"Kararlıyız, Taksim'e çıkacağız!"

Greif direnişçileriyle işçinin emekçinin birlik ve mücadele günü olan 1 Mayıs'ı konuştuk

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 19 Nisan 2014 (12 yıl 4 ay önce)

Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?



Ben Yavuz Erbaytar. 2 yıldır Greif'te kadrolu işçi olarak çalışıyorum.



 



Alınteri: Direnişinizi DİSK'e taşıdınız bu konuda ne düşünüyorsun?



Yavuz: Direnişimizi DİSK'e taşımamızın sebebi, sendikamızın bize yapmış olduğu ihanettir. DİSK'in bize verdiği bazı sözler vardı. Bu sözleri yerine getirmediler ve biz de buraya gelerek verdikleri sözlerin tutulmasını zorlamaya çalışıyoruz.



 



Biz 1 Mayıs'a kadar burada direnişimizi devam ettireceğiz. Bize şunu da söylüyorlar; “Kendi sendikanıza gidin Disk-Tekstil Sendikası'nda direnişinizi sürdürün”. Ama orası iki haftatır kapalı ve oranın yöneticileri tatile çıkmış. Şimdilik 1 Mayıs'a kadar burdayız. 1 Mayıs'tan sonra farklı planlarımız var ve onları hayata geçireceğiz.



 



Alınteri: Sizce bu bilinçli mi yapıldı?



Yavuz: Tabii ki bilinçli; bize yaptıklarının hesabını soracağız diye bir nevi bir kaçış.



 



Alınteri: İşçinin emekçinin birlik ve mücadele günü olan 1 Mayıs yaklaşıyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?



Yavuz: Biz de Greif işçileri olarak 1 Mayıs'ta Taksim'e yürüyeceğiz. Kendi taleplerimizi, kendi mücadelemizi diğer işçilere, kitlelere anlatacağız. Taksim, işçilerin vermiş olduğu bedellerle kazanılmış bir alandır. Bütün yasaklamalara engellere rağmen biz Taksim'e çıkmayı zorlayacağız. Bize en çok yapacakları ya tazyikli suyla, copla saldırmaktır ya da gözaltına alacaklar. Başka bir şey yapamazlar. Bundan da biz korkmuyoruz artık. Biz kararlıyız ve çıkacağız. Ölüm dahi olsa sonunda çıkacağız Taksim'e.



 



Alınteri: Seni tanıyabilir miyiz?



Ben Uğur Acar. Bir buçuk yıldır Greif'te çalışıyorum.



 



Alınteri: 1 Mayıs'a katılmayı düşünüyor musun?



Uğur: Greif işçisi olarak buradan pankartlarla Taksim'e çıkmayı düşünüyoruz. Bursa'dan ve Gebze'den gelecek olan arkadaşlarla kalabalık bir şekilde Taksim'e çıkmayı düşünüyoruz.



 



Alınteri: 1 Mayıs'ın senin için anlamı nedir?



Uğur: Benim ve bütün işçi sınıfının büyük günüdür. 1977'de bedeller ödenmiştir. İşçiler öldürülmüştür. Bu nedenle önemlidir.



 



Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?



Ben Oğuz Karabaca.



 



Alınteri: 1 Mayıs'a katılacak mısın?



Oğuz: Tabii ki katılacağım. Bir işçi olarak bayramımı kutlayacağım. Bu işçiler için önemli bir gündür, bunun için de kesinlikle katılacağım. Mücadelenin içinde olmam lazım. Greif işçileri olarak toplu bir şekilde katılacağız.



 



Alınteri: Seni tanıyabilir miyiz:



Ben Coşkun Alsaç.



 



Alınteri: 1 Mayıs'a katılmayı düşünüyor musun?



Coşkun: Tabii ki katılacağım. 1 Mayıs işçinin birlik dayanışma ve mücadele günü olduğu için katılacağım. Sonuçta biz bir sınıfı temsil ediyoruz. İşçi sınıfını temsil ediyoruz. Karşımızda ezen bir sınıf var. 1 Mayıs'ta ezen ve ezilen sınıfların karşı karşıya geldiği ve birbirlerine karşı taleplerini ilettiği bir mücadele günüdür. Doğallığında biz de Greif işçileri olarak 1 Mayıs'ta alanlarda olacağız. Biz işçi sınıfının mücadelesini orada haykıracağız.



 



Alınteri: 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkış engelleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?



Coşkun: Sonuçta devlet bürokratları, ezen sınıfı temsil edenler yasaklayabilir... Biz biliyoruz ki o alan işçi sınıfına aittir. Taksim'de işçi sınıfının bedeller ödediği yoldaşları vardır. Yoldaşları şehit düşmüştür. Mecazi olarak baktığımızda, orayı, Taksim'i yaratanlar, taşlarını, kaldırımlarını yaratan, o alanı alan yapan işçi sınıfıdır. İşçi sınıfının da mücadele günü olan 1 Mayıs'ta bulunduğu şehrin merkezinde olması gerekir. İşte İstanbul'un merkezi de Taksimdir. İşçi sınıfının da en doğal hakkıdır oraya çıkmak. O yüzden yasakları tanımamamız gerekir. İşçi sınıfı olarak kendi alanlarımıza sahip çıkmak gerekir. Greif işçileri olarak toplu olarak pankartımızla Taksim'i zorlayarak çıkacağız. Kendi direnişimizi anlatacağız. Şiarlarımızı haykıracağız ve kesinlikle Taksim'e çıkmayı zorlayacağız.