Seçenek bol, sonuç tek!

Genç yaşta sömürü cehennemine adım atmamız için tasarlanan 4+4+4 eğitim modeli, dikiş tutmadığı halde yamanarak sürdürülmeye çalışılıyor

GENÇLİK
Salı, 19 Kasım 2013 (12 yıl 6 ay önce)

Eğitim sisteminin burjuvazinin azami sömürü ihtiyacı temelinde yeniden yeniden düzenlenmesinin son etabı olan 4+4+4 modeli, bir yıllık mazisiyle hızla eskidi, aslında fiilen ıskartaya çıktı. Burjuva devlet temsilcileri de bu durumun farkında olmakla birlikte “ulvi amaçlarındaki” (burjuva sömürüye sınırsız hizmet aşkı!) ısrarları nedeniyle itirafa yanaşmıyorlar. Fakat geçtiğimiz günlerde ardı ardına yapılan değişiklikler, bu konuda yaşadıkları tıkanmaları; ama aynı zamanda da durumu idare etme hırslarını ele veriyor.





66 aylıklara müjde mi desek...

Bu değişikliklerden biri 66 aylıklara ilişkin olanı. Bildiğimiz gibi 4+4+4 modeli ilk ortaya atıldığında ilkokula başlama yaşı 60 ay olarak belirlenmişti. Gelen tepkiler üzerine bu, 60-66 aylık çocuklar için “velilerin isteğini bağlı” denilmiş, 66 ay sonrası ise zorunlu eğitim yaşı olarak belirlenmişti.



Bu “esnemelere” rağmen, 66 aylık çocuğun ilköğretime değil de okul öncesi eğitime ihtiyacı olduğunu söyleyenlere ateş püskürtülmüş; karşı çıkan veliler de “çocuğuna ihanet etmekle” suçlanmışlardı! Hatta 66 aydan sonrakileri okula göndermeyenleri cezai uygulamalarla tehdit etmişlerdi.



Bu yaştaki çocukların okula başlamasının eğitim sistemini nasıl bir kaosa sürüklediğini, ondan önce de çocukların psikolojisinde neler yarattığını hep birlikte gördük. Bu sistemin arka planında, hem okul öncesi eğitimin masraflarından kurtulmak, ama hem de işçi ve emekçi çocuklarını aylık farklarla da olsa, hızla kapitalist üretimin parçası haline getirmek gibi bir açgözlülük vardı. İlkokul eğtimine başlama yaşını 72 ay sınırından 66'ya, hatta ellerinden gelse 60 aylık sınıra çekmenin başka bir tercümesi olamaz!



Fakat onca tartışmaya, tehtide, hakarete rağmen Milli Eğitim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde ilkokula başlama yaşını yeniden düzenledi. Bu sefer de sınır 66 aydan 69 aya çekildi. 66-68 aylıkların kayıtlarının velilerinin isteği doğrultusunda bir yıl erteleyebileceği kararlaştırıldı. 69-72 ay arası çocuklar ise zorunlu olarak ilkokula kaydedilecek ve ancak sağlık raporu almaları halinde kayıtları ertelenebilecek.



Kısacası ilkokula başlama yaşı ile kapitalist kar hırsı+yine bununla bağlantılı olarak erken yaşlarda dindarlaştırıp-kindarlaştırma arayışı sürecek. Ellerine yüzlerine bulaşsa bile, bu arayıştan vazgeçmeyecekler. O nedenle de yapılması gereken, giderek ciddi bir toplumsal sorun haline gelen eğitim sistemini, kapsamlı bir toplumsal mücadelenin konusu haline getirmektir!



Bir müjde daha: ÇPL

Milli Eğitim Bakanlığı sadece ilköğretime başlama yaşı ile oynamadı. Aynı zamanda liselere ilişkin de yeni bir düzenleme yaptı. Bu sefer de Çok Programlı Lise'ler (ÇPL) müjdeledi! Öyle ya SBS sonuçlarına göre açıkta kalan 564 bin öğrenci için seçenekleri çoğaltmak gerekiyordu. Önce, “imam hatip”, “meslek lisesi”, “özel okul” seçeneğine “açık lise” seçeneği eklenmişti.



Açık lise” demenin çocuk işçiliğin teşviki demek olduğunu söylemeye gerek yok! Ya da çocuk gelinliğin...



"Meslek lisesi"nin, üniversiteye değil, erken yaşta kapitalist üretime dahil olacak; üniversiyteye gitse bile en fazla yüksekokul ya da ara eleman fabrikası olarak tasarlanmış taşra liselerine gitmek/gidebilmek anlamına geldiğini biliyoruz.



"İmam hatiplere" değinmeye bile gerek yok! Aslını isterseniz zaman onlardan yana, her şey onlar için!!!



"Özel okul" fiyatlarını düşününce bu seçeneğin işçi çocukları için sözkonusu olmadığını anlamak güç olmayacaktır!



Yani her 4 seçeneğin de çıktığı kapı, okulların, “uysal ara eleman” fabrikasyon merkezlerine dönüştürülmesidir!



Milli Eğitim Bakanlığı bu stratejik amaca sıkı sıkıya sarılarak, şimdi de bu 4 seçenekten hiçbirini istemeyenler için karikatürlük bir seçenek türetti: Çok Programlı Liseler!



Bu model, SBS sınavlarında açıkta kalan öğrencilerden, yukardaki 4 seçeneği istemeyenler içinmiş! Son derece demokratik değil mi? Zaten Milli Eğitim de böyle pazarlıyor. Fakat gelin görün ki eski düz liselerle özdeşleştirilen ÇPL, her ilçede sadece bir meslek lisesine açılacak bir sınıftan ibaret olacak!



Yüzbinlece öğrencinin açıkta kaldığı bu koşullarda kaç tanesi bu sınıfa gidebilecek sorusunun yanıtı ise yok! Eğitim müfredatına dair de tek bir söz yok!



Kısacası yüzbinin içinden birkaç bini, henüz doğru düzgün tanımlanmamış ÇPL'ye gidebilse bile geri kalan yüzbinler diğer 4 seçeneğe mahkum olacaklar.



Dediğimiz gibi seçenek bolluğu yegane sonucu perdeleyemiyor: İşçi ve emekçi çocukları için erken yaşta işçileşmek, en fazlasından ara eleman olmak dışında bir seçenek yok! Kabul ediyor muyuz?