Sistem ve biz...

Türkçe'de başkaldıran herkese “terörist” deniyor. Türkçe'de terörist ilan edilen kesime biz yoldaş deriz

GÜNCEL
Pazar, 30 Mart 2014 (12 yıl 6 ay önce)

Ahmet Mekin Demir



 



Sistemin gözüyle olaya baktığımızda dost kim, düşman kim? Sistemin gözüyle dost; kapitalizm, emperyalizm, taşeron patronları, iktidar, devlet, sendika ağaları kısacası güçlü olan kesim. Sistemin gözüyle düşman; örgütlü işçi sınıfı, devrimciler, sosyalistler, Kürtler, muhalif gazeteciler. Yani kendileri gibi düşünmeyen herkes.



 



İşçinin gözüyle dost kim düşman kim? Yukarıda yazdıklarımın tam tersini düşünebilirsiniz. Neden “gözüyle” sözcüğünü kullanmak istediğimi de açıklamak istiyorum. Çünkü gözler yalan söylemez. Gözlerin dili olmadığını sanmayın. Gelin benim gözlerimin içine bakın. Ben susacağım o konuşacak. Sendika ağalarının hainliğini sadece anlatması yeterli olacak. Ben konuşmayacağım, kalemim susacak, beyaz sayfalar işaret etmeyecek. Sadece benim gözlerim ve Greif direnişi anlatsın yeter. Çünkü benim gözlerim üç kelimeyi çok iyi biliyor, işgal, grev, direniş!



 



İki ayrı ulustan...



 



Direniş'te doğan aşka gelince... Sevim'in babasıyla gece görüşüldü. Kız anası hala suskunluğunu koruyor, hiçbir soruya cevap vermiyor. Baba ise “şayet kabul edersen (Musa'nın evlenme teklifini) kapım sana kapalıdır” diyor. Ve Sevim o ceylan gözlerinden yaşlar dökerek ağlamaya başlıyor, “Ben mutluluğu hak etmeyecek ne yaptım” diye kendine sorarken Musa onu teselli etmeye çalışıyor: “Nerede hata yaptık; sevmekte mi yoksa iki ayrı milletten olmakla mı? Milletimizi seçme özgürlüğümüz olmadığı için mi... Cezamız buysa biz bu cezayı hak etmiyoruz. İnanmazsan Sevim'e sor!”



 



Ben bir şeyi anladım! Mücadelemiz, fikirlerimiz, gönüllerimiz geniş düşünceli olduğumuzu kanıtlıyor. Bu nedenle bir şiir yazdım.



 



Ustaların kaleminden teşeronu dinlemek ister misin? Tam bir sömürü cehennemi, parmaklık olmadan mahkumluktur. Kanını emen, sakat bırakan, kendine gelmesin demektir.



 



Ustaların kaleminden kapitalizmi dinlemek ister misin? Böl, parçala, yönet, vur, öldürme azraile teslim et, ister canını alsın, ister almasın.



 



Ustaların kaleminden örgütlenmeyi dinlemek ister misin? İçinde hain çıkacaktır, satan olacaktır. Patron yandaşı olacaktır, haber götüren olacaktır. Buna hazır mısın? İşgal, grev, direniş!



 



Türkçe Kürtçe deyince...



 



Sen kırmızı dağın karı mısın keleş. Ben siyah dağın karıyım. Keleşleri ararken seni buldum. Ben üşüdüğümde sıcaklığı ararken, senin kalbindeki sıcak hisleri buldum. Benim kalemimin direnci bitti derken senin elindeki beyaz sayfayı gördüm. Kalemim güldü hissettin mi? Elimdeki kalemimin sana teşekkürü var. Kalemimin dilinden teşekkür ederim.



 



Özlem Keleş, ben Ahmet Mekin'in kalemiyim konuşmayı bilmediğimi sanma! Beyaz sayfalara bak nasıl konuşuyorum. Ustaların elinde konuşmamak mümkün mü? Benim dilim çok uzun. Dilim kadar elim de uzun. İnanmazsan ustama sor. Dilimi uzatıyorum havaalanına kadar. Elimi uzatıyorum sendika binasına kadar. Sesleniyorum Rıdvan Budak duyana kadar. Ustam öğretmiş...



 



Daha neler neler biliyorum. Anlatacak o kadar çok şey var ki! Ustam izin verene kadar. Kusura bakma Özlem Keleş, ustamdan izin al. Direniş alanında, hala dışarıdan bana baktıkları zaman, çok cahil biri olarak görüyorlar. Okumam, yazmam olmadığını, okula gitmediğimi, sadece burada günlük tuttuğumu, sadece burada şiir yazdığımı, yazı yazmaya burada başladığımı, burada öğrendiğimi sanıyorlar. Hayat okulunda, çobanlık üniversitesini okuduğumu, medrese talimi gördüğümü bilmiyorlar. Bana sadece şunu söylüyorlar: “Sen Aytekin'in bölümünden yazar, şair çıktın...” Koyunlara, ineklere, dağlara, oradaki ağaçlara, kuşlara, ne kadar şiir okuduğumu nereden bilecekler. Öğretmenimin çoban babam olduğunu, Gavan dedemin müdür olduğunu, Berivan ninemin müdür yardımcısı, Kavani annemin baştabib olduğunu nereden bilecekler.



 



Beni o kadar usta yetiştirmişler ki üç kılığa geçebiliyorum. 1) Fakir, mücadeleci, direnişçi, komünist, dinci, Alevi, nurcu, şifalı, Hanefi, Maliki, Hambeli, Kawacı, şalvar giymek, takım giymek, kep giymek, cahil kılığına girmek. 2) Kürt olduğumu ispatlamak, Kürtlükten Türklüğe, laz olmak, Çerkez olmak, Arap olmak, dünyalı olmak. 3) Zengin olmak, onların kılığına girmek. Hangi kılığı girersem, ne giyersem, ne yaparsam dönüp dolaşacağım çoban oğluyum. Babam çoban, ben onun oğluyum.



 



ÇOBAN Türkçe'de, küçükbaş, büyükbaş hayvanları otlatan herkese çoban denir. Fakat Kürtçe'de öyle değil. Kürtçe'de ise küçükbaş hayvanları otlatana ayrı bir isim, büyükbaş hayvanları otlatana ayrı bir isim veriliyor. Türkçe'de haksızlığa başkaldıran herkese “terörist” deniliyor. Sistem bunu emrediyor. Kürtçe'de öyle değildir. Kürtçe'de ayrı ayrı isimleri var. Toplum değil, memleket değil, onu olaya sürükleyen ve olayı gerçekleştiren sorumludur. Daha geniş anlatmak gerekiyor.



 



İşçilerden, ezilen kesimlerden yana olan, bizi birbirimize düşüren sistem, sermaye sahiplerine karşı gelen, kölelik düzenine karşı gelen, yaşayabilecek şekilde ücret isteyen, güçlülerin dediğini değil de ortak çözüm üretmeye çalışan herkesi Türkçe'de terörist olarak beynimize yerleştirdiler. Lakin öyle olmadığını anlamamız ve öğretmemiz gerekir. Türkçe'de terörist ilan edilen kesime Kürtçe'de yoldaş denilir.