Rezaletin üç boyutu...

İşçiye, emekçiye, Gezi isyancısına, Kürt kadınına, bebesine gelince “canavar” kesilen Türk burjuva faşist devleti...

GÜNCEL
Cuma, 28 Mart 2014 (12 yıl 7 ay önce)

Pınar Suna



 



Ordudaki darbe hazırlıklarından bazılarının ortalığa döküldüğü “Balyoz” operasyonları günleriydi. Ortalık yine kaset çözümlemelerinden geçilmiyordu. Manzara her bakımdan ürkütücü, bir o kadar da zavallıcaydı. Yayınlanan toplantı tutanakları ya da telefon konuşmalarında höyküren generallerin sergiledikleri cehalet ibretlikti. Ordunun en kritik noktalarına gelmiş ve dışardan bakıldığı zaman 'adam'mış gibi görünen ve üniforma sırtlarındayken burunlarından kıl aldırmayan generallerin zeka seviyesi ürperticiydi. Kurdukları cümlelerin ne başı belliydi ne sonu... Ortaokulda Türkçe sınavına soksanız kesinlikle çakarlardı. Ve bu adamlar yıllardan beri ülkenin kaderi üzerinde söz sahibi konumlardaydılar.



 



Hükümetin binbir maskeli yüzü, genellikle ağlak pozların sahibi Bülent Arınç o günlerde kibir dolu fakat kırk yılda bir ettiği cinsten doğru bir laf etmişti. Generallerin sergiledikleri düşünsel ve entelektüel sefalete işaret ederek, “Bu milleti Allah korumuş! İyi ki biz bunların elinde savaşa mavaşa girmedik...” demişti.



 



“Kaderin cilvesi”ne bakın; aynı filmi bugün bize yeniden seyrettiriyor...



 



Düşünün ki, bu ülkenin Dışişleri Bakanı, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, Genelkurmay İkinci Başkanı ve Mit Müsteşarı, yani burjuva devletin “çelik çekirdeği” içinde yer alan en üst düzey kadroları, aralarında Suriye'ye karşı izlenecek stratejiyi konuşuyorlar. Bunlardan biri -Bakan- “Stratejik Derinlik” uzmanı olarak pazarlanan bir akademisyen. Müsteşarıyla birlikte bu ülkenin dış politikasını belirleyip yürüten ilk iki isim. Diğeri Mit Müsteşarı, ki dahil olmadığı kritik tek bir konu bile yok. Öcalan'la İmralı'daki görüşme sürecini de o yürütüyor, İran'la nükleer pazarlıkları da... Beyaz Saray'da Başbakanla birlikte Obama'nın yanına da o giriyor, İsrail'le istihbarat ve politika temaslarını da o yürütüyor. Türkiye'nin en gelişmiş dinleme tesisleri de onun yönetiminde, istihbarat ve karşı istihbarat faaliyetleri de... Genelkurmay İkinci Başkanı ise, Genelkurmay'ın fiili patronu gibi bir şey. Birinci başkan daha çok iç politikaya ordu adına müdahale ve protokol işlerini yürütürken, ordunun sevk ve idaresini onun adına yürüten isim.



 



Bunların kendi aralarında savaş planları yaptıkları bir konuşmanın saniye saniye dinlenip kayda alınabilmiş olması başlı başına bir rezalet! İşçiye, emekçiye, gösterici öğrenciye, Gezi Parkı isyancısına, Kürt kadınına, bebesine gelince “canavar” kesilen Türk burjuva faşist devletinin bir yönüyle esasında nasıl içi boş ve çürük bir mekanizma olduğu gerçeğinin göstergesi. İşçiye, emekçiye, Kürde, halka karşı gaddarlıkta sınır tanımayan bu “şahin devlet”in en hayati sırlarını dahi korumakta nasıl beceriksiz olduğunun kanıtı.



 



İşin bununla bağlantılı bir diğer boyutu, sınıf olarak burjuvazi ve onun ister Kemalist ister İslamcı kılığındaki fraksiyonlarının olsun, iktidar savaşımında hangi alçakça yöntemlere tenezzül edebileceklerinin yeni bir göstergesi. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Herkes, çıkarları örtüştüğü sürece kolkolayken bile birbirlerinin kuyusunu kazmak için bir taraftan da şantaj malzemesi biriktiren bir karaktersizlikle malul. Proletaryanın ölümsüz önderlerinden Lenin'in güzel bir sözü vardır bu duruma denk düşen: “Doğada her canlı kendi karakterine uygun yöntemlerle savaşır. Bazı böcekler etraflarına pis bir koku yayarlar...” Cemaatle AKP arasındaki iktidar savaşımı bu cinsten bir savaş. Her iki tarafın da nasıl kokuşmuş birer odak olduğunu sergileyen “böcekler savaşı"...



 



Ve nihayet ortalığa dökülen kayıtlar bu çürümüş iktidar düşkünlerinin nasıl çapsız fakat aynı zamanda gücü ellerinde tutabilmek için gözlerini nasıl kan bürümüş birer katil olduklarını gösteriyor. Konuşmaların içeriğine bakıyorsunuz; küçük, gündelik hesaplar uğruna Türkiye'yi bölgesel bir savaşın içine çekecek tezgahlar dışında konu yok. Ne doğru dürüst bir bölge okuması ne geniş açılı bir dünya okuması ne insani bir duygu ve duyarlılık ne bir fikir ve strateji... Bugünün internet meraklısı gençleri dahi sanal ortamda popüler savaş ve strateji oyunları oynarlarken bunlardan kat kat daha gelişkin bir stratejik bir bakışla hareket ediyorlar. Bu kan içiciler, koca bir bölgeye yayılma ihtimali olan ABD'sinden Rusya'sına, İran'ından İsrail'ine bir dizi ülkeyi işin içine çekebilecek kanlı bir kışkırtma ve maceranın güya planlamasını yapıyorlar; akılları internette oyun oynayan bebeler kadar bile çalışmıyor. Bülent Arınç'ın zamanında generaller için söylediği söz, bugün ortalığa dökülen “sivil” çapsızlığın boyutlarını görünce katlanmış olarak akla geliyor.



 



Ne acı ve ne yazık ki, bu ülkeyi, çapsızlıkları ölçüsünde gözlerini para ve iktidar hırsı bürümüş bu hırsızlar ve katiller şebekesi yönetiyor.