Özür değil cevap istiyorum!..

"Ermenilerden saygı, eşitlik ve adaleti esirgemeye devam etmek nasıl bir amaca hizmet etmektedir?"

GÜNCEL
Salı, 22 Nisan 2014 (12 yıl 6 ay önce)

Nancy Kricorian



 



"Türkiye’nin insanlarından, ben özür istemiyorum. Ancak, şu soruya cevap isterim: Ermenilerden saygı, eşitlik ve adaleti esirgemeye devam etmek nasıl bir amaca hizmet etmektedir?"



 



Eğri oturalım, doğru konuşalım.



Ermeni [ve Türk] atasözü





İsa düşmanlarımızı affetmemizi söylüyor, ama bize yaptıkları şeyi ben asla affedemem.



Maryam Kocababyan Krikoryan



 



Bu hikâyeyi Filistinli bir arkadaşım anlattı. Yıllar önce FKÖ müzakerecisi olarak İsrailli meslektaşına 1948’de olanlar için özür dilenmesinin kibar bir jest olacağını önerir. İsrailli meslektaşı ise, “Bizim özür dilememizi mi istiyorsunuz?” diye sorar. O da “Özrün uzun süreli bir etkisi olur,” diye yanıtlar. İsrailli ise şöyle karşı çıkar: “Siz bizim günah içinde doğduğumuzu itiraf etmemizi istiyorsunuz, işte bunu yapamayız.”



 



 Hangi ulus devlet bir suç üzerine kurulmamış, bir suçtan kâr sağlamamıştır? İsrail, yüz binlerce Filistinlinin topraklarının vahşice ellerinden alınıp bu topraklardan sürülmesi üzerine kuruldu. Amerika Birleşik Devletleri toprak hırsızlığı, soykırım, ve de kölelerin zorla çalıştırılması üzerine kuruldu. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu da Ermenilerin, Süryanilerin ve Rumların yok edilmesi ve sınır dışı edilmesi ile Kürtlerin acımasızca bastırılmasıyla sonuçlandı.



 



 Bu hareketleri haklı gösterebilmek için, kurbanlar öncelikle genel tahayyülde insandan daha aşağı bir varlık haline getirilmelidir. Olaylardan sonra ise, öyle bir hikâye kurgulanmalıdır ki aşağılanan, malı mülkü elinden alınan ve öldürülenler bu kaderlerini hak etmiş olsunlar, ve hatta asıl suçlu onlar gösterilsinler.



 



 Büyükannem, Maryam Kocababyan Krikoryan, Kilikya, Mersinliydi. 1915’te o ve ailesi evlerini terk etmeye zorlandılar. Suriye çölünde ölüm yürüyüşüne yollandılar. Anne babası ve daha küçük olan kız kardeşleri bu yolculukta öldüler. O ve ağabeyi Resulayn’daki kampta kalan 8.000 Ermeni yetimden ikisiydiler.



 



Bu bir kaza değildi. Bu bir savaşın neden olduğu sivil zayiat da değildi. Bu ‘Ermeni Sorunu’nu, Ermenileri yok ederek çözmek üzere düzenlenmiş kampanyanın bir parçasıydı. Amaç sadece Türkiye’yi Ermeni nüfustan kurtarmak değil, aynı zamanda Ermenilerin evlerine, topraklarına ve diğer mülklerine el koymaktı.



 



Türkiye’nin insanlarından, ben özür istemiyorum. Ancak, şu soruya cevap isterim: Ermenilerden saygı, eşitlik ve adaleti esirgemeye devam etmek nasıl bir amaca hizmet etmektedir?



 



New York, Nisan 2014



 



* Watertown, Massachusetts’teki Ermeni topluluğunun içinde büyüyen Nancy Krikorian, Dartmouth College’de karşılaştırmalı edebiyat okuduktan sonra, eğitimini Paris’te ve Columbia Üniversitesi’nde sürdürdü. 1998 yılında yayınlanan ilk romanı ‘Zabelle’de Ermeni Soykırımı’ndan sağ kurtulan bir kadının hikâyesinin izini süren yazar, Yale, Rutgers, Barnard ve Queens gibi okullarda dersler verdi. Halen New York’ta yaşıyor.



 



AGOS