Greif işçilerinden işgal!

Greif çuval işçileri toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine bugün Dudullu'daki fabrikada işgal başlattılar

GÜNCEL
Pazartesi, 10 Şubat 2014 (12 yıl 8 ay önce)

Greif çuval işçileri toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine bugün Dudullu'daki fabrikada işgal başlattılar. TİS görüşmelerinde taşeron çalışmaya son verilmesi ve taşeron işçilerin kadroya alınması, ücret ve sosyal hakların iyileştirilmesini içeren taleplerin kabul edilmemesi üzerine mesaisi biten işçilerler fabrikayı terketmedi.

Greif yönetiminin talebi üzerine saat 14.00 sıralarında tekelin Dudullu'daki binasında başlayan görüşme devam ederken, saat 15.00'te vardiya değişimi için fabrikaya gelen işçilerle vardiyası biten işçiler bir araya gelerek ortak tutum aldılar. Fabrikayı terk etmeyen işçiler tüm bölümlerde iş yavaşlatma eylemi başlattılar.

Uzun süre yapılan TİS görüşmelerinden sonuç alınamadı. Bunun üzerine toplantı yapan işçiler, özel güvenlik elemanlarını fabrikadan çıkararak kapıları kapattı.

İşçiler akşam saatlerinde bir toplantı daha gerçekleştirdiler. Toplantıda talepler karşılanana kadar eylemin kararlılıkla sürdürüleceği dile getirildi. Değerlendirme işçilerle paylaşıldı.

Greif'ta taşeron şirketlere bağlı çalışan işçiler patronları tarafından aranarak yarın fabrikaya gelmemeleri, geldikleri durumda da içeri alınmayacakları yönünde konuşmalar yapıldığı bildirildi. 
Fabrika ve bahçesinde işçilerin bekleyişi sürüyor. İşgalin bütün talepler kabul edilene kadar süreceği dile getiriliyor.



Gelişmelere ilişkin Greif işçilerinin yaptığı açıklamayı yayınlıyoruz:
 
Emek hırsızlığına, taşeron belasına, asgari ücret sefaletine geçit yok!
Hayatta seyircilere yer yoktur. Ya kaderinizi ellerinize alır, kendi yolunuzu kendiniz çizersiniz; ya da rüzgarda savrulan yapraklar misali ona boyun eğersiniz.

İşte biz de uzun yıllar boyun eğenlerdendik hep, ta ki karderimizi nasırlı ellerimizin arasına alıp da onu değiştirmeye karar verene dek... İlerisini görememenin getirdiği tarifsiz korkular yok artık; geleceğini şekillendirmenin verdiği tatlı heyecanına bıraktı yerini şimdi. Ve bugün sizlere, işgal gerçekleştirdiğimiz fabrikalarımızdan sesleniyoruz.
 
İyi ama, kimiz biz?
Bizler Esenyurt-Hadımköy ve Ümraniye-Dudullu'da kurulu Greif (Sunjüt) Çuval Fabrikası'nın işçileriyiz. Taşeronlarla beraber bin 500 kişiyiz. Yakın zamanda Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) bağlı Tekstil İşçileri Sendikası'nda örgütlendik.

Geçtiğimiz Kasım ayında, firma yönetimi sendikalaşma çalışmasını ilk öğrendiğinde, bir arkadaşımızı işten atmıştı. Akıllarınca gözdağı verecek, korku salacaklardı. Ancak biz “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!” demesini öğrenmiştik çoktan. Kendilerine çok güvenliydiler müdürlerle yancıları, şalterleri ilk indirdiğimizde. Belki de böyle bir birlik-beraberlik beklemiyorlardı bizden.

Müdürü, şefi, ustası toplanıp geldiler başımıza. İlkin tehditler savurdular, sökmedi. Sonra zam, rüşvet, sus payı... Ahlaksız tekliflerinin bini bir para. “Arkadaşınızı boşverin, ne dilerseniz dileyin bizden” demişlerdi.

“Arkadaşımız işbaşı yapacak, tek isteğimiz budur!” dedik hep bir ağızdan. Kendileri gibi sanmışlardı bizi. Ama yanıldılar. “Bir işçinin ekmekten önce onura ihtiyacı vardır”, bunu biliyorduk. Ve 8 saat dayanabildiler ancak. Af dilediler birer birer hepimizden ve işten atılan arkadaşımızı patronun elinden çekip aldık, elbirliğiyle diz çöktürmesini bildik sırtımızdan geçinenlere. Kendi deyimleriyle tükürdüklerini yaladılar. Ve giriştiğimiz işgal eylemi ile sendikamızı fabrikaya soktuk.

Ve bugün toplu sözleşme görüşmelerinde bizleri hiçe sayıp aşağıladıkları; taşeron sistemini ve kölelik koşullarını bize dayattıkları için bir kez daha aynı silaha başvurduk. Ve fabrikamızı işgal ettik.

Biliyoruz, birileri bu yaptığımıza cahil cesareti diyecektir. Kavel işçilerine de öyle demişlerdi: “Aklınızı mı kaçırdınız siz?” Ama hayır, 41 sene evvel Kavel Kablo işçileri ne yaptıklarını çok iyi biliyorlardı. Evet belki tozlu kanun kitaplarında yoktu GREV sözcüğü bile. Ama bizim anayasamızda, sınıf mücadelesinin yasalarında vardı.

Kore'de işgalci Ssangyong işçileri, tüm dünyanın gözleri önünde kahramanca direndiler ve onların zaferi hepimizindi. Tıpkı bizde DİSK'i savunmak için ayaklanan işçi sınıfının 15-16 Haziran'daki tutumu gibi... Biz işçiler, tarihimizi tanıdıkça büyük işler başarmak için gereken kuvveti kendimizde daha çok bulmaktayız, her geçen gün.

Ne istiyoruz? Kavgamız kime karşı?
Ayakkabı kutularında milyonları dolduran hırsızları unutmadık. İşçiye her sene asgari ücret sefaletini reva görüp, milletvekili maaşlarına oybirliği ile yüzde 100 zam yapan büyükbaşları da öyle... Ve şimdi seçim zamanı olunca, bu soyguncu takımı, yani bizleri bu hale düşürenler utanıp sıkılmadan oy avcılığı çıkıyorlar. Bizler çözümü ayakkabı kutularında da tahta sandıklarda da aramıyoruz. Kimseden sadaka istemiyoruz. Biz emeğimizin çalınmasın istiyoruz, bizler ücretli kölelik düzeni son bulsun istiyoruz.

* Bizler, geleceğimizi ve güvenceli çalışma hakkımızı tehdit eden, anayasaya göre dahi suç olan taşeron çalışmanın kaldırılmasını, fabrika bünyesindeki taşeron şirketlerde çalışan tüm arkadaşlarımızın kadroya geçirilmesini istiyoruz.

* Yıllardır düşük ücretlere ve kölelik koşullarına mahkum edilen işçiler olarak ücretlerimizin yükseltilmesini istiyoruz.

* Her türlü sosyal haktan yoksun olarak çalıştığımız fabrikamızda sosyal haklara sahip olmak istiyoruz. İşte en insani ve temel taleplerimize kulak tıkanması nedeniyle haklı-meşru taleplerimiz için eylemdeyiz.

Kardeşler, emek ve kavga dostları,
Biliyorsunuz, hemen hemen bütün sendikaların başlarına çöreklenmiş sendika patronları “hem kazandırıp hem kazanacağız” yalanlarıyla bizi oyalıyor ve patronları kolluyorlar. Ancak bilmeliyiz ki sendika patronlarının dediği gibi dilene dilene kazanılmıyor. Mücadele tarihimizin sayısız kez gösterdiği gibi ancak, DİRENE DİRENE KAZANILIR.

“İş barışı” lafını ağzından düşürmeyenler, bugün halen daha, anamızın ak sütü gibi helal bir hakkımıza, kıdem tazminatımıza el uzatabiliyorlar. Yüzlerine geçirdikleri maskeler ile, biz işçilere gerçekleri unutturmaya çalışıyorlar.

Bizim alınterimizden çaldıkları, kardeş halkların üzerine ölüm olup yağıyor. Parçası oldukları haksız ve kirli savaşlarla, emperyalist çıkarlar uğruna hizmet ettikleri işgallerle milyonlarca insanı felakete sürüklüyorlar. Biz işçiler ise tek bir İŞGAL tanıyoruz, o da sırtımızdan geçinenlerin özel mülkiyetine saplanan fabrika işgalleridir. Bir tek haklı SAVAŞ biliyoruz, o da köleliğe sona erdirmek için verdiğimiz sınıf savaşıdır.

“Bu, üç-beş ağaç meselesi değil” diyorlardı ya pek muhterem “devlet büyüklerimiz”, doğrusu haksız da sayılmazlar hani. İşte bizimkisi de “üç-beş kuruş meselesi” değildir yalnızca... Sorun hepimizin bildiği gibi bunun çok ötesindedir. Sokağa çıkan milyonlara her türlü karalamalar ve kirli yöntemlerle saldıranlar elbette ki bizim giriştiğimiz haklı mücadeleye de aynı tahammülsüzlüğü gösterecektir. Ancak biz Greif işçilerinin zincirlerimizden başka kaybedecek şeyimiz yok.

Bu nedenle tüm işçi kardeşlerimizi; emekten ve onurdan yana tüm insanlarımızı seyirci kalmamaya, haklı mücadelemize omuz vermeye çağırıyoruz. Zafer bizim olacak. Zafer tüm işçi sınıfının olacak.
Krizin yükü patronlara, işçi sınıfı iktidara!

- Fabrikalar cehennem, işçiler köle kalmayacak!
- Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!
- İşgal, Grev, Direniş!


İşgalci Greif işçileri
10 Şubat 2014