Biz alınterimizi satıyoruz

Toplu iş görüşmeleri sürecinde talepleri kabul edilmeyen Greif işçileri fabrikayı işgal ederek kararlılıklarını gösterdiler

GÜNCEL
Cuma, 14 Şubat 2014 (12 yıl 8 ay önce)

Greif işçileri 4 gündür direnişte. Toplu iş görüşmeleri sürecinde talepleri kabul edilmeyen işçiler fabrikayı işgal ederek kararlılıklarını da göstermiş oldular.

Hadımköy'de bulunan fabrika, ürettiği çuvalları yurtdışına gönderiyor. Çuvalların dikimi ise Dudullu'daki fabrikada yapılıyor. O nedenle burada başlayan bir grev, direkt olarak Dudullu'daki fabrikada da işleri durdurabiliyor. Hadımköy'deki Greif'te 23 taşeron şirket, Greif genelinde 44 taşeron firma bulunuyor.

Fabrika'da ücretler de taşeron firmalara göre değişiyor. Resmi tatillerdeki izinlerin kaldırılması, ücretlerin düşük olması, çalışma koşullarının ağırlığı, yeni giren bir işçi ile 10 yıllık bir işçinin aynı ücreti alması, az ürün çıkaranın işten atılacağı tehdidi savurulması gibi birçok sorun işçileri sendikalalaşma sürecine götürmüş.

Fabrikaya girişte “Direniş alanımıza hoşgeldiniz" pankartı ziyaretçileri karşılıyor. Fabrikaya giriş ve çıkışlar işçilerin oluşturduğu güvenlik birimi tarafından denetleniyor Fabrika içerisinde her şey belli bir düzen dahilinde yapılıyor. Sigara ya da çay içmek için ayrı bir alan ayarlanmış. Fabrikanın oldukça temiz tutulduğu göze çarpıyor. Birimler oluşturularak görev dağılımları yapılmış. İhtiyaçlar ve istekler ise yapılan toplantılarda konuşularak karara bağlanıyor.



Fabrikada 250-300 civarında kadın işçi çalışıyor. Gündüzleri gelip direnişe katılanlar olduğu gibi gece orada kalan kadın işçiler de var. İşçilerin çocukları ve aileleri de direnişe destek veriyorlar. İşçiler, fabrika sahibinin taşeronu devreden çıkardığında hiçbir zararının olmayacağını, taşerona verdiği parayı direkt kendilerine verdiğinde aslında daha samimi bir çalışma ortamı olacağını ve taşeronu devreden çıkarana kadar direnişe devam edeceklerini söylüyorlar. Seslerinin dışardaki işçilere, emekçilere duyurulmasının önemli olduğunu, desteğin bu şekilde artacağını ve direnişin büyüyeceğini belirten işçiler, desteğe gelenlere de teşekkür ettiklerini, kendilerinin yalnız bırakılmamasını istediklerini söylediler.

Konuştuğumuz işçilerin hepsi direnişten dolayı heyecanlı olduklarını ve kararlılıklarını dile getiriyorlar. İşgalin yarattığı özgüven hemen hemen konuştuğumuz tüm işçilerde göze çarpıyor.



Alınteri: Kaç yıldır burada çalışıyorsunuz?
Hüseyin Güvenç: 1,5 yıldır.

Alınteri: Hangi taleplerle direnişe başladınız?
Hüseyin Güvenç: Bu fabrikada yaklaşık bin işçiyiz. 500 kişi civarında fason, geri kalanı ise buranın kendi elemanı. Burada ilk önce kendi haklarımızı kazanıp taşeronluğu kaldırmak için mücadelemiz başladı. Tüm arkadaşların kadrolu olmasını, fabrika bünyesinde olmasını ve haklarımızın eşit olmasını istiyoruz, bir de ücretlerimizin artırılmasını...

Alınteri: Fabrika işgaline nasıl gitti bu süreç? Sendika görüşme yaparken, işgal haberi geldi. Birtakım tereddütler mi vardı, birtakım taleplerin kabul edilmeme ya da sendika tarafından yeterince temsil edilememe gbi bir kaygı mı vardı?
Hüseyin Güvenç: Süreç devam ediyordu; gelindi gelindi sonra görüşmenin sona erdiği söylendi. Görüşmenin buraya kadar olduğu tarafımıza bildirildi. Onların teklifleri vardı, biz onları kabul etmeyeceğimizi söyledik. Bütün arkadaşlar tek kararda, onların verdiğini kabul etmeyeceğimizi ve kendi taleplerimizde ısrar edeceğimizi söyledik.O nedenle burdayız. Amacımız karnımız doyana kadar yemek yiyebilmek.

Alınteri: Burada yaşamı nasıl örgütlüyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?
Hüseyin Güvenç: Aramızda görev dağılımı var. Fabrikanın bütün güvenliği bize ait. Temizliği biz yaptık, ortak kullandığımız tüm alanları temizledik, her gün temizliğimizi yapıyoruz. Ürünlere, mamüllere, fabrikaya herhangi bir zarar vermiyoruz. Bölüm komitelerimiz var, onlar her gün toplanıp bilgi alışverişi yapıyor. Kendi aramızda, komiteler arasında konuşmalar yapıyoruz, isteklerimizi ihtiyaçlarımızı belirliyoruz, diğer arkadaşlara da anlattığımızda kimse itiraz etmiyor. Herkes hazır yani, hemfikiriz. Dağılmayacağımıza kanaat geldik, devam edeceğiz. Onun dışında eğleniyoruz de bir taraftan; halay çekiyoruz, türkü söyleyen arkadaşlarımız var...

Alınteri: Böyle bir direnişin içindesiniz, talepler de kazanılırsa bir örnek de olacak işçi sınıfı için. Ne hissediyorsunuz?
Hüseyin Güvenç: Hayatım boyunca böyle birşey yaşamadım, görmedim. Bu yaşıma kadar çalışıyorum, 30 senedir, ama böyle bir şey görmedim. Hepimiz çok heyecanlı ve çok mutluyuz. Hem eğlence hem istikrar hem gelecek peşinde... Herkes kararlı olduğunu söylüyor.

Aillerimiz öncekinden daha çok seviyor bizi. Daha çok seviyor, çünkü onlarla daha mutlu yaşamak için bu mücadeleyi veriyoruz. Karnımız doyana kadar yemek yemek istiyoruz. Bu da çok değil herhalde.
Çalışmaktan gocunmuyoruz biz. Biz alınteri satıyoruz. Kimi ayakkabı, kimi kıyafet satar biz alınteri satıyoruz. Ama biz emeğimizin değerini belirleyemiyoruz. Benim emeğimin değerini kim belirleyecek? Ben diyorum 10 lira, o diyor 2 lira. Gel diyorum 5 lirada anlaşalım yok diyor yarım daha vereyim olsun 2,5 lira. Yani bunun gibi, yıllardır böyle devam ediyordu. Biz bunu başaracağız, hakkımızı alacağız.

Kaybedecek bir şeyimiz yok!



Kadın işçiler Emel Özyurt, Emine Bilgili, Füsun Ayfürek'le de konuştuk:
Alınteri: Süreci anlatabilir misiniz? Fabrika işgal kararı nasıl alındı?
Emel Özyurt: İşçiler haklarını istiyor; bu zamana kadar alamadıkları haklarını, tazminatlarını, ikramiyelerini, mesailerini istiyor. Senelerce burada çalışıp da hala asgari ücret alan işçiler var. 7 senedir burdayım, taşerondayım. Bu zamana kadar hiç böyle birşey olmadı. Bizden olan arkadaşlarımız oldu, onların sayesinde “bir yerde dur diyelim buna” dedik. “Bunlara daha fazla fırsat vermeyelim, bizleri daha fazla sömürmesinler”. Bunun için böyle bir şeye kalkışıldı. Haklarımızı arıyoruz.



Alınteri: Çalışma şartlarınız nasıl?
Mesai yaptığımızda mesainin karşılığını alamıyoruz. Normalde çalışma saatlerimiz 8-6 arası. Ama mesaide 9'a kadar çalışıyoruz. Cumartesi + ama mesai olursa 9'u buluyor. Sigortalarımız asgari ücretten yatıyor.

Alınteri: Ücretler arasında farklılık var mı?
Emel Özyurt: Taşeron olduğumuz için herkes aynı ücreti almıyor. Çalışanların çoğu akraba. Biz dışlanıyoruz. Onlar akraba olduğu için birbirini tutuyorlar. Taşeronların çoğu burada yok. Dışlarda da taşeron patronlarının örgütlenmesi var. Toplantılar oluyor. Arkadaşları kendileri çekmeye çalışıyorlar.

Füsun Ayfürek: Bazısı daha çok alıyor. Özellikle akraba olanlar ama biz daha az alıyoruz. Onlar üç ayda bir erzaklarını alıyorlar ama biz alamıyoruz. Hiçbir hakkımız yok, sadece mesai ve kuru maaşımız var. Çalışmazsan “kapı orada” diyorlar.

Alınteri: Eyleminiz karşısında DİSK'in, sendikanın tutumu nasıldı?
Emel: Çok bilgim yok açıkcası. Arkadaşlarımız iletişim kuruyor onlarla. Onlardan bilgi alıyoruz.

Alınteri: Kadın çalışan sayısı nedir? Onlar da direnişe katılıyor mu?
Emel: 250- 300 kadın var. Eşlerinden çocuklarından dolayı da kadınların katılımı daha az
Füsun: Kadın çalışanların çoğu onların akrabaları. Onlar katılmıyor. Tehdit de ediliyorlarmış “işten çıkarırız” diye. O korku da var.

Alınteri: Dudullu'daki direniş hakkında bilginiz var mı? Nasıl gidiyor?
Emel: Bildiğim onlar da bizimle greve başladılar, bize destek verdiklerini biliyorum.

Alınteri: Orda işçilerle görüşemiyoruz. Direnişte olan işçilerle desteğe gelenlerin görüşmesi engelleniyor. Dün gittik oraya hem güvenlik hem de sendikanın engeliyle karşılaştık. İşçilerle yüzyüze görüşme yapamayacağımızı söylediler.
Emel: Birçok haber çıktı. Burada da arkadaşlara telefonla mesaj geldi, “grev yasadışıdır, bu grevi bir an önce durdurun” şeklinde mesajlar geldi. Niyetleri buradaki insanları vazgeçirmek, gözünü korkutmak. Burada nasıl bu şekilde olduğunu anlayamıyorum. Çünkü biz sizlerle görüşmesek sesimizi bir yere duyuramayız, burada kuru kuru toplanmış olacağız. Biz birilerinin bize desteğini bekliyoruz ki, sesimizi her yere gönderebilelim. Bunun için uğraşıyoruz. Orada nasıl böyle bir şey yapılmış bir bilgim yok. Bizim burada öncü arkadaşlarımız var, biz onlara ayak uyduruyoruz. Neyin iyi ve doğru olduğunu daha iyi biliyorlar. Biz biraz daha geri plandayız. Ama bizi bilgilendiriyorlar. Dudullu meselesini duymadım, neden öyle bir şey oldu bilemiyorum.



Alınteri: Telefonlarınıza gelen mesajların nereden, kimden geldiğini biliyor musunuz?
Emel:
Bugün birçok arkadaşımıza mesajlar geldi. Ama nereden geldiğini bilmiyoruz. Gelen mesajların sendikayla bir alakası olmadığını temsilci arkadaşların yaptığı açıklamayla öğrendik.

Alınteri: Talepleriniz neler, öğrenebilir miyiz? Bildiğimiz kadarıyla çok temel talepleriniz var?
Emel: Öncelikle taşeron firmanın devreden çıkarılmasını istiyoruz; ikramiyelerimizi istiyoruz. Bizler bir iki kişi değiliz çok kişiyiz, kararlıyız, haklarımızı alana kadar mücadeleye devam edeceğimizi özellikle belirtiyoruz. Burada bin 400 çalışan var, bunun 300'ü kadın.

Alınteri: Bu fabrikada kaç bölüm var.
Füsun: Fabrikada çok bölüm var. Taşeron sayısı kadar bölüm var. Sadece dikim atölyesi olarak 15 ayrı bölüm var; sonradan yeni açılanlar da var. Buradayım, direniyorum çünkü şimdiye kadar hiçbir şey kazanmadım, kaybedecek hiç bir şeyim de yok, kazanana kadar devam edeceğim.