Greif'te 8 Mart!..

Greif Direnişi 28. gününü 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamasıyla selamladı...

KADIN
Pazar, 9 Mart 2014 (12 yıl 1 ay önce)

Greif Direnişi 28. gününü 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlaması ile selamladı. Sabahın erken saatlerinde başlayan tatlı heyecan,  direniş alanına akan yüzlerce konukla birlikte görünür bir mutluluğa dönüştü. Greif'in, pekçok zinciri, ablukayı yararak direnişin en önünde konumlanan onurlu kadınları, konuklarını salonun bir noktasında bekleyerek karşıladılar. Her birinin yüzünde sevecen bir sahiplenme, gurur ve bir o kadar da tevazu okunuyordu. Her biri, 28. günlük direniş okulundan edindikleri özgüveni, sayısız zinciri kırmış olmanın tarifsiz aydınlığını göz bebeklerine yerleştirmiş olarak karşıladılar konuklarını. Hayatlarının herhangi bir kesitinde yaşamadıkları, tanımadıkları pek çok duyguyu bir anda yaşıyor oldukları her hallerinden belliydi. Onları karanfillerimizle kucakladık.



Konukları, direnişin en önemli üslerinden biri olan yemekhaneye kurulan yan tarafına asılan ve büyük bir özenle hazırlandığı belli olan "Yaşamın yarısından kavganın yarısına! Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!" pankartıyla karşıladılar.



Etkinliğe, Alınteri'nin yanısıra, İnşaat İşçileri Sendika Girişimi, BDSB, Punto Deri direnişçileri, Feniş direnişçileri, ÇHD İstanbul Şubesi, Siyasi Tutsaklara Özgürlük Çalışma Grubu, Adalet Arayan İşçi Aileleri, UİD-DER, İşçi Mücadele Derneği, Emekçi Kadınlar, Greif İşçileri ile Dayanışma Platformu, Ekim Gençliği, Umut Sen ve adlarını sayamayacağımız sayısız kurum ile daha önceki işçi direnişlerinde yer almış öncü işçiler konuk oldular. Direnişçi işçilerin ailelerinin de katıldığı etkinlik, dakikalar ilerledikçe yaklaşık bin kişilik bir katılıma ulaştı.



 



Saat 15:30 sularında başlayan etkinlik, bir kadın-bir erkek işçinin dizelerden, direnişin ruhunu yansıtan cümlelerden oluşan kısa bir konuşmayla salonu selamlaması ve sınıf mücadelesi tarihinde kaybettiğimiz tüm işçiler için saygı duruşuna davet etmesiyle başladı.



 



Hemen ardından Greif Emekçi Kadın Komisyonu adına kadın işçilerden Sevim sahneye davet edildi. Sevim konuşmasında, direnişin anlam ve önemiyle birlikte, kadın işçiler olarak direnişten neler kazandıklarını, öğrendiklerini anlattı; kararlılıklarının ilk günkü gibi devam ettiğini vurguladı.



Daha sonra, Greif'te ve direnişte kadın işçi olmanın anlamını ifade eden bir konuşma yapmak üzere, işçilerden Kader sahneye geldi. Kader, Greif'teki sömürü çarkının kadınlar sözkonusu olduğunda daha vahşi biçimlerde döndüğünü anlattı. Ücretlerinin erkek sınıf kardeşlerinden düşük olmasından başlayarak fabrika içinde yaşadıkları çok yönlü patron ablukasına, tuvalet saatlerinin bile hassas dakika terazisine vurulmasından ulaşım sorununa, taşeron ağının sınıfı sunni farklılıklar üzerinden bölmek için geliştirdiği sayısız yönteme kadar Greif cehenneminin portresini çizdi. Bu portreyi, direnişte kazandıkları özgürlük ve özgüven duygusuna yaptığı vurgularla tamamladı. Kazanma iradesinin altını bir kez daha çizerek konuşmasını tamamladı.



Her iki kadının konuşmaları salonda alkışlar ve coşkulu sloganlarla karşılandı.



 



Hemen ardından sendikanın fabrikadaki baş temsilcisi Orhan Purhan sahneye davet edildi. Sloganlar eşliğinde sahneye gelen Purhan, direnişin anlamı, örgütlenme süreçleri, sendikanın tutumu konularını içeren bir konuşma yaptı. Direnişin taleplerinin karşılanmayacak talepler olmadığını, hatta örgütlülük düzeyleri ile birlikte düşünüldüğünde özünde son derece mütevazi talepler olduğunu belirten Purhan, buna rağmen çözümsüzlükte diretildiğini, sendika bürokrasisinin de aynı noktada durduğunu vurguladı. Direnişle sendikaları gerçek kimliklerine kavuşturmayı hedeflediklerini, sendikaların sınıfın örgütleri olduklarını ve tam da bu anlayışla sendikal örgütlenmeyi yaymaya çalıştıklarını anlatan Purhan, taban iradesini tanımayan bürokratik yaklaşımların sınıfın çıkarlarını ifade etmediğinin altını çizdi. Konuşmasında kadın işçileri selamlayarak "direnişte yüzde beşi yer alsa da katkıları yüzde ellidir" diyen Purhan, onların gidilen diğer fabrikalardaki işçileri direnişe katmak için öne fırlayıp cesaret çağrıları yapmalarının direniş açısından taşıdığı anlamın altını çizdi.



 



Purhan konuşmasını "Ya diz çökecekler ya diz çökecekler! Ya kazanacağız ya kazanacağız!" sözleri ile bitirirken sahneye, Emeğe Ezgi Müzik Grubu geldi. İşçi şarkılarından, marşlardan ve halaylardan oluşan ezgileri ile Emeğe Ezgi, tüm salonu coşturdu.



 



Emeğe Ezgi sahneyi işçilerden Sevda Akyürek'in kızı Tuğçenur'a bıraktı. Tuğçenur, kadın ve direnişin yaşamın tümünde sözkonusu olduğunu anlatan konuşmasını,  "Yaşasın onurlu mücadelemiz!" sloganıyla sonlandırdı.



Tuğçenur'dan sonra sahneye direnişçi işçilerden Hüseyin Abi'nin eşi Kader abla gelerek eşinin mücadelesini sonuna kadar destekleyeceğini belirtip 8 Mart'ın anlam ve önemini vurguladığı bir konuşma yaptı.



 



Daha sonra Emekçi Kadın Komisyonları'nın, Alınteri'nin ve Punto Deri direnişçilerinin mesajları okundu. Mesajlar alkış ve sloganlarla karşılandı.



 



Temposu hiç düşmeyen etkinlik, Ekrem Ataer'in sahne almasıyla devam etti. Ataer'in salonu coşturan türkü ve şarkıları, konukların selamlandığı kısa cümlelerle aktı...



Ataer ezgileri ile coşturduğu salondan aldığı susmayan alkışlarla sahneden inerken, etkinlik destekçilerin mesajlarının okunmasıyla devam etti.



 



Hemen ardından sahneye direnişçi işçilerden Yunus ve Emel geldi. İki işçi, birlikte hazırladıkları , Barış Güvercini türküsünü söylediler. Alkış ve sloganlarla karşılanan bu sunum, destekçilerin mesajlarının okunması ve diğer kadın işçilerin çalışmalarını sunmalarıyla devam etti.



.



Belki de hayatlarında ilk defa böyle bir topluluğun karşısına çıkan iki kadın işçi, Gönül ve Sevda şiir okumak üzere sahneye geldiler. Oldukça heyecanlı oldukları görülen kadın işçiler, okudukları şiirlerle  hangi eşikleri aştıklarını da hissettirdiler. Gönül, Ekmek ve Gül şiirini okurken, Sevda da işçilerden Ahmet Mekin Demir'in yazdığı "Ben bir kadınım" şiirini okudu. Şiir ve işçilerin şiire kattıkları ruh ve duruşları salondan hiç susmayan alkışlar aldı, büyük bir coşkuyla karşılandı.



İnşaat İşçileri Sendikası Girişimi ve İsviçre Basel'de IGA sendikası üyesi bir işçi olan Ali Umut'un mesajları okundu. Mesajlar salondan yükselen alkış ve sloganlarla karşılandı.



 



Ardından Ümraniye Emekçi Kadın Komisyonu şiirlerini okumak için sahneye çıktı. Komisyon dinletisini "Uzlaşma Yok!" şiiriyle tamamlayarak alkış ve sloganlarla sahneden indi.



 



Etkinlik, konuk ve destekçilerden gelen diğer mesajların okunması ve selamlamalarla devam ederek, çekilen coşkulu halaylarla sonlandırıldı.