Ankara Valiliği 1 Mayıs'ta Kızılay'a çıkacakları tehdit etti, sendikalar ise "Kızılay Taksim değil" dedi...
Ankara Valiliği, işçi ve emekçileri ayrıştıran ve sistemin sınırlarını hatırlatan bir mesaj yayınlayarak, Kızılay yasağının altını bir kez daha çizdi. Kızılay yasağını, 1 Mayıs'ın 3 ayrı etkinlikle kutlanacak olmasının yarattığı zemin üzerinden hoyratça vurgulayan Valilik, DİSK, KESK, TTB ve TMMOB'un Sıhhiye'de; Türk İş, Kamu Sen ve İşçi Partisi'nin ise Tandoğan'da yapacakları etkinlikleri alkışlarken, Kızılay'a çıkacak devrimci ve ilerici güçleri ise polis terörü ile tehdit etti.
Çalışma hayatının Ankara da bulunan temsilcileri sendikalar ile alın terinin gerçek sahipleri Ankaralı emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününün amacına uygun olarak kutlanması dâhil hak arayışlarını meşru yollardan, hukuki zeminlerde yapacakları ve sorumluluk içerisinde hareket edecekleri hususunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim Ankara'da Sıhhiye Meydanı ve Tandoğan Meydanı için Sendikalar tarafından 2911 Sayılı Kanuna göre bildirimde bulunulmuş ve mevzuatına göre önceden tespit ve ilan edilmiş olan meydanlar, Sendikaların taleplerine uygun olarak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü toplantı ve gösteri yürüyüşlerine hazır hale getirilmiştir
denilen mesajda bu tehdit,
Ankara ilinde Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri alanı olarak belirlenmeyen başta Kızılay Meydanı olmak üzere ana cadde ve sokaklarda cebir ve şiddet kullanarak genel hayatı olumsuz etkileyecek, huzur ve güvenliği ortadan kaldıracak, Başkent Ankara’nın dirlik ve düzenini bozacak hiçbir duruma mahal vermemekte kararlı olduğumuzu da belirtiriz.
sözleriyle ifade edildi.
DİSK, KESK, TTB ve TMMOB ise Kızılay'ın işçi ve emekçilere kapatılması doğal ve meşruymuş ya da Kızılay da öncesi bir yana gelinen noktada Taksim gibi uğruna dövüşülecek bir meydan değilmiş minvalinde açıklamalar yapmayı sürdürerek, Valiliğin bu tehditlerde kullandığı zemini bir kez daha pekiştirmiş oldu. Onlara göre Kızılay, Taksim gibi özel bir anlam taşımıyor, işçi ve emekçiler birleşik bir mücadele için Sıhhiye'de toplanmalıymış!..
Ankara'da Kızılay'a çıkma kararlılığında olan devrimci-ilerici kesimleri, işçi ve emekçileri, sınıfın diğer bölüklerinden ayrıştıran bu ortak söylem, polisin Kızılay'da estireceği terör için meşru bir zemin hazırlıyor. Yarın Kızılay'da yaşanan her şeyde sadece burjuva devlet değil, Haziran İsyanı'nın Kızılay gibi yasaklı alanların işçi ve emekçilere açılması talebine sırtına dönen bu kurumların yöneticileri de sorumlu olacaktır! Bu yöneticiler, daha Valilik "yasak" tehditlerini savurmadan Kızılay'a sırtlarını döndüler. Valilik de bu tutumu tepe tepe kullanıyor şimdi... Diyecek söz yok, keza sözü tarihin kendisi söyleyecek.
Ethem'in gözleri ise sadece bizim değil, aynı zamanda onların üzerinde de olmayı sürdürecek!..