Ninnilerimiz direniş şarkılarından oluşacak...
Turgay Ulu
14 Mart 2014 / Berlin
İzolasyonu kırmak için sokaklarda sürdürdüğümüz direniş hareketinin içinde çocuklar da var. Geçen sene, yoğun kar yağışı üzerine çadırlarda kalmak çocuklar için sağlıklı olmadığından bir eski okul binası işgal ettik ve çocuklar çoğunlukla bu eski okul binasında yaşıyorlar.
Mülteci ve göçmenlerin çocukları da tıpkı kendileri gibi ikinci sınıf bir hayat sürdürüyorlar. Çocuklar da toplumla sosyal bir ilişki kurma şansına sahip değiller. Çocukların beslenme, eğitim, sağlık hakları da kısıtlı. Diğer çocuklarla eşit bir şekilde bu haklardan yararlanamıyorlar.
Bir yandan sokaklarda direniş değişik biçimlerde devam ederken, hayat da kendi akışını sürdürüyor. Berlin’in en merkezi yerinde, işgal yerlerinde yaşamak bir biçimde izolasyon koşullarını kırıyor. İnsanlar toplumla kendi çabalarıyla ilişkiler kuruyorlar. Böylece hayatın içine dahil olmaya çalışıyorlar.
Direnişçilerin çocukları oldu. Bu çocukların isimleri, direnişe uygun isimler oldu. Direnişin çocuklarına isyan, çığlık anlamına gelen isimler konuldu. Bu isimlerin bir kısmı Arapça, bir kısmı Türkçe, bir kısmı Farsça... Ama anlamları hep direniş atmosferini ifade eden isimler oldu.
Almanlar fazla çocuk yapmayı tercih etmiyorlar. Bu nedenle Alman nüfusunda yaşlıların oranı daha fazla. Berlin’deki doğumevlerinde çoğunlukla mülteci ve göçmenleri görürsünüz. Ancak rejim bu çocukları kapitalist sisteme entegre etmek için planlamalar yapıyorlar. Çocukların kişiliklerinin oluşmasında, siyasal tercihlerinin oluşmasında sistemin kurduğu bu çark belirleyici oluyor.
Çocuklarımız geleceğimizi temsil ediyorlar. Biz direnişçiler bu konuda şanslı sayılırız çünkü bizim çocuklarımıza anlatacağımız gerçek hikayelerimiz var. Ninnilerimiz direniş şarkılarından oluşacak. Onlara alışveriş kültürünü değil, direniş kültürünü anlatacağız. Çünkü bizim alışveriş hikaylerimiz yok zaten. Çocuklarımıza direnişin fotoğraflarını göstereceğiz. Direnişin filmlerini, direnişin yazılarını göstereceğiz. Çocuklarımız başka yerlerde değil, direniş yerlerimizde gezecekler. Resmi ideolojinin uyduruk hikayeleriyle değil, direnişin gerçek hikayeleriyle tanışacaklar.
Berkin çocuk öldürüldü
Egemenler hep geleceği öldürmeyi hedef alırlar. İşgal ettikleri yerlerde önce kütüphaneleri yakarlar. Ki geçmiş ve yaşanan gerçekler bilinmesin, geleceğe aktarılmasın. Çocuklarımızı öldürürler ki geleceğimiz kararsın. Ama bizi öldürmekle bitiremezler. Bizim sayımız çok fazla. Berkin çocuk öldürüldü ama çok sayıda yeni Berkin'ler dünyaya geliyor. Bu çocuklar Berkin'lerin hayat hikayeleriyle büyüyecekler. Berkin’in ideallerini yaşatacaklar.
Gezi Direnişi sırasında polisin direkt kafasına ateş ederek gaz kapsülüyle yaraladığı Berkin Elvan uzun hastane bekleyişi sonucunda yaşama veda etti. Berkin için Berlin’de bin kişiyle bir eylem gerçekleştirdik. Türkiye’nin her yerinde yoğun katılımlı eylemler oldu. Çünkü bu çocuklar iktidarın yalanlarına ve sömürü sistemine karşı mücadele ediyorlardı. Onlar, çocuklarımızı hedef alarak aslında geleceği öldürmek istiyorlar. Türkiye hapishanelerinde binlerce çocuk tutsak var. Rejim, çocuklarımızdan çok korkuyor bu nedenle onlara işkence yapıyor, öldürüyor ve hapishanelere dolduruyor.
İzolasyon koşullarını kırarak siyah, beyaz, sarı her renkten insanlar bir araya geliyoruz.
Çocuklarımız enternasyonal bir ortama göz açıyorlar. Siyah, beyaz, sarı renkte çocuklarımız var şimdi. Bu çocuklar tek bir dil değil birçok dili bir arada konuşacaklar. Tek bir kültür değil, birçok kültürü bir arada tanıma şanına sahip olacaklar. Sistemin onlara dayattığı yerlerde değil, kendi istedikleri yerlerde oynayacaklar. Sokakta birbirleriyle temas kuracaklar. Her şeyden önce özgürlük için neden mücadele edilmesi gerektiğini sokaklarda öğrenecekler.
Belki bu çocukların yeterli besinleri olmayacak ama bunun nedenini sorgulayacaklar. Direnişin ortasına doğan bu çocuklar hemen yürümek istiyorlar. Çok hareketliler. Önlerinde uzun yollar var. Bir an önce yürümeye başlamak istiyorlar. Durarak özgürlük gelmiyor. Yürüyerek kısıtlanan özgürlüklerimizi kazanmak istiyorlar.
Kapitalist sistem yatırımlarını silah, savaş ve sömürü üzerine yapıyor. Bu nedenle önce çocukları hedef alıyorlar, çocukları öldürüyorlar. Öldürerek bizi bitiremeyeceklerini hala anlayamadılar. Ama çocuklar bunu anlayacak ve ölen arkadaşlarının hesabini onlardan soracaklar. Berkin çocuklar neden öldürüldü diye soracaklar.
Kapitalist kontrol toplumu, kendi sistemine karşı olmayan çocuklar istiyor. Kurdukları kontrol mekanizmasıyla çocukların karakterlerinin oluşmasını, seçimlerini, zevklerini belirlemek istiyorlar. Çocukların özgür seçim yapma şansı yok. Ancak sokaklarda bu kontrol mekanizması kırılıyor. Çocuklar sokaklarda kendi kişiliklerini kazanacaklar, kendi tercihlerini kendileri yapacaklar.
Devlet direnişe son vermek istiyor
İşgal ve direniş yerlerimiz Avrupa coğrafyasında bir dinamo işlevi görüyor. Bu nedenle devlet bu odakları bir an önce btirmek istiyor. Senato, işgal yerlerinin boşaltılması için birçok plan yapıyor. Bir polis operasyonuna başvurmadan direnişe nokta koymak, dağıtmak istiyorlar.
Yaptığımız son senato görüşmesinde, işgal yerlerinde kalan mülteciler için başka yerler bulduklarını söylediler. Hepimize Berlin şehrinde oturum vereceklerini vaad ettiler. Bu görüşmelerin gizli yürütülmesini şart koştular ancak geçtiğimiz hafta tüm burjuva basın tekyanlı olarak konuyla ilgili haberler yayınladılar. Sanki senato bize tüm taleplerimizi veriyormuş gibi bir haber bombardımanı var. Ama işin gerçek yüzü öyle değil.
Direnişçilere Berlin’de oturum hakkı ile ilgili olarak senato bir grup kararı almıyor. Her direnişçinin hukiki durumunu tek tek ele almak istiyorlar. Lampedusa statüsünde bulunan mültecilere Berlin’de kalma hakkı tanınacak ancak bu altı aylık olacak. Bu altı ayın sonunda eğer mahkeme sınırdışı kararı verirse yapacak birşey kalmıyor. Mülteci kamplarında kalan direnişçi mültecileri de Berlin’e transfer edeceklerini söylüyorlar. Ancak bu konuda da bir garanti vermiyorlar. Sonuçta tüm kararları mahkemeler verecek. Seanato yalnızca, kararların pozitif olması için yardımcı olmayı vaad ediyor. Önerdikleri çözümle ilgili olarak yazılı ve imzalı bir garanti vermek istemiyorlar.
Biz delegasyon komitesi de garanti olmadan bu işin çözülemeyeceğini her defasında tekrar ediyoruz. Ama artık biz de basına gerçekleri anlatacağız. Bu görüşmelerin artık saklı gizil yanı kalmadı. Devlet, vermek zorunda kalacağı küçük kazanımların diğer mültecilere emsal oluşturmasını istemiyor. Bu nedenle bu görüşmelerin ya gizli kalmasını istiyor, ya da tek taraflı olarak basını yönlendirip bizim elimizi zayıflatmak istiyorlar. Artık görüşmelerin gerçek yüzünü biz de basına açıklayacağız.
Polis operasyonu başarılı olmayınca devlet direnişçileri bölme taktiğini devreye soktu. Bazen bu konuda başarılı oluyor. Ancak sorun çözülmediği için durum bir süre sonra tersine dönüyor. Söyledikleri yalanlar ve bölme taktikleri bir süre sonra kendilerini vuran bir silaha dönüşüyor.
Sınırdışı konusunda Alman devleti ile anlaşmalar yapan Mali konsolosluğuna karşı bir eylem gerçekleştirdik. Bu eylemde üç arkadaşımız tutuklandı. İkisi aynı gece serbest bırakıldı ancak bir arkadaşımız halen içerde tutuluyor. Bugün mahkemeye çıkarılacak ve serbest bırakılıp bırakılmayacağına mahkeme karar verecek.
Etrafımızdaki kuşatma daraltılıyor. Bizim hareket alanımızı daraltmak için bürokrasi harıl harıl çalışıyor. Mülteci kampları direnişçilerin kaydını siliyor. Paraları kesiliyor, cezalar veriliyor. Ancak tüm engellemeler direnişi durdurmaya yetmiyor. Artık sokaklarda öğreniyoruz ve direnişi sürdürmenin yol ve yöntemlerini buluyoruz.
Çocuklarımızla birlikte, geçmişten biriktirdiğmiz direniş deneyimlerimizi geleceğe aktarmaya devam edeceğiz. Direniş kesintisiz sürüp gidecek. Kapitalizm insanlara bir gelecek sunamıyor. Tam tersine insanlara kocaman bir geleceksizlik sunuyor. Yürüyüşümüz devam edecek ve biz kendi geleceğimizi kendimiz yaratacağız.
Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz!