1 Mayıs son yıllara kadar hemen hemen her dönem “komünistlik”le eşanlamlı görüldü ve çoğunlukla yasaklandı
Ülkemizde ilk 1 Mayıs kutlamaları 1906 yılında yapıldı. 1 Mayıs son yıllara kadar hemen hemen her dönem “komünistlik”le eşanlamlı görüldü ve çoğunlukla yasaklandı veya olaylı geçti. Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk 1 Mayıs, II. Meşrutiyet’in ilanından bir yıl sonra, 1909′da Üsküp’te Bulgar, Sırp ve Türk işçilerin katılımıyla kutlandı. 1910′da 1 Mayıs, Selanik ve başta birkaç Rumeli şehrinde kutlandı. 1911′de ise, Üsküp, Selanik, İstanbul Edirne ve Trakya şehirlerinde kutlandı. Selanik’teki gösteriye 14′ten fazla sendika, Yahudi, Bulgar, Yunanlı ve Türk işçiler katıldı. Yük arabası sürücüleri, mavnacılar, liman ve yükleme-boşaltma işçileri iş bıraktı. 1912 yılında 1 Mayıs daha geniş katılımlarla kutlandı.
1921′e gelindiğinde ülkeyi işgal altında tutan emperyalist güçler 1 Mayıs’ı yasakladı ama Şirket-i Hayriye, Tramvay Kumpanyası, Haliç Tersanesi, Feshane gibi kurumlarda çalışan işçiler üzerinde etkin olan Türkiye Sosyalist Fırkası’nın öncülüğünde, gösteriler ve grevler gerçekleştirildi. 1 Mayıs 1922 yaklaşırken işgal kuvvetleri ve yerli işbirlikçi sermaye çevreleri gösteri ve kutlama girişimlerini engelleme çabalarını yoğunlaştırmışlardı. Ancak kutlamalar engellenemedi. Bu 1 Mayıs eylemi sınıfsal taleplerle birlikte emperyalist işgale karşı da bir protesto niteliği taşıyordu.

1 Mayıs 1923′te yerli ve yabancı şirketlerde çalışan çok sayıda işçi, yabancı şirketlere el konulması, 8 saatlik işgünü ve hafta tatili, sendika kurma ve grev hakkı talepleriyle greve gittiler.
1 Mayıs’ın 1924′te yapılacak kutlamaları hükümet yasakladı ve 1 Mayıs gösterilerine izin verilmeyeceği belirtildi. Buna rağmen Amele Birliği genel merkezinde bir resmi kabul düzenlendi, Birlik Genel Merkezi kırmızı renklerle donatılıp cephesine “Türkiye Amelesi Sendikalar Kanununu İster” yazıldı, Enternasyonal Marşı çalındı. 1 Mayıs dolayısıyla çıkarılan Çelik Kol gazetesi toplattırılıp Aydınlık dergisi idarehanesi arandı, 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenlerden tutuklananlar oldu.
17 Mart l925′de çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu, Türkiye’de her türlü emekçi ve muhalefet hareketinde de “sükun” dönemi başlatma yolunda kullanıldı. 1 Mayıs 1925 Amele Teali Cemiyeti tarafından genel merkez binasında sınırlı bir törenle kutlandı. Amele Teali Cemiyeti, ayrıca, “1 Mayıs nedir?” başlıklı bir broşür dağıtma girişiminde bulundu. Bütün bunlar, hükümetin yeni bir tutuklama başlatması için yeterli oldu. Otuz sekiz kişilik bir grup Ankara’ya gönderilerek İstiklal Mahkemesi önüne çıkarıldılar. Bunlardan bazıları, 7 ile 15′er yıl hüküm giydiler. Aralarında Nazım Hikmet de bulunuyordu.
Ve son kez 1928′de 1 Mayıs o da “işçi bayramı” olarak açıkça kutlandı. Ardından uzunca bir süre, tek parti döneminde ve sonraki dönemlerde 1 Mayıs’ın kutlanması yasaklandı.

1 Mayıs’ların yeniden kutlanmaya başlanması, 1 Mayıs l976′da DİSK’te örgütlü işçiler ve onlarla birlikte hareket eden diğer kesimlerin yaygın katılımıyla İstanbul’da Taksim Meydanı'nda kutlandı.
Yine işçi sınıfı hareketinin bir dalgaya dönüştüğü ‘77′de 1 Mayıs'ı devlet tarafından provoke edilerek onlarca işçinin öldürülmesiyle sonuçlandı. Yaklaşık 500 bin kişinin katıldığı mitingin sonlarına doğru, meydana hakim konumda bulunan Sular İdaresi’nin duvarları üzerinde ve İntercontinental Otel’in çatısında mevzilenmiş kişiler, kalabalığa ateş açtılar ve otuz altı kişinin ölümüne, 126 kişinin yaralanmasına neden oldular. Tarihin en kanlı 1 Mayıs’larından birinin failleri bir türlü bulunamadı.
1 Mayıs 1978′de yine Taksim’de yüz binlerce kişinin katılımıyla hüzünlü ve fakat aynı zamanda görkemli bir miting gerçekleştirildi.
1980′de sıkıyönetim tarafından 30 ilde miting ve gösterilerin yasaklanması üzerine, DİSK ve bağlı sendikalar 30 Nisan’da İstanbul, Ankara, İzmir’de gösteriler düzenlediler. Baştürk ve diğer bazı DİSK yöneticileri gözaltına alındı. DİSK hakkında dava açıldı.
12 Eylül’den sonra uzunca bir süre 1 Mayıs’ın kutlanması yasaklandı. Ancak, 1 Mayıs 1987′de Petrol-İş ve Las Petkim-İş, Genel Hizmet-İş, Deri-İş sendikalarının katkısıyla İstanbul’da Emek Sineması’nda bir şölen düzenlendi. 1 Mayıs 1988′de kutlamalar yine yasaktı.
l989′da 1 Mayıs yine yasaktı ancak yasak delinmeliydi. İşçi eylemleri yeniden yükselişe geçmiş, ‘89 Bahar Eylemleri dönemine girilmişti. Yasağa rağmen 1 Mayıs günü Taksim’e yüründü ve yürüyüşe polis saldırısı oldu. Saldırıda Mehmet Akif Dalcı isimli işçi, bir trafik polisi tarafından tabancayla öldürüldü.
1990 yılı Aralık ayında toplanan Türk-İş Genel Kurulu'nda 1 Mayıs’ın kutlanması karar altına alındı. 1990 1 Mayıs’ında gösterileri önlemek amacıyla İstanbul’da sıkı güvenlik önlemleri alındı. Değişik semtlerde gösteri yapmak isteyen gruplarla polis arasında çatışmalar çıktı. Pangaltı’daki olaylar sırasında İTÜ öğrencisi Gülay Beceren polis tarafından vuruldu ve felç oldu.
1991 yılında da 1 Mayıs, yine işyerlerinde Türk-İş yönetiminin yayınladığı bir bildiri okunarak kutlandı. Bunun dışında Hak-İş tarafından Ankara’da Dedeman Oteli'nde bir açık oturum düzenlendi. İstanbul’da yasaklara rağmen yapılan gösterilerde ise on eylemci yaralandı ve toplam 600 kişi gözaltına alındı. İzmir’de Balık Hali önünde gerçekleştirilen toplantı 12 Eylül sonrasının ilk yasal mitingi oldu.

96′da Kadıköy’de kutlanan 1 Mayıs’a daha sabah saatlerinde saldıran polis üç işçiyi öldürdü. Yine bu eylemde komünistler sendika ağalarını kürsüden indirerek fiilen kürsüyü ele geçirdiler. Ardından yaralıların bulunduğu hastaneye doğru yürüyüşe geçen kitleye saldıran polis kitleye ateş açtı. Ancak militan kitlenin karşı saldırısıyla polisler adeta darma duman edilip kaçmak zorunda kaldılar. 1 Mayıs’ta üstünlük devrimcilerin yönlendirdiği kitlede kalmıştır. Bu nedenle '97, '98 ve '99 1 Mayıs'larında işçilerin sürekli devrimci gruplardan yalıtılmasına çalışılmıştır.
1 Mayıs 1977’de Taksim’de toplanan 500 bin işçi ve emekçinin üzerine devlet tarafından ateş açılması ve otuz altı işçinin katledilmesinin ardından Taksim Meydanı işçi ve emekçilere yasaklanmıştı.


Fakat 2007 1 Mayıs’ına gelindiğinde devrimciler ve işçi emekçiler 1 Mayıs'ın Taksim Alanı olduğunu dövüşe dövüşe dosta düşmana gösterdiler. Saatlerce süren çatışmaların ardından, yüzlerce yaralı ve onlarca gözaltına rağmen Taksim Meydanı'na girildi.
2008-2009 yıllarında da Taksim’den geri adım atmayan devrimciler ve işçi emekçiler Taksim Meydanı'na yine dövüşe dövüşe girdiler.
2010 1 Mayıs’ına gelindiğinde ise, devlet geri adım atarak Taksim Meydanını devrimcilere ve işçi emekçilere açmak zorunda kaldı.