Berkin'den sonra İzmir'de öğretmen ve öğrencilere dönük cadı avı başladı...
Aklımıza gelebilecek her alını yürütme erkinin sıkı denetiminde merkezileştiren burjuva hükümetin eğitim alanında yaptığı son düzenlemeler akıllardadır. Bu düzenlemelerle okul müdürlerinin ataması, yürütmenin kontrolündeki valilere veriliyor. Son günlerde basına da yansıyan çeşitli gelişmeler bu düzenlemenin dizginsiz bir kadrolaşma ve tasfiye hareketinin yasal kılıfı olarak kullanılacağını gösteriyor. Okullara giden Milli Eğitim müfettişleri öğrencileri sorguya çekiyor, öğretmenlerle ilgili bilgi topluyor, kimin ne konuşup-ettiğini tespit etmeye çalışıyor... Bu pervasızlık Berkin'in ölümsüzleşmesinden sonra gemi azıya almış durumda.
Berkin için yapılan eylemler burjuva hükümetin nasıl bir saldırganlıkla kuşandığını olduğu kadar, nelerden nasıl korktuğunu da açığa çıkardı. Korktuğu kesimlerin başına liselileri ve öğretmenleri yazdığını da... Son günlerde İzmir'de olup bitenler bunun somut ifadesidir.
"Kafalar kopacak!"
İlköğretim okullarındaki denetim, soruşturma, okul yönetimlerini ve öğrencileri deyim yerindeyse ihbarcılığa zorlamaktaki son uygulamalar İzmir'de "kafalar kopacak!" tehditlerine kadar vardı! İzmir Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç durumu, "Berkin’in ölümünün ardından yapılan eylemlerde sanki sendikamız üyesi müdürler yönlendirmiş gibi zan altında bırakılıyorlar. Müdürler çok tedirgin" sözleri ile özetliyor.

Basına da yansıyan gelişmelerin yorumsuz hali bile Türkiye'de nasıl bir rejim yapılanmasına gidildiğinin çarpıcı ifadesi oluyor:
Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, geçen Pazartesi 75. Yıl Endüstri Meslek Lisesi'ndeki tüm ilk ve orta dereceli okul müdürlerini toplantıya çağırdı. Kırkın üzerinde okul müdürünün katıldığı toplantıda, Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Hamdullah Işık’ın yerine vekalet eden Nedim Köksal konuştu.
Köksal o toplantıda Berkin'in adını anmadan ölümünün ardından gelişen protesto eylemlerini kastederek, "hükümet aleyhindeki siyasi havaya" değinip okul müdürlerini hedefe çaktı. Köksal'ın toplantıdaki konuşmasını Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç şöyle özetliyor:
Toplantıya katılan müdürler çok tedirgin. Vekil müdür toplantıda, ’Süper güç olma yolunda ilerleyen ülkemizin önünü kesmek için eylemler planlanmaktadır. Gezi olaylarından önce 1.86 TL olan Euro bugün 3 lira olmuştur. Bundan hepimiz zarar görmekteyiz. Buna destek olan meslektaşlarımız var. Siyaset yapmak isteyen öğretmenliği bıraksın, gitsin siyaset yapsın. Okullarda öğrencileri eylemlere teşvik edenlerden hesap sorulacak, kafaları kopartılacak. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce kurulmuş olan komisyon okullara gidip araştırma yapacak ve sorumlular bulunup cezalandırılacaktır. Okullarda eylem yapan, siyah giyen öğrencilere göz yumanlar cezalandırılacaktır’ diye konuşmuş. Konuşan kişi de bizler gibi 657’ye bağlı, ancak sanki bir siyasi partinin il ya da ilçe başkanı, hatta İçişleri Bakanı gibi konuşuyor. İthamda bulunuyor, ’hesabını soracağız, kafa koparacağız’ diyor. ’Komisyon kuracağız’, diyor. Berkin Elvan’ın ölümünün ardından gerçekleşen eylemlerde sanki müdür arkadaşlarımız yönlendirmiş gibi, zan altında bırakıyorlar. Oysa halkın doğal tepkisi, sendika üyesi müdürler zan altında bırakılıyorlar.
Konak'ta da aynı durum!
Aynı tehdit Konak'ta da sözkonusu. Orada da Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Berkin için yapılan eylemlere katılan öğrenciler ve bu eylemleri teşvik ettiğini iddia ettiği öğretmenler hakkında sözlü ve gizli emirlerle cezalandırma yolunu açmaya çalışıyor. Eğitim Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Bahri Akkan şubelerinde düzenlediği basın açıklamasında durumu,
Sözlü ve gizli emirlerle, okullarda eyleme katılan çocukların tespit edilerek cezalandırılması, ’devlet büyükleri’ aleyhine öğretmenlerin faaliyet yürütüp yürütmediklerinin tespiti istenmektedir. Bu olayın takipçisi olduğumuzu Milli Eğitim yöneticileri bilmelidir. Hukuksuz ve gayrimeşru isteği hiçbir okul müdürümüz ciddiye almamalıdır. Kendilerini bu suç sarmalının içine atmamalıdır. Kendilerine, bizler gibi birer eğitimci olduklarını hatırlatıyor, vicdanlarının ve Eğitim Sen’in sesini dinlemeye çağırıyoruz
sözleri ile özetledi.
İtiraf gibi inkar!
Haberlerin basına yansımasından sonra Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Nedim Köksal'ı telefonla arayan DHA muhabirine Köksal'ın verdiği yanıtsa inkarla çarpıtacağım derken adeta itiraf niteliği taşıyor:
Bu karar gereği aynı şekilde okul müdürleriyle bir bilgilendirme toplantısı yaptık, kısa da sürdü. Size katı bir şekilde aksettirmişler. Böyle ithamda bulunmak bize yakışacak bir davranış değil. Sonuçta karşınızdaki insanlar birer kurum yöneticisi. Öyle asarım, keserim diye bir şey söz konusu olmadı, olmazda. Hepsi bir hayal unsuru. Uyarı filan söz konusu değil. Rutin, bilgilendirme toplantısı. Görevimiz okullarda bilgi aşılamak, gelecek nesilleri ülkesine, vatanına, milletine, değerlerine sahip çıkacak şekilde yetiştirmektir. Bunu yaparken de daha tutarlı ve dikkatli olunması gerektiği söylendi
diyor Köksal!
Köksal, öğretmenlerin yaptığı açıklamaları inkardan gelip yalan söylendiği imasında bulunurken sarfettiği, " Görevimiz okullarda bilgi aşılamak, gelecek nesilleri ülkesine, vatanına, milletine, değerlerine sahip çıkacak şekilde yetiştirmektir" sözleri ile burjuvazinin uşaklarının nasıl bir nesil hayal ettiklerini olduğu kadar, faşist-gerici zihniyetini de ele veriyor.

Burjuvazi ve temsilcileri ne yaparlarsa yapsınlar, öğretmenleri öğrencileri hangi tehditlerle sindirmeye çalışırlarsa çalışsınlar nafile! Yeni "nesil" onların gerici, faşist ideolojileri ile değil, Berkin'in, katledilen Kürt çocuklarının, yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren'lerin, Ali İsmail'lerin, liseli bir kız iken cellatlara diz çöktüren Aysel Zehir, Lale Çolak ve Nurettin Demir'lerin şahsında somutlaşan değerlerle şekillenecek.
Öğretmenlerse, "Berkin'in öğretmenleri " olarak kalacak, çoğalacak!