Suriye'de 3 yıllık savaşın yarattığı toplumsal yıkım her açıdan sarsıcı ...
Suriye'deki savaşın 4. yılına girdik ... Mısır ve Tunus'ta başlayarak tüm bir Ortadoğu'ya yayılan isyan dalgasının hangi dinamikler üzerinden patladığı ve emperyalist güçler eli ile nerelere sürüklenmeye çalışıldığı biliniyor. Öncüsü ile buluşamadığı için yönünü bulamayan bu dalganın sonraki artçı sarsıntılarından da anladık ki bölge halkları artık baskıcı rejimlere, ekonomik-sosyal yıkıma eskisi gibi boyun eğmeyecek bir arayış içinde. Bu arayışın adını ve önderliğini çıkaramamış olmaları nedeni ile çeşitli gerici güçlerin arkasında toplansalar da, bu ilişkilerin kalıcılaşamıyor olması bile artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını gösteriyor.
Bu dalganın Suriye durağında nasıl bir karakter kazandığı biliniyor. Suriye'de yıllardır Esad gericiliğinin katı cenderesine hapsedilmiş halk ülkenin sosyo-politik handikapları nedeni ile birleşemedi, birleşemediği gibi süreç giderek etnik-mezhepsel farklılıkların kışkırtılmasıyla kaotik bir nitelik kazandı. Emperyalist güçler arasındaki güç ve hegemonya savaşının oyun tahtası haline gelen ülke, dışarıdan silahlandırılıp eğitilerek ülkeye sokulan dinci gerici çetelerin estirdiği terörle kasıp kavruldu.
2-3 ayda devrilmesi hesaplanan Esad gericiliği, arkasında duran emperyalist güçlerin desteği ve kendisine alternatif olabilecek seçeneklerin zayıflığı başta olmak üzere sayısız karmaşık faktörün bir araya gelmesi ile 3 yıldır devrilemiyor. Ülkenin güç ve hegemonya savaşındaki kritik öneminin avantajları ile birleşik olarak dinci gerici çetelerin, istikrar başta olmak üzere pek çok konuda karşı kampa güven vermemesi, en başta da içerden güçlü toplumsal desteğe sahip bir seçeneğin yaratılamamış olması bu karmaşık denklemdeki kilit noktalardan birini oluşturuyor. Diğeri ise ülkeyi çevresi ile birlikte düşünmek zorunda bırakan bölgesel denklemdir. Suriye'ye dönük kapsamlı bir işgalin domino etkisi yaratarak tüm bir bölgeyi savaş ve istikrarsızlığa sürüklemesi...
Suriye'deki kaotik tablo içinde Rojava bambaşka bir gerçeği imledi. Kürt halkı orada ortaya çıkan fırsatı kendi lehine kullanarak fiili özerklik ilan etti. Bunu, kurumlarını vs. de oluşturarak pekiştirip sağlam bir temele oturttu. Türkiye başta olmak üzere sayısız gericiliğin, güç odağının hedefi haline gelen Rojava, tüm zorluklara rağmen yolunu temizleyerek yeni bir yaşam kurmaktaki ısrarını süreklileştirdi. Bu arada Türkiye başta olmak üzere uluslararası güçlerin desteğini alan dinci gerici çetelerin ağır silahlarla başlattıkları taarruzları da büyük oranda geri püskürttü.

Savaş Türkiye'de...
Sayısız aktör ve denklemin iç içe geçtiği Suriye'de süren savaşın ağır toplumsal sonuçlarını Türkiye sokaklarının artık alıştığı göçmenlerin varlığıyla hissediyoruz. Açlık ve yoksullukla baş başa kalan göçmenlerin... Artık İstanbul'un hemen tüm merkezi noktalarında, yoksul mahallelerinde dilenen ya da en ağır işlerde ekmek parasına çalıştırılan Suriyeli görmek mümkün. Hele gruplar halinde yarı çıplak dolaşan çocukları... Tüm davranışlarına savaşın hoyratlığının sindiği çocukları...

Bu 3 yılda 3 milyona yakın Suriyeli kendi topraklarından kopup hiç tanımadıkları, bilmedikleri memleketlerin bağrına sürükleniverdiler. Yüz binlerle ifade edilen ölüm bilançolarına göç yıkımını ekleyince karşımıza devasa bir trajedi çıkıyor. Göçmenler, arkalarında bıraktıkları yıkıntıya dönmüş evleri, kentleri ve aslında tüm geçmişleriyle birlikte sokaklarda dolaşan birer hayaleti anımsatıyorlar ... İnsanı savaşın o sarsıcı etkisi ile allak bullak edecek hayaletlere!..
Rojavalılar geri dönüyor...
3 yıllık savaşın ağır yıkımdan kaçıp buralara sürüklenen Suriyeli göçmenler içinde Rojavalılar da önemli bir sayıyı oluşturuyordu. Onlar şimdilerde savaşın o karanlık tablosu içinden doğan "yeni" ülkelerine, bu ülkede kurulan yeni hayata dönüyorlar. Göç etmek zorunda kalıp tarifsiz acılar, yokluklar ve yoksulluklarla viraneye dönüşmüş yaşamlarını gerilerinde bırakıp bu yeni ülkenin kurucuları olmaya gidiyorlar.
Birçoğu kaçak yollarla gelip sınır bölgelerindeki Kürt illerinde kurdukları çadırlarda yaşıyor, dilencilik yaparak yaşamaya çalışıyorlardı. Şimdi Nusaybin ve Cizre bölgesinden topraklarına geri dönmeye başladılar. Gruplar halinde Cizre Emniyet Müdürlüğü ve Cizre Hudut Karakollarına başvurarak ülkelerine geri dönmeyi talep edince, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzlerce kişi, isimleri kayıt altına alındıktan sonra asker ve polis gözetiminde sınırı kaçak geçerek topraklarına dönmelerine izin veriliyor. Binlerce Rojavalı'nın bulunduğu Cizre'de şu anda sayının 150'ye düştüğü söyleniyor.
Rojava umuttur!..
Bölgesel denklemin her geçen gün farklı faktörlerle ilişkilenerek daha bir karmaşıklaştığı Suriye'de savaş, tüm acımazsızlığı, hoyratlığıyla sürüyor. Ellerini Suriye'nin böğrüne daldıran emperyalistler ve bölge gericilikleri bu tabloyu derinleşen bir iç savaş ve kıyıma evriltecek her şeyi yapıyorlar.
Bu karanlık tablo içinde halklara yol gösteren aydınlık bir örnek olan Rojava'nın desteklenmesi tarihsel bir görev... Savaşın yıkımının aşılması bölgesel düzeyde bir Rojavalaşmayla mümkündür. Bölge halkalarına umut olacak örneklerin büyümesi, çoğaltılmasıyla... Aksi taktirde gelecek günler, geçenleri aratacaktır ve bu ateş, bu topraklara da sıçrayıp yangına dönüşecektir!