağlanana dek buradayız. Tıpkı onlar gibi en önde bir sıra neferi olarak…
Halkın Yoldaşı Ethem Sarısülük kitabı, tarihe düştüğümüz bir not. Güzel insanları ve güzel hayalleri olan…
(
*)
Yeniköy Forumu aktivisti