Polis vurur, aklanır!

Polisin vurarak kör ettiği Umut Tamaç cezalandırılırken, polis ise yeni saldırılar yapması için adeta ödüllendirildi!

GÜNCEL
Salı, 15 Nisan 2014 (12 yıl 6 ay önce)

Polisin hoşuna gitmeyen birini oracıkta katledip, bu katliamı donatıldığı yetkilerle yasal kılıfına uydurduğu sayısız örnek var bu ülkede.  Burjuva mahkemelerin bu süreçlerin aktif parçası olduklarına, polisin yasal yetkilerini işi kılıfına uydurmakta tepe tepe kullandıklarına dair sayısız sonuç...



 



 4 yıl önce Aydın Kuşadası'nda yaşanan olay ve sonuçları da bunlardan biri. Olayın gerek gelişimi ve gerekse sonrasında yaşananlar, bu ülkede hiç kimsenin polis karşısında can güvenliğine sahip olmadığını bir kez daha altını çizerek gösteriyor.



 



Gazeteci İsmail Saymaz 4 yıl önce Kuşadası'nda yaşanan olayı bugünkü Radikal'de yazdı. Habere göre polis Murat Üşenmez, şizofreni hastası Umut Tamaç'ı kendisine bıçak çektiği ve direndiği iddiasıyla başından vurarak kör etti. Açılan davada polis Murat Üşenmez, yargılamanın sonunda ‘taksirle yaralama’ suçundan altı ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı ve cezası ertelendi.

 



Bütün hayatı yerle bir olan 30 yaşındaki Umut Tamaç ise bir gözünü kaybettiği yetmezmiş gibi, ‘direnme’ suçundan yedi buçuk ay, ‘hakaret’ suçundan da 11 ay 20 gün hapse çarptırıldı. Cezalar ertelenmedi.



 



Polis baskıyla tanık yarattı



Olay sonrasında polisler tanıklara ulaşarak Üşenmez lehine ifade vermelerini sağlamak için baskı kurdular. Nitekim polis baskısıyla önce "Tamaç bıçak savurdu" diyen bazı tanıklar, jandarma ve mahkemede bu ifadeyi değiştirerek gerçekleri anlattılar. Fakat bu tanıklar yine polisin baskısıyla bu sefer de mahkemede savcılık ve jandarma ifadelerini değiştirdiler.



 



Olay aslında şöyle gelişti



O tarihte 28 yaşında olan Umut Tamaç, bir süre Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmüş ve taburcu edilmişti. Tamaç, 13 Nisan 2010’da çarşıya çıktığında polis Murat Üşenmez’le karşılaştı. Merkez Polis Amirliği’nde evrak memuru olarak çalışan Üşenmez görevi kapsamında olmadığı halde Adli Tıp Kurumu’na sevki olduğu gerekçesiyle Tamaç’ı durdurdu ve gencin kendisiyle gelmesini istedi. Polisin bu tutumuna direnince bilinen sonuç yaşandı.



 



Polis görevi olmadığı halde hasta birini zorla Adli Tıbba götürme çabası ve direndiğinde de silahını çekerek şakağına dayayıp ateşlemesini yalan olduğu her halinden belli bir ifadeyle meşrulaştırdı. Üşenmez'e göre Tamaç, cebindeki bıçağı çıkarıp küfür etmeye başladı, yumruk atıp boğazına sarıldı. Üşenmez de belindeki silahını çekti. Üşenmez’e göre arbede sırasında silah patladı. Tamaç’ın kafasından giren kurşun, çenesinden çıktı ve bir gözünü kör etti!



 



Polis Üşenmez'in ifadesi katliam yapan tüm polislerin klişesidir. Ethem yoldaşı katleden polis Ahmet Şahbaz da aynı klişeyi tekrarladı, sayısız sokak infazında da aynı ifade, olay anlatımı değiştirilerek tekrarlandı ve daha da tekrarlanacak!



 



Polisin yalan ifade verdiği hem tanıkların ikide bir ifade değiştirmesi hem de olayı olduğu gibi anlatan tanıkların ifadesi ile sabit. Fakat yine aynı tiyatro. Her şey açık olduğu halde mahkeme yine polisi değil, polis saldırısına uğrayan kişiyi yargılayıp cezalandırdı. Çünkü polise verilen yetkilere gölge düşürülmemeli, polis bu yetkileri kullanırken en küçük bir kaygı duymamalıydı! Mahkemelerin işlevi de budur zaten!



 



Tanıkların ifadelerine göre olay öncesi ve sonrasında şunlar yaşandı:



Polis Üşenmez'in "arbede çıktı, bana bıçak çekti" anlatımını, silahın patladığı noktada kasap dükkanı işleten Mehmet Yaylacı çürüttü. Yaylacı, Tamaç’ın elindeki bıçağı çok önceden yere attığını ve elinde tutmadığını belirtirken,



 




Polis adama ‘Başıma bela olacaksın, seni öldüreceğim’ diyordu. Karşısındaki, korkudan ses çıkarmıyordu. Polis bu sözünü birkaç kez tekrarlayınca bu şahıs da ‘Öldüreceksen öldür’ dedi. Polis ayaklarına ateş etti. Adam yola doğru gitmek istedi. Polis önüne geçmek istedi, yakasından tuttu. Bu esnada tabancanın namlusuyla adamın alnına tıklatacak şekilde iki kere vurdu. Şakağına dayayıp tetiğe bastı




 



dedi. Yaylacı, olaydan hemen sonra emniyet müdürü ve polislerin esnafı gezdiğini ifade etti.



 



Kuzeni Mustafa Yaylacı da iki kişinin arasında boğuşma yaşanmadığını belirterek, “Polis tabancayı götürüp sağ şakağına dayadı. Tabancayla itekleyerek götürmeye çalıştı. ‘Beni vurmak zorunda bırakma’ diyordu. Diğeri de, ‘Vurmazsan adam değilsin’ dedi. Polisin tabancası adamın sağ şakağındayken patladı” dedi.



 



Polisin devşirdiği tanıklarsa işi o kadar ileri götürdü ki bir tanesi "silah görmedim" bile diyebildi. Bir diğeri ise Tamaç'ın polise bıçak savurduğunu söyledi.



 



Tanıkların bu çelişkili ifadeleri ve polisin tanık oluşturmakta kullandığı yöntemler üzerine Tamaç ailesinin avukatı Bülent Tokuçoğlu ifadenin jandarma tarafından alınmasını istedi. Jandarmada dinlenen Elif Duymaz ve Selma Şekerci, Tamaç’ın bıçağı çoktan atmış olduğunu ve uzaklaştığı sırada polis Üşenmez’in tetiğe bastığını anlattı.



 



Kuşadası Savcısı Fikret Aras tarafından yürütülen soruşturma sonunda polis Üşenmez hakkında ‘silahla adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan, Tamaç hakkında ‘memura silahla direnme ve hakaret’ suçlarından dava açıldı. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılamada kimi tanıklar ifadelerini değiştirdi. Sayısız çelişki ve tutarsızlığın olduğu bu davada geçen 18 Mart’ta sonuçlandı. Sonuç alıştığımız kurala uygun olarak gözünü kaybeden vatandaşın cezalandırılması, polisin ise yeni katliam ve yaralamalarda ögürce davaranabileceği şekilde hafif bir cezayla işin içinden sıyrılması oldu! Üşenmez’e ‘taksirle yaralamaya sebebiyet vermek’ suçundan altı ay 20 gün hapis cezası verildi ve hükmün açıklanması ertelenirken; gözünü kaybeden Tamaç’a ise ‘direnme’ suçundan yedi ay 15 gün, ‘hakaret’ suçundan da 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.



 



Avukat Tokuçoğlu yargının devletçi bir bakış açısıyla hareket ettiğini ifade ederek, “Devletin her zaman memurunu koruyan bir zihniyetle hareket etmesinin bir sonucudur bu. Vatandaşın ister gözü kör olsun, ister canı gitsin, devlet, suçlu memurunu diğer memurları aracılığıyla, hakimi ve savcısıyla koruyor. Olan gencecik insanlara oluyor” dedi.