Bu ateş sizi yakacak!

Suriye'de savaşı körükleyen burjuva devlet mültecilerin çadırlarını yaktı!..

GÜNCEL
Pazartesi, 28 Nisan 2014 (12 yıl 6 ay önce)

Başta sınır kentleri olmak üzere Türkiye ve Kürdistan'ın pekçok kentinde Suriye'deki 3 yıllık yıkımın çarpıcı sonuçlarına bizzat hayatın içinden tanık oluyoruz. Bu yıkımın en yoğun biçimiyle hissedildiği illerden biri de İstanbul. Artık nereye gitsek ya savaştan kaçan Suriyeli çocuklara ya yersiz-yurtsuz-çaresiz kaldıkları için dilencilik yapan ailelere ya da ucuz işgücü olarak inşaat başta olmak üzere en tehlikeli sektörlerde çalıştırılan mültecilere rastlamanız mümkün. Gruplar halinde dolaşan Suriyeli çocukların gözbebeklerinden savaşın yarattığı insani yıkımı en çarpıcı haliyle hissedersiniz. Savaşın tedirginliği, hoyratlığı, geleceksizlikle özdeş olan sınırları her şeyi ile sizi de vurur.



 



Burjuva devletin 3 yıl önceki o küstahça çıkışlarını, savaşa benzin döken kirli-karanlık icraatlarını düşününce bu yıkım karşısında daha büyük bir öfke duymamak mümkün mü? Hele hele şimdilerde adeta mülteci avı yapılıyor olması karşısında diyecek söz bulamıyor insan. Elbette ki mültecilerde de "benim mültecim" olanlarla, olmayanlar arasındaki belirgin ayrım düşünülünce... Burjuva devlet için hedefe çakılan mülteciler, kendi savaş ağına dahil ettiği çeteler ya da onların yakın çevresi değil. Bu karanlık ağ dışında kalanlar.



 





 



Zaten bu ağ dışında kalanlar, Alevi Araplar, Kürtler, diğer azınlıklar ya da Türkmenler'den oluşuyor. Mültecilerin bu kesimleri, devletin sınır boylarında oluşturduğu kamplarda kalamayanlar/kalmak istemeyenlerden oluşuyor. Bunların sayıları da yüz binlerle ifade ediliyor. Devletin resmi rakamlarına göre bir milyona yakın sayıda mülteci var, bunların sadece 200 bine yakını kamplarda kalıyor. Geriye kalanlar ya sokaklarda, ya derme çatma evlerde, ya kentlerin kıyılarında oluşturdukları naylon çadırlarda kalıyorlar. Parası olan küçük bir kesim,nispeten rahat koşullarda yaşarken, geriye kalanı kelimenin gerçek anlamıyla cehennemi koşullarda yaşamaya çalışıyorlar.



 



Radikal'in bugünkü sayısına yansıyan habere göre Bayrampaşa'da yol kenarında oluşturdukları derme çatma çadırlarda kalan mültecilerin çadırları, polis eşliğinde zabıtalarca yakıldı! Çadırları yakılıp dağıtılan mültecilere yer de gösterilmedi. Yağmur altında kalan mülteciler gidecek yerleri olmadığı için otogardaki saçakların altına sığındı! Bu dram karşısında insan "sözün bittiği yer!" demek dışında bir şey diyemiyor! Emperyalist kapitalist barbarlığın o iğrenç yüzünden ölesiye tiksinmek dışında bir tepki veremiyor!



 





 



Bayrampaşa'daki çadır kent daha önce de basına yansımıştı. Çocukların açlık-bakımsızlık-hijyenden uzak yaşam koşullarında, yetişkinler de dahil salgın hastalıkların yayıldığı belirtiliyordu. Fakat bu koşullar bile onlara çok görüldü. Savaşı bizzat kışkırtanlar, ateşin büyümesi için çeteler eliyle körüklemeye çalışanlar şimdi büyüttükleri bu yangının en çarpıcı sonuçlarından rahatsızlık duyuyorlar!



 



Ne yaparlarsa yapsınlar ortak oldukları bu yıkımı gizleyip perdeleyemeyecekler! Bugün o çadırları yakan ateşleri asıl kendilerini yakacak. Er ya da geç...