"Bu saldırı Alevilere yapılmıştır!"

"Kürdüm, Aleviyim, Dersimliyim!" dediği için polislerce linç edilen Metin Arslan için basın açıklaması yapıldı...

GÜNCEL
Cuma, 25 Nisan 2014 (12 yıl 6 ay önce)

Pir Sultan Abdal Derneği Ataşehir İlçesi Şube Başkanı Metin Arslan'ın Kartal Adliyesi'nde polis saldırısına uğraması bugün yapılan bir basın açıklamasıyla protesto edildi.



 



Alınteri okurlarının da katıldığı basın açıklaması ile aynı saatlerde Marmara Üniversitesi öğrencileri de tutuklama ve yargılamaları protesto eden bir eylem gerçekleştirdiler. 







 



“Alevi, Kürt ve Dersimli olmanın özgürce ifade edilebildiği bir Türkiye istiyoruz! Metin Arslan’a saldırıyı münferit bir olay saymıyoruz!" denilerek başlanan basın açıklamasında, Metin Arslan'ın, onlarca polisin bilinçli saldırısına uğradığı, savcının da bu linç girişimini izlediği, ancak müdahale etmediği belirtildi. Yaşanan saldırının vahşice olduğunun çevrede bulunanların cep telefonlarından yaptıkları kayıtlardan da anlaşıldığı belirtilen açıklamada, "Elleri kelepçeli birine onlarca polisin saldırısı nasıl açıklanabilir? Buradan, soruyoruz: Saldırıyı izleyen savcı polisten korkuyor mu? Polis savcıdan üstün mü? Kartal Adalet Sarayı mı, işkencehane mi?" denildi.



 



PSAD olarak saldırının takipçisi olunacağının belirtildiği açıklamada, Merkez Karakol'unun polisleri ve olayı izleyip müdahale etmeyen savcı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi.



 



Metin Arslan şahsında tüm Alevi toplumunun yaralandığının belirtildiği açıklamada, "Metin arkadaşımızın 'Aleviyim, Kürdüm, Dersimliyim' sözleri üzerine polislerin saldırısı yoğunlaşmıştır. Bu da göstermektedir ki, Metin Arslan kimliği ve inançları sebebiyle saldırıya uğramıştır" vurgusu yapıldı.



 



Saldırının hedefi olan Metin Arslan'ın hem TEKEL Direnişi döneminde, hem Haziran İsyanı günlerindeki öncü tutumlarına vurgu yapılan açıklamada, bu tutumların onu polisin hedefi haline getirdiği, daha önce de farklı biçimlerde saldırıya uğradığı ifade edildi.





 



Bu gerçek, "Geçen yıl Haziran ayında derneğin arabasına kaza süsü verilerek çarpılması ve ardından kavga çıkartılarak saldırıya hedef olması da tesadüf değildir. Bugüne kadar her saldırı onun işçi kimliğine, Alevi inancına, siyasi düşüncesine, Kürt ve Dersimli kimliğine yönelik yapılmıştır" örneği ile somutlaştırıldı.



 



Metin Arslan'ın basit bir olay nedeniyle Merkez Karakol'unda bulunduğu, burada önce sözlü sataşmalara maruz kaldığı, gece boyunca nezarethanede tutulduğu, ertesi gün doktor huzuruna da adliyeye de kelepçeli getirilerek eziyet edildiği belirtildi.



 



Metin Arslan’ın saldırıya uğradığı sırada ziyarete gelen PSAKD Yedek Yöneticisi ve kurum Şöförü olan Mahmut Aktaş ve PSAKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve kurum gece bekçiliği yapan Hıdır Elitoğ'un da saldırıya uğrayarak hastanelik edildiği vurgulandı.



 



Arslan şahsında PSAD'nin ve Alevi inancının sadırıya uğradığı ifade edilerek, burjuva hükümetin Suriye polistikasından tutalım çeşitli vesilelerle Alevi inancının hedefe çakmasının polisleri bu saldırı için cesaretlendirdiği ifade edildi.



 



Bu politika ve söylemlerin Alevilere dönük saldırıları tetiklediği ifade edilerek, son zamanlarda gerçekleşen tüm saldırılar sıralandı. Arslan'a yapılan saldırının da bu zincirin bir halkasını oluşturduğunun altı çizilerek, karakol polislerinin de bundan güç aldıkları ve hiçbir karakol polisinin böyle bir saldırıya cesaret edemeyeceği dile getirildi. Açıklama şu sözlerle son buldu:  




 



Bu saldırılar karşısında, haksızlıklar karşısında susmak onay vermek demektir. Ve biz sustukça, bunu kendi açısından bir başarı, üstünlük sayan AKP her geçen gün içte ve dışta Alevi toplumuna saldırısını artırıyor. Suriye’de giriştiği kirli ilişkiler, El Kaide militanlarına verilen maddi ve siyasi destek artık bir iddia değil. Öyleyse, biz de kendimizi savunmayı öğrenmeliyiz. PSAKD bunun için vardır. Alevi inancını, kültürünü savunmak, korumak, geliştirmek amacımızdır. Daha çok gencimizin derneğimiz başta olmak üzere kurumlarımızda bir araya gelip örgütlenmesi, gelecekte daha da ağırlaşmasına şaşmayacağımız bu saldırılara karşı inancımızı korumanın tek yoludur. Canlarımıza, inancımıza, kimliğimize, kültürümüze sahip çıkalım. Birleşelim, bizi yok sayanlara, polis şiddetine, asimilasyona, AKP'nin mezhepçi, ayrımcı politikalarına dur diyelim.