Ethem yoldaşın katilinin yargılandığı davanın 4. duruşması 7 Nisan'da Ankara Adliyesi'nde görülecek...
Ethem yoldaşın katilinin yargılandığı davanın 4. duruşması 7 Nisan'da Ankara Adliyesi'nde görülecek.
Burjuva adalet sisteminin kim ve ne için varolduğunu bütün perdelerinden soyundurarak açığa çıkaran bu dava, gelinen noktada gerçek bir sınıf çatışması arenasına dönüştü. Ethem'in proleter-komünist kimliği şahsında somutlaşan anlamlarla, burjuvazinin her gün ortalığa saçılan çürümüş sistemi arasında yaşanan bir hesaplaşma zeminine... Haziran'da meydanlarda patlayan toplumsal öfkeyle burjuvazinin dayattığı kölelik ve hücre tipi yaşam koşulları arasındaki bir rövanşa...
Bu mahkemelerde sanık sandalyesine faşist devletin katlettiği işçi ve emekçi çocukları oturtulur! Komünist ve devrimciler, dünyanın tüm ezilen ve sömürülenleri oturtulur! Savcılar, hakimler hepsi asıl olarak onları bir kez daha katletmek üzere o sandalyelere kurulur. Onları bir kez daha katletmeleri, tüm işçi ve emekçilere verilmiş gözdağının altını çizmek içindir, bu düzenin hangi yasalar üzerinden hüküm sürdüğünü hatırlatmak, göstermek için...
Aslında bunun boşuna bir çaba olduğunu ve yaratmak istedikleri korku dağlarının er ya da geç yıkılacağını da en iyi kendileri bilirler. Zaten daha bir saldırganlaşmaları da bundandır. Ethem'lerin, Berkin'lerin ... onlar katlettikçe daha bir ölümsüzleşiyor, çoğalıyor olmalarından...
Bu dava, bunu onlara bir kez daha hissettireceğimiz ve korkularını daha da büyüteceğimiz bir karşılaşma alanıdır. Onların her türlü göstermelik hukuk kuralını bile en rezil biçimlerle çiğneme cesareti göstermelerindeki pervasızlığa, somut bir güce dönüştüreceğimiz irademizle dur diyeceğiz! Bunu demediğimizde yarınımızın sayısız katliama, vahşete keseceğini bilerek…
Hatırlarsanız bu dava aslında hiç açılmayacaktı. O katilin göstermelik de olsa yargılanmasına bile tahammül etmiyorlardı. Bizim sokaklardan yükselttiğimiz “Katili istiyoruz!” haykırışlarımızla açmak zorunda kaldılar. Katil ilk mahkemeye gelmemişti, o sırada Ankara’da görünürken Urfa’ya gönderildiği ve aslında terfi ettirildiği daha sonra açığa çıkacaktı.
Sonrası ise katili korumak-kollamak için tarihte eşine az rastlanır bir pervasızlık, soytarılıkla devam etti. Hem de büyük bir pişkinlikle… Katil salona peruklanıp kamufle edilerek getirildi. O peruk, Sayfi Ana’nın direnç kesmiş öfkesiyle düşürüldü!
Sonra hukuksal prosedürler en kaba biçimlerde yeniden ihlal edilerek katilin ifadesi salona getirilmeden telekonferans yoluyla alındı. Orada bile peruklanmıştı!.. Burjuvazinin kiralık katillerinin nasıl bir yüreğe sahip olduğunun resmi haline gelen Şahbaz, Ethem’in sözünü söyleme tarihsel sorumluluğuyla hareket eden hukukçular karşısında "bilmiyorum", "hatırlamıyorum" dışında söz edememişti.
Tüm tezgah bizzat belgelerle kanıtlanmış, her türlü soytarılığı yapan, mahkeme salonunda uyuklamaya kadar varacak bir umarsızlık sergileyen heyet, açığa çıkanlar karşısında kaçacak yer bulamayınca çekilme kararı almak zorunda kalmıştı. Mahkeme salonunda ve Adliye önünde vücut bulan toplumsal öfke onların o saldırganlıklarının altındaki korkaklıklarını da bir kez daha deşifre etmişti!
Sahte belgeler, çarpıtılan zamanlar, sahte tutanaklarla bu tezgah, polis-adliye-Adli Tıp-Bakanlıklar … ağıyla kotarılmaya çalışılmıştı. Bu ağ hesap sorma, katillerin peşini bırakmama irademiz karşısında yaşadığı korkuyu, öfkeyi Adliye önünde ve duruşma salonunda estirdiği terörle gösterdi. Ethem’in ailesine, yoldaşlarına, dostlarına, Adliye’nin önündeki işçi ve emekçilere saldırarak…
Tüm bu sahtekarlıklar bu sefer de bir oyalama, zamana yayma aşamasıyla devam etti. Dosya bir üst mahkemeye gitmiş, üst mahkeme, çekilen mahkemeyi yeniden görevlendirmiş, o da yine hukuksal kuralları ihlal ederek çekilme talebini Adalet Bakanlığı’na götürmüş, Bakanlık keyfi bir şekilde dosyayı 40 küsur gün tuttuktan sonra çekilmekte ısrar eden mahkemeye iade etmişti!
İade etmek zorunda kalmıştı çünkü, Ali İsmail’in, Mehmet’in davalarında karşılaştığı toplumsal irade başta olmak üzere yaşanan politik iklim onu buna mecbur etmişti.
Şimdi tüm bu badirelerden geçerek yeniden aynı mahkemeye, Ankara 6 Ağır Ceza Mahkemesi’ne dönen davanın 4. duruşmasına gidiyoruz. Burjuva hukuk sisteminin ipliğini pazara çıkaran bu davayı onlara kaçacak yer bırakmayacak bir hesaplaşma alanına dönüştürmeye… Katillerinin sırtını sıvazlayan burjuvazi ve uşaklarına bunun öyle kolay olmadığını göstermeye, “Katillerden hesabı işçiler, emekçiler soracak!” demeye…
Tüm işçi ve emekçiler, gençler, kadınlar Ethemce hesap sormaya, Ankara Adliyesi’ne…
Yer: Ankara Adliyesi
Saat:09:00