Taş, yürek, barikat!

Gazi Katliam ve Direnişi'nin ruhu 18. yıldönümünde Haziran'la buluşarak çoğalıyor...

GÜNCEL
Pazartesi, 10 Mart 2014 (12 yıl 7 ay önce)

Fabrikalarında- atölyelerinde-sokaklarında emek ve ter akıtılan; mutfaklarında yoksulluğun- yoksunluğun hiç sönmeyen yangınıyla sofralara oturulan;  işsizlikleri çığlığa dönüşen; tüm bir yaşamları faşizmin karanlığıyla tekinsizleştirilmiş kent yoksullarının isyana kalkışmasıdır Gazi...



 



Keskinleşen emek sermaye çelişkisinin faşizmin kırbacıyla bastırılmaya çalışıldığı o günlerin iz bırakan hikayeleri; işkencehanelerde, cezevlerinde, yerinde infaz ve kayıplarda dile gelir. Tüm bir kentin sokaklarının faşist baskı ve zulmün en kanlı, en karanlık biçimleri ile zincirlenmeye çalışılmasıyla...



 



Sokakları korku ve yoksulluk kırbacıyla ele geçirilmeye çalışılan bu kentlerde, o karanlık abluka altında mayalandı isyan. O karanlık abluka altında yeraltı nehirleri, komünist ve devrimciler tüm barikatları kanırta kanırta işçi evlerine, yoksul mutfaklarına ille de yüreklerine konuk olmaya başladılar. Sokaklarında yoksulluğun ölümle dans ettiği, faşizmin karanlık gözlerinin her an hissedildiği bu günlerin bağrında mayalandı direniş.



Korkuyla zincirlenmeye çalışılan bu sokaklarda devrim ve sosyalizm düşünün büyütülmesi burjuvazi ve faşist devletinin korkulu rüyası haline geldi. Kentlerin yoksul mahallerinde mayalanan öfkenin komünist ve devrimcilerle buluşuyor olması onlara, "Bir gün varoşlardan inip boğazlarımızı kesecekler!" dedirtti.



 



Tam da bu nedenle gerçekleşti Gazi provokasyonu!..



 



Tam da bu mayalanmış öfkeyle, istedikleri noktaya evrilmeyen bir direnişle yanıtlandı!..



 



Emekçileri Alevi-Sünni ayrımı temelinde birbirine kırdırmayı hedefleyen provokasyon tutmayınca; tam da bu nedenle dizginsiz bir saldırganlıkla katliama dönüştü!..



 



Gazi'de ne olmuştu?



Emekçi semtlerinde kabarmış olan antifaşist kitle dinamiğini parçalamak, yapay saflaşmalara sürüklemek için Alevi-Sünni çatışması tezgahlandı.

 



O gün, çoğunlukla Alevi emekçilerin gittiği üç kahvehane, bir işyeri tarandı. Bu saldırıda aynı zamanda bir Alevi dedesi olan Halil Kaya katledildi. Bu katliam gaspedilen bir ticari taksiyle gerçekleştirildi. Olayı gerçekleştirenler şoförü öldürüp, taksiyi de ateşe verdiler.

 



Fakat 'keser döndü, sap döndü' bu tezgah tutmadı. “Katiller karakolda!..” sloganı kıvılcımı ateşledi, öfke devlete yöneldi. Aynı akşam Mehmet Gündüz polis kurşunuyla katledildi. Kitlelerin birikmiş öfkesi harekete geçti. Ölüm gözlerde küçüldü. Kurşunların, panzerlerin üzerine yüründü. Hesap devletten soruldu.

 



Ertesi gün kitlelerin hedefinde yine polis karakolu vardı. Olayı duyarak mahalleye akın eden on binler, özel tim destekli polisle çatıştı. Panzerlerin üzerlerine çıkıldı. Yoğun çatışmalar yaşandı. O gün on iki kişi yaşamını yitirdi. İlan edilen sokağa çıkma yasağına rağmen binlerin direnişi devam etti. Bu çapta bir direnişle devlet köşeye sıkıştı, çaresiz kaldı.

 



Gazi’yle birlikte birçok emekçi semtinde de öfke tetiklendi. İstanbul’un emekçi semtleri başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde gösteriler gerçekleşti. 15 Mart günü Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’ndeki gösterilerde beş kişi polis kurşunlarıyla katledildi. Yaşar Aydın ise, 15 gün hastane de yaşam savaşı verirken ölümsüzlüğe uğurladığımız  TİKB militanı Hakan Çubuk'a kan vermeye giderken, trafik kazasında öldü.



 



Günlere yayılan bu katliam ve direnişte toplam on sekiz kişi hayatını kaybetti.

 



Sonrasında Gazi Davası o ilden o ile mahkeme salonlarında süründürüldü. Birkaç tetikçi göstermelik ceza aldı. Maraş, Çorum ve Sivas’ta olduğu gibi Gazi davası da işçi sınıfı ve emekçiler cephesinden henüz bitmedi. Bu katliamların hesabı henüz sorulmadı. Asla unutmayacak, asla bağışlamayacağız!..



 



Faşizme boyun eğmeyenlerin isyanı, “Ölümü gözünde küçültenlerin” sakınmasız atılımı olan Gazi ruhu, bugün Haziran İsyanı ile tüm bir ülkeye yayıldı. Zeynep'in, Hakan'ın ölümün üzerine yürüyen gözüpekliğinin Ethem'in varlığında yeniden çoğalması gibi...

 



20. yüzyılın son çeyreğinde vahşi sömürüye, yokluk ve yoksulluğa, çığlaşan işsizliğe, koyulaşan faşist baskı ve zora karşı mayalanan direniş; 21. yüzyılın ilk çeyreğinde geleceği yaratacak isyanların fitilini ateşleyen Haziran'a evrildi. Haziran'ın "Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!" şiarları ile; Gazi'nin "Taş, yürek, barikat!" şiarıyla içiçe geçerek anlam kazandı.