Tezkereyi Parçalamaya

İşgal gücüne asker katmak için Meclis 5 Eylül Salı günü olağanüstü toplanıyor. Öyleyse biz de o gün Ankara'da olacağız. Meclis'in kapısına dayanıp; tezkerenin çıkmasına izin vermeyeceğiz. Emekçi halkların katledilmesine karşı Ankara sokaklarında barikat olacağız.

GÜNCEL
Salı, 29 Ağustos 2006 (20 yıl 1 ay önce)

[foto]imgok.jpg[/foto]Hem müslüman hem laik, üstüne bir de demokratik.

[foto]imgok.jpg[/foto]Ordusu Kürdistan'dan savaş deneyimine sahip.

[foto]imgok.jpg[/foto]Tetikçilikte deneyimli: Kore'de başladı, Afganistan'da devam ettiriyor.

[foto]imgok.jpg[/foto]Tüm belgeleri tamam: ABD ile Ortak Vizyon Anlaşması; İsrail ile Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşması'ndan (1996) Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması'na (1996), Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması'ndan (1996) Askeri Eğitim ve İstihbarat Paylaşımı İçin Anlaşmaya (1996) oradan Polis Eğitimi ve İstihbarat Paylaşımı İçin Anlaşmaya (2005). -Gizli belgeleri biz bilmeyiz-.

[foto]imgok.jpg[/foto]Kırmızı çizgileri de Kürdistan'ın güneyinden taze Kürt devleti, Kıbrıs'ın güneyinden Kıbrıs Rum Devleti sıkıştırılıp duruluyor.

[foto]imgok.jpg[/foto]Avrupa Birliği de yüz çevirmiş, umduğunu bulamamış.

[foto]imgok.jpg[/foto]Bir de hayalleri var ki bölgesel güç olacakmış.

[foto]imgok.jpg[/foto]Hem satacak başka nesi var ki!..

Siz söyleyin lütfen: İşgal gücüne Türkiye burjuvazisi asker göndermesin de kim göndersin?

Anayasacı Cumhurbaşkanı'nın asker gönderilmemesine ilişkin görüşleri hükümet üyelerince kirli savaşçı, Şemdinlici paşanın Genelkurmay Başkanlığı görevini resmen almasının ardından çok sert eleştirildi: "İmza yetkisi bile yok, bu hükümetin işi."

Arada bir de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yanında MİT temsilcileri ile birlikte yaptığı bir İsrail ziyareti var tabii. Bu ziyaret öncesinde kendileri de tabiri caizse mırın kırın ediyorlardı: Yok resmi ateşkes olmadan asker gönderilmezmiş; yok sözde "Barış Gücü"nün görevleri arasında Hizbullah'ın silahsızlandırılması varmış; yok asker gitse bile çatışmaya girmezmiş vb.

Gül, İsrail'e gitti, Büyükanıt ordunun başına geçti: Mırın kırınlar bitti!

Ve asker gönderme kararını veren hükümet, tatilini bile yarıda keserek Lübnan'a asker gönderilmesi konusunu görüşmek üzere Meclis'i 5 Eylül Salı günü olağanüstü topluyor. Öyleyse biz de 5 Eylül'de Ankara'da olacağız. Dört bir yandan gelip Meclis'in kapısına dayanacağız; o tezkerenin çıkmasına izin vermeyeceğiz. Kardeş halkların katledilmesine karşı 5 Eylül'de Ankara sokaklarında barikat olacağız.

Etkin işbirlikçilik için adımlar çok önceden atılmıştı: İmzalanan Stratejik Vizyon Belgesi bunu emrediyor.

Sadece Büyükanıt değil, özel harpçi, uzun yıllar Kürdistan'da savaşmış, kirli savaş kurmaylığı yaparak rütbelenmiş, NATO karargahlarını adımlamış, istihbaratçılık ve her türlü "gizli" işle haşır neşir olmuş bir bileşimden oluşturuldu yeni Kurmaylık'ın tümü. Bu Kurmaylık, ABD politikaları ile daha sorunsuz bir uyumun yakalanmasının ifadesidir.

Hükümet de zaten geçtiğimiz haftalarda yapılan Bakanlar Kurulu ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplantılarının ardından "Asker, ekonomik ve siyasi olarak ne isterse arkasındayız" açıklamaları ile biat olma durumuna geçmişti.

Irak'ın yapılandırılmasında önemli rol oynayan, Güney Kürdistan'da petrol bile bulan işbirlikçi tekelci burjuvazi de her türlü bağımlığın dışında ve ötesinde Güney Lübnan'ın yapılandırılmasından da pay kapmak istemesin de ne istesin.

Görev bölgesi Güney Lübnan'dan Suriye ve İran'a uzanacak olan "Barış Gücü"ne asker göndermenin arkasında yaz yaz bitmeyecek, türlü bağımlılık ve çıkar ilişkisi bulunmaktadır.

Asker olarak gidecek olanlar ise çıkarları Lübnanlı, Filistinli, Suriyeli, İranlı, Iraklı, Afganistanlı işçi ve emekçilerle ortak olanlardır.

Üzerimize giydirilmek istenen ABD, İsrail, AB, BM, MGK, TÜSİAD armalı askeri elbise kendimizin ve tüm bir bölge emekçilerinin geleceğine, Kana'da katledilen 37 çocuğun yaşanmamış hayatlarına ihanettir.

Bu elbiseyi parçalamak, üzerinde dünyanın tüm emekçi halklarının kanı bulunan ABD emperyalizmine karşı boynumuzun borcudur.

5 Eylül'de Ankara'dayız, Meclis'in kapısına dayanacağız. Kardeş Lübnan ve bölge halklarının katledilmesine seyirci kalmayacağız.