İnsanca yaşam, insanca barınma Sosyalizmde!

Evler başımıza yıkılır, depremde yamulmuş binalara sığınmak zorunda kalırız, 150 eve 25 bin kişi başvurur

GÜNCEL
Pazartesi, 28 Ağustos 2006 (20 yıl 2 ay önce)

Urfa'da çöken inşaatta 2 kişi öldü


Urfa'nın Akçakale ilçesinde inşaat çökmesi sonucu enkaz altında kalan 3 kişiden 2'si hayatını kaybetti.

Alınan bilgilere göre, Ceylanlı mahallesinde Mehmet Akay adlı vatandaş evinin bahçesinde oda yaptırmak için inşaat başlattı. Bugün öğle saatlerinde Mehmet Akay'ın eşi Hadle Akay (40), torunu bir yaşındaki İbrahim Akay ve oğlu Mustafa Akay (9) inşaat halindeki odanın altında oturdukları sırada çökme meydana geldi. Akçakale Belediyesi ekipleri tarafından yapılan çalışma sonucu anne Hadle Akay ile İbrahim Akay'ın cesedi çıkarıldı. Ekipler, enkaz altında kalan Mustafa Akay'ı yaralı olarak kurtarmayı başardı. Yaralı çocuk ambulansla Urfa Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

ANF NEWS AGENCY



Sonunda Vatandaş Yerleşti


İzmit Körfez Mahallesi 42 Evler mevkiinde bulunan, 17 ağustos felaketinde hasar gördükten sonra boşaltılan devlete ait lojman binasına, sonunda sokakta kalmış vatandaşlar yerleşmeye başladı.

hasarli bina

Defterdarlık ile Milli Eğitim'e ait olan ve 42 dairenin bulunduğu dev lojman binasının öyküsü, aslında kara mizah… 17 Ağustos 1999'a kadar bu binada devlet memuru aileler oturuyordu. Depremde hasar gören binanın yıkılıp yıkılmaması tartışıldı. Orta hasar kararı verildi. Devlet büyük para harcadı ama onarım tamamlanamadı. Yıllardır sahipsiz halde duran binada onarım sırasında kullanılan yeni malzemeler de artık yok oldu.

Sokaklarda yatıp kalkanların, ayyaşların, berduşların kullandığı, devletin nasıl değerlendirileceği konusunda karar alamadığı binaya, şimdi birkaç ailenin yerleştiği görülüyor. Çevrede yaşamın sürdüğü binalar için de ciddi tehlike oluşturan devlete ait lojmanın, bu gidişle sokakta kalmış vatandaşlar tarafından tamamen doldurulması da mümkün…


Kiralar Yine Fırladı


Sonbahar ve eğitim dönemi yaklaşıyor. Özellikle başka illerden gelen çok sayıda üniversite öğrencisi kiralık ev aramaya başladılar. İlimizde yurt kapasiteleri bu dönem de yeterli rakama ulaşamadı. Kiralık ev arayanlar çok olunca, kira bedelleri de hızla yükseliyor. En kötü koşullardaki ev için bile kiralar 600 YTL'den başlıyor. Emlakçıların komisyon talebi, döviz üzerinden teminat istenmesi de cabası.

Özgür Kocaeli Gazetesi



150 konuta 25 bin başvuru


TOKİ tarafından yaptırılan, Konya Büyükşehir Belediyesi’nce dağıtımı gerçekleştirilen 150 konuta, 25 bin 530 kişi başvurdu.

ntvmsnbc.com






Konut sorunu, ülkemiz işçi ve emekçilerinin yaşam koşullarını git gide ağırlaştıran yüklerden biri olarak üzerimizde birikmiş, yığılmış duruyor. Başta İstanbul olmak üzere işçi ve emekçiler kentsel dönüşüm planları ile büyük şehirlerden on yılların birikimine el konularak kovulurken, tutunmaya çalışanlar ise dudak uçuklatan kiralarla, bir kaç aile bir arada kümes bile denilemeyecek yerlerde "yaşamak" zorunda kalıyor.

Emekçilerin sağlığa uygun olmayan, aşırı kalabalık, küçücük konutlarda yaşamaları, sadece kapitalizme özgü bir olgu değildir. Tarih boyunca ezilen sınıflar, insanın maddi ve kültürel varlığını doyurmaktan çok uzak barınma, beslenme, sağlık koşullarına mahkum olarak yaşadılar. Konut sorununu kriz boyutlarına vardıran ise kapitalizm oldu.

Kapitalist kendisi için konut sorunu, konut darlığı diye bir şey tanımaz. Nasıl olsa hepsi, birden çok "saray yavrusuna" sahiptir. Deniz kıyıları, orman içleri, el değmemiş güzellikteki doğa parçaları yalılar, villalar onlarındır.

Bir yanda milyonların konut diye içinde yaşamaya mahkum olduğu hastalık ve ölüm yuvaları; bir yanda bir avuç burjuvanın sefasını sürdüğü saray yavruları... Kapitalist sistemin yarattığı tüm toplumsal çelişki ve sorunlar gibi konut sorunundaki çelişkiyi de ücretli kölelik düzeninin mezara gömülmesi çözecektir.

Proletarya iktidarı, devrim yoluyla ele geçirildiğinde büyük burjuvazinin elindeki konutlara derhal el konulur ve halkın mülkiyeti haline getirilir; buralara işçi ve emekçileri yerleştirir. Bununla da yetinmez; işçi ve emekçi ailelerin kullanımına dönük, nitelikli ve sağlıklı toplu konut yapımını en temel görevlerden biri olarak önüne koyar. Proletarya iktidarının elindeki kaynakların en kısıtlı olduğu dönemlerde dahi konut yapımı için özel olanak ve kaynak ayırır; bu konuya özel bir ağırlık verir. Arsa ve konutların alınıp satılabilirliğine, bunların birer spekülasyon ve emekçiler alehine zenginleşme aracı olarak kullanılmasına son verir. Kiraları, ücretlerin çok küçük bir yüzdesini oluşturacak ölçüde belirler. Böylelikle çalışanların yıllardır sırtında taşıdıkları konut sorunu ve kira kamburunu radikal bir biçimde ortadan kaldırır.

Bununla birlikte sosyalizm, konut sorununda asıl köklü çözüme, kır ile kent, sanayi ile tarım arasındaki çelişkiyi çözerek, uçurumu yok ederek varacaktır. Üretimin merkezi planlanması ile, nüfusun belirli yerlerde yığılmasına, dengesiz dağılımına neden olan bölgeler ve sektörler arasındaki eşitsizliği giderecek; insanların "doğduğu yerde doymasını" sağlayacaktır. Yerleşim merkezlerinde işçi ve emekçilerin tüm sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasını güvence altına alacak, kent yaşamının insanı ezici ve boğucu bir hal almasını önleyecektir. Aynı biçimde kırda da insanların en ilkel ve sağlıksız bir şekilde yaşamasına son verecek, sosyalist uygarlık ve kültürün ürünlerinden yararlanmalarının yolunu açacaktır.

Kitlelerin yaşamını iyileştirmeye dönük tüm bu önlem ve ilerlemeler, sosyalizm için ne (kapitalizmde olduğu gibi "ekonomik" bulunmayıp) vazgeçilebilir, ne de bir kez gerçekleştirildiğinde tamamlanmış gözüyle bakılabilir niteliktedir. O bunları sürekli geliştirirken, bu konudaki hareket noktası, sosyalizmin temel amacı olan "kitlelerin ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmeyip onların refah düzeyini sürekli yükseltmek"tir.

Sosyalizm, konut sorununda da insanın insanlığını özgürce ve tüm olanaklara sahip olarak yaşaması ve geliştirmesi demektir.