"Kim diyebilir ki Ethem öldü?"

Kendilerinde Ethem'den bir parçayı taşıyanlar 7 Nisan'a Ankara Adliyesi'ne çağırıyor!

GÜNCEL
Cuma, 4 Nisan 2014 (12 yıl 6 ay önce)

Ethem'i kendi benliklerinin koparılamaz bir parçası haline getirerek ölümsüzleştirenler, diğer parçalarını taşıyan milyonları 7 Nisan'da Ankara Adliyesi'nde görülecek duruşmaya çağırıyorlar. birparcasisende.org sitesinden yapılan bu çağrıları yayınlıyoruz:



 




Tam şurada, şurada şuramda... Bakarlarsa görürler, baksalardı görürlerdi, bakmadılar!..



 



Bir zamanlar yolda yürürken, tek başınaysam eğer sessizce yürürdüm gideceğim yere. Sonra bir silah sesi değdi sessizliğime, çığlık oldum. Sesim de sessizliğim de Ethem benim!



 



Aynaya baktım, hüzünlüydü yüzüm. Değil mi ki her gülümsemenin altında bir karanfil yatar? İnadına güldüm, her gülüşüm Ethem benim!



 



Ellerime bakın, ellerinize bakın! Bu ellerle kaynak yaptı Ethem! Kaldırdığımız her yumruk Ethem'in yumruğudur!



 



Bu kavgadan düşersek bir gün, Ethem'in yara iziyiz biz! Biz vurularak ölmeyiz, vurulduğumuz yer birlik olur, Ethem olur, yaşam olur bize!



 



Kim diyebilir ki Ethem öldü? Biz yaşıyorsak Ethem tam burada! Bakarlarsa görürler!



 



Deniz Bağdaş



 



***



 



Pazartesi günü Ethem'in 4. mahkemesi görülecek. Bu cümle bile durumun rezaletini açıklamaya yetiyor aslında. Bir katilden hesap sorulması için 4. kez mahkeme düzenleniyor! İktidar ve katil devletin hukuk sisteminin taraflılığını, çarpıklığını anlamamız için bu bile yeterlidir. 

 



 



Kendini Ethem'in yoldaşı, kardeşi, dostu olarak gören herkesi o gün Ankara adliyesi önünde yanımıza bekliyoruz

Haziran'da aynı amaçla sokağa çıkan, barikatlarda aynı amaç için çarpışan milyonları o gün de yanımızda görmek istiyoruz

 



 



Faşist devlet bu ülkede yıllardır cinsiyet, ırk, yaş gözetmeden birçok hayat karartmış, işkence etmiş, can almıştır. Halka olan korkuları o seviyeye gelmiş ki 14 yaşındaki, 10 yaşındaki çocukların hayatlarına saldıracak kadar alçalmışlardır. Siz o gün yanımızda olup, destek vermedikçe de bir gün o saldırı sizin de kardeşinizi, çocuğunuzu veya sizi bulacak; etrafınıza baktığınızdaysa sizin için direnecek, sizin acınızı paylaşacak kimse kalmamış olacaktır.



 



Bu nedenle Haziran ruhunu içinde yaşatan herkesi pazartesi günü yoldaşlarının yanına, hesap sormaya davet ediyoruz.

 



SARISÜLÜK AİLESİ



 



 



***



 



Her gün vurulup düştüğü yerden geçmekte binler, vurdular Ethem’i, vur-du-lar kardeşimizi… Düşünür mü düştüğü yerden geçerken binler; neden vurulduğunu Ethem’in… O şimdi anneciğinin evinin duvarından bir başka gencecik katledilmiş devrimci ile yan yana, omuz omuza bakar bize… “Vurdular beni de, vurdular güpegündüz, vurdular el birliğiyle, vurmaya devam ediyorlar beni… unutacak mısınız?" diye …



Sinem Derya Çetinkaya



 



***



 



Ankara'da bir kardeşim vardı, vurdular 

Kurşun bana saplandı 

Kardeşim kalbime saklandı...

Ankara'da "maddi devlet" vardır yoldaşlar!

Kalbimde büyüyen kardeşimden korkar 

Kardeşimle büyüyen halkımdan korkar

Ankara'da bir kardeşim var yere düştü

Nasırlı ellerinden tutsam kaldırsam,

Bir parçası bende kalsa 

Bir parçası sende



                     



Ali Özdemir



 



***



 



#7NisandaAnkaraAdliyesine #BirParçasıSende 

Resmen nasıl geçti bu sene anlayamadık... Ne yazı hissedebildim, ne kışı...Nisan geldi. 24 gün sonra tam bir sene olacak, o güzel insanların Gezi Parkı'na girip "burayı kesemezsiniz!" diyeli... Tam 31 gün sonra BİR SENE OLACAK ETHEM VURULALI. Ondan sonra arka arkaya gelecek kardeşlerimizin ÖLÜM YILDÖNÜMLERİ. Hala gerçekliğini içime sindiremiyorum, o kadar sevdik ki o çocukları , o kadar kalbimizin içine soktuk, o kadar baktık ki resimlerine; şimdi her gittiğim eylemde onların yüzünü arıyor gözlerim. Orada olduklarını biliyorum, kalabalığın içinde bir yerlerdeler. Hepsi içimizdeler...hepsinin bir parçası bizde...Parça parça olduk ceylan gibi evet, ama büyüyoruz, güçleniyoruz. Hepsinin inancı, haklılığı , onuru içimde benim! Biz ölmüyoruz!.. Ama onlar kendilerini balçıklara gömüyorlar...

 



7 Nisan'da Ethem'in mahkemesi var Ankara Adliye Sarayı denen tiyatro sahnesinde. Hiç bir dava geri getirmeyecek kardeşlerimizi. Ama o korkaklar cezalandırılmadan da bir adım geri çekilmeyeceğiz. 7 Nisan'da Adliye'ye gel kardeşim, sabah 9'da... Ethem'e sözümüz var, kendimize ve birbirimize sözümüz var...

Orada görüşürüz..



 



Börtü Böcek



 



***



 



#7NisandaAnkaraAdliyesine #BirParçasıSende 

Onların silahları var, bizim niyetlerimiz. Hınçları, düşmanlıkları... Bizim sevdiklerimiz! Onların orduları var, polisleri, hapishaneleri, kalın kalın kitapları; canları istediklerinde değiştirdikleri... Okulları var, öğretmenleri, yıkıyorlar beyinlerimizi. Bizim hayallerimiz var, hikayelerimiz, şiirlerimiz... Küçük oyunlar, en çok kendimizi incittiğimiz... Onların elinde insanlıkları var, insaflarına terk ettiğimiz...



 



Sahir Ü.



 



 



***



 



Adressiz Sorgular'ın yoldaşı, halkların adresine gönderilmiş sorgu...



 



Bir demir kesilir atölyede; kordur, dokunulmaz! 

 



Bir şarkı söylenir vardiyada; yârdır, kavuşulmaz!

 



Bir kurşun gelir bulur beni; kördür, görmez öldüğümü!..



 



Nisan'ın 7'sinde, insan'ın belleğinde kor bir demirdir Ethem, yakar yakanı..



 



Barış Yıldırım



 



***



 



1 Haziran gününde çarpışan, bir yürek atımında barikatlara koşan , üniversitelerden, fabrikalardan gecekondulardan taşıp gelen bir sel kadar hırçın , öfkeli... Masmavi gök kadar kardeş ve güneş kadar yakıcıydılar... Ölüm genç bedenlerle beslenir ve her unutuş ölümün hanesinedir. Ne zaman örselenmiş çocukluğum acısa bir parçası sende, unutma, unutturma, hesap sor !



 



Bünyamin Adıyaman



 



***



 



7 Nisan'a...

Yarına birlikte

Ah o aynı sesleri parça parça

Haykırdığımız günler

Camlarda yağmur tanelerince

Dağılıp savrulduğumuz günler



Ki sesler yarım

Renkler yarım

...

Ta ki birlikteliğin ormanında

Her yaprağı(parçası) aynı dilden

Ve birlikte sevinceye kadar...

(Adnan Yücel)



 



Esra Doğan



 



 



***



 



Haziran direnişinin bir parçası olan herkes devam eden sürecin de bir parçası olduğunu unutmamalı. Bu süreç mahkemeler olabilir, yaşamın herhangi bir sorunu olabilir. Ancak ve ancak duyarlılık yoğunlaştıkça ve çoğaldıkça uykusu kaçacaktır muktedirlerin ve aslında muktedir olmadıklarını göreceklerdir!..



Hasan Sertkaya



 



***



 



Dostlar, yoldaşlar

Egemen sınıfın temsilcilerinin, işbirlikçi sermayenin yerel seçimleri bitti. Kimisi ağladı, kimisi sevindi.

Bu toprağın, bu halkın yani bizim seçimimiz bitmedi...

Bizim seçimimiz Gezi ruhu, direnişi,

Seçmenimiz Gezi direnişçileri,

Sandığımız meydanlar, sokaklar, barikatlar...

Biz diyoruz ki; artık hiç bir şey onların dediği gibi olmayacak. Hesabımızı oy sandığında değil, direniş alanlarında soracağız.

 



Dostlar; önümüz 1 Mayıs, 6 Mayıs ve tarihe altın harflerle yazılan Haziran Direnişleri ile açılıyor. Daha güçlü ve kenetlenmiş olarak, karadan kızıla tüm renklerimizle meydanlarda olacağız.

 



Yüzümüz Gezi yoldaşlarımızda. Bayrağımız devrim şehitleri bayrağı!..

 



Bayrağımız; Ethem'lerin, Ali İsmail'lerin, Berkin'lerin .... bayrağıdır.

 



Bu devrimci bayrağı yerlere düşürmeyeceğiz!



Sözümüz, andımız olsun!..

 



Bugün halkın yoldaşı Ethem'in katilinin kendi faşist mahkemelerinde yargılanmasına tanıklık ediyoruz. Biliyoruz ki bu 4. duruşmada da değişen bir şey olmayacak. Ama bizler bir şeyleri mutlak değiştireceğiz. Bu kan emicilere rahat uyku uyutmayacağız, iktidarlarını daha çok sallayacağız.

 



Kimler ile?

 



Gözünü hiç bir şeyden sakınmayan özgürlük savaşçısı Haziran direnişlerinin öncüleri ile,

 



Sol açık ile,

 



Tek Yumruk ile,

 



Çarşı ile,

 



Emekten yana olanlar ile,

 



Öğrenci gençlik ile,

 



İşçi gençlik ile,

 



Kadınlarımız ile,

 



Tüm duyarlı demokrat aydınlarımız ile,

 



Dini inançlarında samimi anti faşist dostlarımız ile,

 



Anarkolarla,

 



Ethem kardeşimiz özgürlük savaşının ölümsüzü olarak kalplerimizde ve yumruklarımızda yaşayacak ve düşmanlarımıza da hep korku salacaktır.

 



Uluslararası sermaye ve onun sınıfsal konumu olan hakim sınıf/ hükümetinin baskıcı yöntemlerine, yaşadığımız topraklardaki her türlü kaynağın yabancı tekellere peşkeş çekilmesine, talanına ve kendi yandaşlarının para kasalarının dolmasına karşı direnişlerimizi en üst seviyelere çıkartmamız şart hale gelmiştir. 

 



-Ethem yoldaş ölümsüzdür!

 



-Yaşasın Taksim ateşi!

 



- Katil devlet hesap verecek!

 



-Faşizme karşı omuz omuza!



Aslan Kızılçay



 



***



 



Bu kavga, bu davet bizim!



Sermaye düzeninden, emperyalistlerin seçimlerinden, mahkemelerinden, medyasından medet ummuyoruz. Hiçbir zaman da kurtuluşumuzu onların elinde görmedik. Hep bir oyun içinde oyundur. Yaşanan süreçte de tanık oluyoruz buna. Ama bir gerçek vardır. Devlet kendi saltanatının bekası için kolluk güçlerine cinayet işlettiriyor. Hep biz ölüyoruz- öldürülüyoruz.



 



Hep bizler öldürüldüğümüz için bizim de geçmişten süregelen davamız devam etmektedir. Dava dosyamız 1915 Ermeni kıyımında, Koçgiri'de, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmesinde, Dersim'de, Marş'ta, 1977 1 Mayısı'nda, 12 Eylül Cuntası'nın açtığı yaralarda, Madımak'ta, cezaevi katliamları süreçlerinde, 17 bin fail belli kayıplarla, Roboski'de açılmıştır.



 



O günlerden bugüne yaşanan tüm katliamların dava dosyası açıktır…



 



Katliamlar-cinayetler de belli; failler de-katiller de bellidir. Fakat olmadık saçma sapan gerekçelerle doğru dürüst bir dava hükmü verilmemiştir, gerçekler açığa çıkartılmamıştır!..



 



Yönetenler bilir ki sanık sandalyesindeki katil ya da katilleri yargılandığında kendileri de aynı suçtan hüküm giyeceklerdir. Onlar parayla tutulmuş tetikçilerdir, gerçek katil devletin taa kendisidir! 

 



Devletin alışılagelmiş ayak oyunlarıyla dolu göstermelik yargısının kapatmadığı her dosya bizde yeni yeni kapanmaz yaralar açmıştır!..

 



Son olarak Gezi Parkı protestosu ile başlayan Haziran İsyanı'nda Ethem, Ali İsmail, Medeni, Mehmet, Abdullah, Ahmet, Hasan ve Berkin katledilmişlerdir. Katiller ve katillere emri verenlerin hiç biri daha yargılanmamıştır. Çocuklarımızın, dostlarımızın, yoldaşlarımızın göstermelik mahkeme süreçleri devam etmektedir. Ama bizler çok olursak, sürece baskı yaparsak gerçekler gün yüzüne çıkar, rastgele bir hukuk yürütemezler.



 



Dostlarımızın davasına sahip çıkalım. En yakın zamanda 7 Nisan Pazartesi günü saat 09:00’da Ankara Adliyesi'nde Ethem’in duruşması var.



 



Buradan tüm insanlığa çağırı yapıyorum. Ethem'in katillerini kendi mahkemelerinde yargılayalım. Hesap soralım, aldığımız sonuç diğer katliamların duruşmasına emsal teşkil etsin. 

Bizler bu katil devletten hesap sormazsak Ethem, Ali İsmail, Medeni, Mehmet, Abdullah, Ahmet, Hasan ve Berkin bizden hesap sorar! Eğer sürece müdahil olup takip etmezsek, davayı sahiplenmezsek, nasıl bakarız kara gözlü Berkin’in yüzüne, her fotoğraflarını gördüğümüzde başımız önümüzde suçlu gibi yürümez miyiz?



 



Unutursak- Unutturursak kaybettiğimiz insanlara nasıl "dostumuzdu", "yoldaşımızdı" deriz. 

 



Çünkü unutmak unutturmak ihanettir…!

 



Davamız divana kalmasın, hesap soralım.....!

 



Mustafa Karabudak