Mehmet Latifeci anıldı

1995'te kontgerilla tarafından katledilen Mehmet Latifeci ve babası anıldı...

GÜNCEL
Salı, 8 Nisan 2014 (12 yıl 6 ay önce)

Samandağ Sutaşı Beldesi'nde 1995'te evlerinde uğradıkları silahlı saldırı sonucu yaşamlarını yitiren Samandağ DEP eski İlçe Başkanı ve Samandağ Halkevi kurucusu Mehmet Latifeci ve babası Yahya Latifeci katledilişlerinin 19. yılında mezarları başında anıldı.

 



Anmaya Alınteri, Samandağ Halkevi, Samandağ ÖDP, Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği, SYKP, BDP, ESP, EMEP, SODAP, Partizan, SDP ve HDP katıldı.

 



Anma Mehmet Latifeci şahsında tüm devrim şehitler için saygı duruşu ile başladı. Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği'nden Mahmut Baykuş, Arapça bir konuşma yaptı. BDP PM üyesi Zeki Koç da kısa bir konuşma yaptı.





 



Ardından bütün kurumlar adına HDP İl Başkanı Peri Çiftçi yaptığı konuşmada:



 




Değerli dostlar, yoldaşlar!



1995 yılında kaybettiğimiz Mehmet Latifeci yoldaşımız ve babasını anmak için toplandık. Hepiniz hoş geldiniz!..

 



Türkiye’de bitmeyen karanlık dönemlerde binlerce insan yargısız infazlara kurban gitti. 95’te Susurluk uzantısı çete devredeydi. Hatay’da yaşayan Arap halkının uyanışı için emek veren örgütlülüğümüzün önemli neferlerinden biri olan Mehmet Latifeci bu çetenin uzantıları tarafından katledildi. Bir kez daha Latifeci'leri katleden devletin organize çetesi ve yerli tetikçilerini lanetliyoruz.

 



 



Gördüğünüz gibi Latifeciler mücadelemizin her yerinde yaşıyor. Tıpkı 30 Mart’ta Kızıldere’de Deniz'leri kurtarmak uğruna katledilen Mahir Çayanlar gibi.



 



'80 darbesi döneminde tutuklanan ve 82’nin Mart’ında asılan Seyit Konuk, İbrahim Ethem Çoşkun, Necati Vardar gibi.



 



Tıpkı 28 Mart’ta çatışmada ölen Mahsum Korkmaz, komutan Agit gibi.



 



21 Mart’ta zalim Dehak'lara karşı Newroz ateşini yakan Demirci Kawa'lar gibi.



12 Mart’ta Alevi oldukları için Gazi’de katledilen, 16 Mart’ta Saddam tarafından kullanılan kimyasal silahla ölüm uykusuna yatırılan Halepçe halkı gibi.

 



 



Değerli dostlar, sadece Mart ayında ne kadar çok katliam yaşanmış? Baharın müjdeleyicisi Mart ayını kana bulamış faşist düzen katliamlarına devam ediyor. 21. yüzyılın Dehak'ları Türkiye’de ve Ortadoğu’da cirit atıyor. AKP iktidarının baskıcı faşizan uygulamaları Gezi sürecinde sokaklara döktü. Ne mutlu ki bize halk olarak yıllar sonra sokaklara indik.



 



Eli ve vicdanı kanlı AKP hükümetinin kahraman polisi Ethem’i, Mehmet’i, Hasan Fert’i, Medeni’yi, Abdocan’ı, Ali İsmail’i, Ahmet’i ve Gezinin en küçük fidanı Berkin’i katletti. Uyuyakalan küçük Berkin bütün Türkiye’yi uyardı. Okulları sokaklara döktü. Vicdanı oldu toplumun. Evet, sıra vicdanı politik bilince çevirmekde. İşte o zaman sayarak bitiremediğimiz bu katliamlara dur diyebiliriz. İşte o zaman zalimin zulmüne karşı halkın özgür iradesini ortaya koyabiliriz.

 



 



Değerli dostlar! Ne yazık ki Türkiye’nin maddi-manevi desteklediği bir Suriye işgali söz konusu. Ve savaş sınır bölgesinde yaşayan illerin dibinde gerçekleşiyor. Bizler savaşa sıfır noktasında yaşıyoruz. Bombardımandan evlerimizin camları gıcırdıyor. Topraklarımıza havan topları düşüyor. Başından beri halk olarak istemediğimiz bir savaşa sürükleniyoruz. Halkımızın can güvenliği kalmamıştır. Hatay’ın tarihi ve sosyal yapısından dolayı tedirginliği artmıştır.



 



Buradan sesleniyoruz: "Artık yeter. Bilallerinizi korurken bizleri savaşın kucağına atmaktan vazgeçin. Mezhepçi, çıkarcı siyasi anlayış halkın barış bilinciyle çatışacaktır. Bizler barış ve kardeşlik uğruna canlarını seve seve verenlerin, Latifeci’nin öğrencileriyiz. Ve bu bilinçle mücadelemizi bütün engellemelere rağmen devam ettireceğimizin sözünü veriyoruz.

 



 



Mehmet yoldaş sözümüz sanadır:

Sen insandın. Yoktu hiçbir farkın diğer kullarından tanrının. Canın aldılar ecelsiz, pırıl pırıl bir Mart akşamı. Saplandı yağlı kurşunlar delikanlı bedenine. Tepeden tırnağa kandın. Sen insandın…Sen halkların kardeşliği uğruna yiten candın… Rahat uyu. Yoldaşların bayrağını yerde bırakmadı, bırakmayacak. Seni katleden senaryolar bölgemizde yeniden canlanıyor. Dün nasıl onurlu mücadelemizi sürdürdüysek, bugün de sürdürüyoruz. Çok sevdiğin Feyruz’un dediği gibi: “lhevviyye va lhırriye mğıbbaytha bil hayt”. Her ne kadar bedenler alıkonsa da yaşamdan, kimlikler ve özgürlükler duvarlarda saklı kalır. Ve hiçbir zalim onları duvardan söküp alamaz.

Yolumuz uzun-engebeli, farkındayız. Ortadoğu’da halklar özgürleşene kadar, bu topraklara barış ve kardeşlik gelene kadar mücadele edeceğiz. Yoksulluğa, yolsuzluğa, sömürüye, eşitsizliğe, ötekileştirilmeye, yok sayılmaya karşı; barışa, kardeşliğe, adalete, eşitliğe, özgürlüğe kavuşuncaya kadar devrim ve sosyalizm bayrağını dalgalandıracağız." dedi.

 



Yaşasın halkların kardeşliği!

Yaşasın devrim ve sosyalizm!