Sanayi Havzası Hadımköy

200′den fazla fabrikanın bulunduğu bölgede 40 binin üzerinde işçi çalışmaktadır

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 18 Nisan 2014 (12 yıl 4 ay önce)

Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet zamanında dönemin hadım ağalarından “Hadım Baba” isimli kişinin bağışladığı toprakların olduğu bölgeye Fatih’in buyruğı ile Hadımköy adı verilir. Tarihi çok eskilere dayanan bu bölge o günlerden yakın zamana kadar (1970′ler) sadece ordunun ve yöre halkının ikamet ettiği bölgedir. Bölgenin nüfusunu ordu mensupları ve civar köylerinde yaşayan halk oluşturmuştur.



 



1972′de fabrikaların açılmasıyla dışardan da nüfus almaya başlayan Hadımköy, eski bileşiminden (yerli halk ve subay, astsubaylardan oluşan asker ve aileleri) kurtulup bugüne büyük bir sanayi havzası olarak ulaşmıştır. İstanbul’un Avrupa yakasında yer alan Hadımköy, Arnavutköy ilçesine bağlı bir beldedir. Şehir merkezine uzak olmasına rağmen E-5 ve TEM (İstanbul-Edirne Otoyolu) otoyollarına yakın olması burjuvazi için büyük bir çekim merkezi oluşturur.



 



Çoğu zaman haberlerde sadece kar yağarken yolların kapanmasıyla adını duyduğumuz Hadımköy’e bugünkü durumuna bakarak bir göz atalım.



 



İlk fabrikaların kuruluşu 1972 yılına dayanıyor, fakat fabrikaların artışıyla bölgenin organize sanayi bölgesi haline gelmesi 1990′ların başına dayanıyor.



 



Merkezi çok ufak olan (esnafları parmakla sayılabilecek kadar az ve sadece 2 mahalle var) Hadımköy’ün neresine bakarsanız bir fabrika görürsünüz. Her yanınız fabrika olmasına rağmen binaların azlığı dikkat çekicidir. Fabrikalar arasında hareket eden nakliyat işçilerini (kamyon ve tır şoförleri) saymazsak gün içinde dışarda hiç işçi göremezsiniz. Öğle yemeğinde işçisinin dışarı çıkmasına izin veren fabrika sayısı ya 2′dir ya 3.



 



200′den fazla fabrikanın bulunduğu bölgede 40 binin üzerinde işçi çalışmaktadır. İşçilerin büyük çoğunluğu Hadımköy mahallelerinin dışından gelen Kürt işçilerden oluşturmakla birlikte çevre köylerde bulunan Trakyalılar ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelerek oraya yerleşmiş işçiler de vardır.



 



Gebze gibi geçmişi olan sanayi havzalarına nispeten burada sendikalaşma oranı çok düşüktür. Geçmişinde birçok sendikalaşma girişimi olmuştur Hadımköy’ün fabrikalarında. Bunlardan çok azı zaferle sonuçlanmıştır. Bir fabrikada sendikalaşma çalışması yürüten işçiler, eğer patron tarafından önceden tespit edilip atıldıysa da, doğal öncü olan işçilerin çalışmaları çalıştıkları diğer fabrikalarda da devam etmiştir.





İş ve güvence yok!





Hadımköy’de bir çay ocağı bulup otrurursanız -ki fabrikaların olduğu bölgede en fazla 3 tane var- iş arayanları görürsünüz. Siz otururken çay ocağını işletenler kesin iş aradığınızı düşünürler.



 



Her fabrikada koca bir beze yazılı “İşçi Alınacaktır” ilanlarını görürsünüz ama hemen aldanmamak gerekiyor. Birincisi patronlar o yazıyı sürekli asılı bırakıyorlar sizi bir deftere kaydediyorlar ve onun altında duran, hızlı ulaşabilecek bir yedek işçi oluyorsunuz. İkincisi ise iş bulsanız dahi asgari ücrete talim edeceksiniz; ucu açık mesai saatleri ve he saman verileceği net olmayan maaşlar da cabası.



 



FıratPen’de çalışan fakat çalışma saati 8 saat olmasına rağmen taşeron ve patronun ortak baskısıyla 14 saate kadar uzayan çalışma saatleri yüzünden işten ayrılan iki işçiyle karşılaşıyoruz. Hadımköy’ de iş aradıklarını, söylüyorlar. “Adıyla Türkiye’de nam yapmış FıratPen bile bütün işçisini taşeron üzerinden karşılıyorsa buranın durumunu düşünün”, diyorlar. Fabrika içerisine hapsolmuş işçiler öğlenleri dışarı bile çıkamıyorlar.



 



1990′larda fabrikalar Yenibosna’dan, Topkapı’dan Hadımköy’e taşınmaya başlayınca patronlar ilk başta işçi bulamadıkları için maaşları diğer sanayi havzalarındaki işçi ücretlerine göre yüksek tutuyorlar. İşçiler yavaş yavaş Hadımköy’e yakın yerlerde oturmaya başlayınca, işçi sıkıntısı çekmeyen patronlar işçi ücretlerine baskı yapmaya başlıyorlar.



 



İşçilerin çoğunluğu genç işçilerden oluşmakta. 90′ların sınıf hareketinin yüksek olduğu dönemleri yaşamış işçi kuşaklarına göre lümpen bir işçi kuşağı var. Öfkeli, korkusuz ve dinamik olan bu genç işçiler sınıfının safında yer aldıkça patronlara korku salacak bir işçi hareketi tekrardan gelişecek.







HASİAD



 



Hadımköy havzasında çalışan işçilerin genel olarak örgütsüzlüğüne karşı burjuvazi tam bir örgütlülük içerisinde hareket ediyor. Hadımköy Sanayici ve İşadamları Derneği (HASİAD), adıyla '95 yılında örgütlenen patronlar kendilerine dair sorun oluşturacak ve daha fazla kar etmelerine engel olabilecek durumlarda birlikte hareket ediyorlar. Bu derneğe üye, ismi dünyada çapında duyulmuş fabrikalar var.





ALU Aleminyum, Teknogan Grup, Besa Plastik Suni Deri, Mesan Metal, Star Grup, Ekspres Tekstil, Er Elektronik, AYVAZ AŞ., H.E.F.A, Okyanus Kimya, Erna Maş Makina, Sarper Tekstil, TEPAR, Serteks, Akpen Plastik fabrikaları bölgede bulunan en büyük fabrikalar niteliğindedir.







Burjuvazi için cennet !



 



Üretilen metaların hızla dolaşıma sokulması açısından da bölge coğrafi olarak oldukça uygun. Hadımköy sanayi havzası, karayolu, hava, denizyolu ve demiryolu taşımacılığı açısından stratejik bir yerde bulunmaktadır. Hadımköy sanayi havzasının 3-4 kilometre ötesinde deniz nakliyatının merkezi olan Avcılar Ambarlı Limanı bulunmakta. Diğer taraftan, hava nakliyatı açısından da Atatürk Hava Limanı da 15-20 dakikalık bir mesafede yer alıyor.



 



Burjuvazi tarafından “3. Bölge” olarak tanımlanan sanayi bölgesinin göbeğinde yer almaktadır. Kıraç, Bakırcılar, Mermerciler, Haramidere, Esenyurt ve Avcılar sanayi bölgeleriyle iç içe girmiş durumdadır.



 



Topkapı, Sefaköy, İmes ve İstanbul’un çeşitli bölgelerinde bulunan fabrikaların hızla Hadımköy sanayi havzasına taşınmasıyla oluşan sanayi havzasındaki fabrikaların büyük çoğunluğu uluslararası şirketler konumundadır ve onbinlerce işçiyi barındırmaktadır. Türkiye’de ihracatın yüzde 3′ünü bu bölgenin karşıladığını gözönüne alırsak “burjuvazi için cennet” sözü tam yerine oturur.





 



Lojistik köy



 



TCDD biri de Hadımköy’de olmak üzere tam 15 tane lojistik köy kurmaya çalışıyor. İçinde gümrüksüz malların, sebze-meyve depolarının da olacağı köy içerisinde hastaneden bankalara kadar birçok kurum ve kuruluş yer alacak.



 



Uluslararası Nakliyeciler Derneği de Lojistik Köy projelerini açıklıyor. Şehir içlerinden ağır vasıtaları kaldırıp metaların daha hızlı dolaşımını sağlamak için atılacak adımlara Hadımköy bölgesinden başlayacaklar. Avrupa sınır kapılarına yakınlığıyla dikkat çeken Hadımköy’e lojistik köyler yapılıp ihracat ve ithalat yapan şirketlerin de maaliyetlerinde bir tasarruf yaratılması amaçlanıyor.





Uluslararası sermaye sahipleri açısından cennet gibi, işçi sınıfı açısından ise bir cehenneme benzeyen bölgede sınıf çalışmamızı yoğunlaştırmak ve kampanyamızı buradaki işçilerle buluşturmak bugün için en başa yazmamız gereken görevlerden biridir. (...)





Alınteri, Şubat 2012