Greif direnişçileriyle eylemleri üzerine konuştuk
Alınteri: Kendini tanıtır mısın?
Ertuğrul Hoş
Alınteri: Bize sendikal örgütlenmeyle nasıl tanıştığını anlatır mısın?
Ertuğrul Hoş: Biz taşeronda çalıştığımız için, ilk başta fabrikanın kendi bünyesinde olan işçiler başlamışlardı sendikada örgütlenmeye, üye olmaya... Bunu grevden 1,5-2 ay önce öğrendik. Daha sonra bir araya gelmeye başladık, toplantılar yaptık sonra da sendikaya kaydolduk, diğer arkadaşlarımızı bilgilendirdik.
Greve çıktığımız gün biz çalışıyorduk, mesai bittikten sonra biz de burada kalarak direnişe katıldık. Bugün 21.gün biz hepimiz buradayız. Bir de işin uyanıklığına kaçanlar var. Süreç sonuna evrildiğinde sendikaya üye olup aynı koşullarda işe devam edeceğini sananlar bunlar; biz bu uyanıklığı istemiyoruz. Burada evli kadın arkadaşlarımız var, küçük çocuğu olan arkadaşlarımız var, hastası olan var... Herkes birçok sorumluluğu olup da buradan ayrılmazken uyanıklık yapanları aramıza kabul etmeyeceğiz sonrasında.
Alınteri: Bu 20 küsur günü nasıl değerlendiriyorsun?
Ertuğrul Hoş: Gittikce birbirimize kenetleniyoruz. Ne yaptığımızın bilinciydeyiz, hangi zorluklara katlandığımızı da biliyoruz, kendimizden emin adımlarla gidiyoruz. Bu süreci ya kazanacağız, ya kazanacağız, başka alternatif yok. Burada 750 kişi bu inançla direniyor. Bu hayal değil gerçek, ve kazanım da gerçek olacak.
Alınteri: Siz Hadımköy'deki Greif fabrikasında işgalle direnişe geçtiniz. Burdan başka üç tane daha Greif fabrikası, atölyeleri var başka semtlerde. Oralarda çalışan işçilerin direnişte olmaması sizin direncinize olumsuz etkisi oluyor mu?
Ertuğrul Hoş: Hayır, çünkü oralarda bizi destekleyen işçi arkadaşlarımız da var; bize bir kişi bile destek olduğu zaman daha mutlu oluyoruz. Biz diğer fabrikalarada gittik, gittiğimizde özellikle Ünsa'dan çok güzel tepkiler aldık, onlardan da sendikaya üye olan arkadaşlarımız var. Sonra Dudullu'daki fabrikanın kesimhanesi hiç çalışmıyor, üretimi durdurmuş vaziyette. Kesim olmadığı için diğer bölümlerde de üretim yapılamıyor. Her şey kordineli gidiyor. İplikçi ipliği yapmadığı zaman dokumacı bölümü çalışamaz, dokumadan üretim olmazsa kesimde iş yapamaz, kesim iş yapmayınca konfeksiyon bölümü üretim yapamaz, sonuçta üretim aslında tam anlamıyla durdurulmuş durumda, bu fabrikadan mal çıkmaz.

Alınteri: Seni tanıyabilir miyiz?
Ahmet Ceco
Alınteri: Burada yaklaşık 20 küsur gündür direniştesiniz; bize sürecin bir değerlendirmesini yapabilir misin?
Ahmet Ceco: Bu süre su gibi geldi geçti, sanki daha 2-3 gün oldu direnişe başlayalı ilk günkü gibi dinç ve kararlıyız. Mücadelemize devam ediyoruz, kazanacağımıza da inancımız tam, hiç kimsenin bundan şüphesi olmasın. Hiç kimse önümüze engel koyamayacak, bir ay da olsa, iki ay da olsa, altı ay da sürse kazanana kadar devam edeceğiz.
Alınteri: Bu süreç içinde telefonlarınıza gelen bizim de şahit olduğumuz mesajlar var. Özellikle taşeron patronlarınızdan ve onların taraftarlarından. Bu mesajlarda burada teröristlerin olduğu, farklı grupların sizleri başka amaçlarla yönlendirdiği söyleniyor. Bu konuda ne söyleyeceksin? Ahmet Ceco: Kısa ve öz olarak şunu söyleyeyim; buradaki insanlar cahil değil, hepimiz neyin ne olduğunu biliyoruz, telefonlara gelen mesajların da bir oyun olduğunu biliyorlar. Biz burada ekmeğimizin davasındayız bunu herkese anlattık. Mücadelemiz, onurlu, gururlu bir şekilde ekmeğimiz içindir ve zafere ulaşacağız. Telefonlara gelen mesajlar, patronların ve taşeronların kuyruklarının iyice sıkıştığını ve sıkışan kuyruklarını kurtarmak için yapılan şeyler ama bunu başaramayacaklar sadece kuyrukları değil kafaları da o sıkıştığı yerde olacak ve öylece kala kalacaklar.
Alınteri: Bugünden sonrasını nasıl görüyorsun?
Ahmet Ceco: Bundan sonrasında her şey çok güzel olacak, herkes hakkını alacak. Bu direniş bizim için bir tecrübe oldu, bundan sonrasında asla kölece yaşamayı kabul etmeyeceğiz, patronların karşısında ezilmeyeceğiz, her zaman dik duracağız.
Alınteri: Direnişiniz sürecinde sendikaların tutumu hakkında neler söyleyeceksin?
Ahmet Ceco: İşçilerin dediği gibi “sendika biziz, biz olmazsak sendika bir hiçtir”. Bu süreçte sendika bize destek olmuyor. Direniş bittikten sonra sendika da bize bunun hesabını verecek. Şu saatten sonra sendika da umrumuzda değil, her şeyi göze aldık. Biz sadece hedefimize ulaşmaya çalışıyoruz.
Alınteri: Bu direnişin bütün işçiler için çok önemli bir noktada duruyor. Taşerona karşı verdiğiniz mücadele tam da kölece çalışmaya, kölece yaşamaya karşı bir mücadele tüm işçi sınıfı için... Direnişe dışardan ne gibi tepkiler alıyorsunuz?
Ahmet Ceco: Direnişimiz başladıktan sonra işçiler daha iyi anladılar sömürüldüklerini, patronlar daha çok korkmaya başladı; artık hiç kimse taşeronda çalışmak istemiyor. Bizim direnişimiz başladıktan sonra başlayan direnişler oldu, artık hiç kimse hakkını yedirmek istemiyor. Herkes uyandı aslında bundan sonrasında her şey çok farklı olacak. Patronlar daha çok korkacaklar.
Alınteri: Fabrikanızda bir seneden beri süren bir sendikal örgütlenme süreci vardı ve sen de üye oldun. Örgütlenme ile sendikal ilk defa üyelikle mi tanıştın yoksa daha önce bir örgütlülüğün var mıydı?
Ahmet Ceco: Daha önce bilinçli bir örgütlülüğüm yoktu her şeyle burada, direnişle tanıştım. Burada da 5 aydır çalışıyordum. Direnişle, sendikayla, örgütlülükle ilk defa burada tanıştım. Televizyonlarda ya da başkabir yerde gördüğüm zaman “ya bunlarında işi yok, bağırıp çağırıyorlar” diyordum, ama şimdi sokağa çıkanların haklı olduklarını anladım ve bundan sonra grev ya da direnişler olduğunda ben de orada olacağım.