Nisan'da 115, 2014'ün ilk 4 ayında da 369 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti...
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Nisan'da ve son 4 ayda yaşanan iş cinayetlerine dair hazırladığı raporu açıkladı. Raporun girişinde 5-7 Mayıs tarihleri arasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca İstanbul’da düzenlenecek olan 7. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı öncesinde bir tanıtım toplantısının yapıldığı belirtildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in Türkiye'de iş kazalarında düşüş olduğunu iddia etmesi ve cinayetler konusunda patronların sorumluluğuna değinmeden sendikaları suçlamaya kalkışmasının sınıfsal bir tutum olduğu vurgulanarak, ne kadar görünmez kılınırsa kılınsın iş cinayetlerinin esas nedeninin küresel rekabet ve burjuvazinin daha fazla kar güdüsü olduğunun altı çizildi.
Asıl sorumlunun sermaye ve gerekli denetimi yapmayan devlet olduğunun belirtildiği İSİG raporunda, bu yaklaşımın sınıfın daha geniş bölüklerince kavranmaya başlandığı ve tam da bu nedenle iş güvenliği talebinin uzun yıllar sonra 1 Mayıs'ın ana taleplerden biri haline geldiği ifade edildi.
İş güvenliği talebinin sınıf mücadelesinin organik bir parçası haline geldiğini vurgulayan İSİG, ulaşabildikleri verilere göre Nisan ayında en az 115, 2014'ün ilk 4 ayında da en az 369 işçinin yaşamını yitirdiğini tespit etti.
İSİG son 4 ayın iş cinayetleri bilançosunu eline ulaşan yeni verilerle güncelleyerek yayınladı. Hazırlanan raporda iş cinayetlerini sektörlere, aylara, illere, yaşa, cinse, nedenlerine ... göre tasnifleyen İSİG, şöyle bir tablo çıkardı:
Aylara göre iş cinayetlerinin dağılımı...
Ocak ayında 87 işçi, Şubat ayında 77 işçi, Mart ayında 117 işçi ve Nisan ayında 115 işçi yaşamını yitirdi... İş cinayetlerinin önümüzdeki aylarda özellikle mevsimlik işçiliğe duyulan ihtiyaçla birlikte artacağını öngörebiliriz...
İşkollarına göre iş cinayetlerinin dağılımı...
İnşaat, Yol işkolunda 108 işçi; Tarım, Orman işkolunda 56 emekçi; Taşımacılık işkolunda 47 emekçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 33 emekçi; Metal işkolunda 28 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 20 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 15 emekçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 13 işçi; Enerji işkolunda 13 işçi; Madencilik işkolunda 12 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 11 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 8 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 7 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 5 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 5 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 5 emekçi; Gıda, Şeker işkolunda 4 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 3 işçi ve elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 3 işçi can verdi...
2014 yılının ilk dört ayında yaşamını yitiren 396 emekçinin 351’si işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 33’ü çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 12’si kendi hesabına çalışanlardan/esnaflardan oluşuyor...
Nedenlerine göre iş cinayetlerinin dağılımı...
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 119 işçi; Düşme nedeniyle 79 işçi; Diğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, intihar, yıldırım düşmesi, saldırı vb.) 78 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 65 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 21 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 17 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 8 işçi; Nesne Düşmesi, Çarpması nedeniyle 7 işçi ve Kesilme, Kopma nedeniyle 2 işçi can verdi...
Meslek hastalıkları kaynaklı ölümleri de diğer nedenlerden dolayı ölümler başlığı altında değerlendirdik. Elimizdeki bilgiler ışığında 2014 yılının ilk dört ayında yaşamını yitiren 396 işçinin 3’ü meslek hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. İki çiftçinin kene ısırması ve bir tekstil işçisinin silikozis nedeniyle ölümü...
Toplumsal cinsiyetlerine göre iş cinayetlerinin dağılımı...
23 kadın işçi ve 373 erkek işçi can verdi...
Yaş gruplarına göre iş cinayetlerinin dağılımı...
14 yaş ve altında 6 çocuk işçi; 15-17 yaş arasında 11 çocuk/genç işçi; 18-27 yaş arasında 67 işçi; 28-50 yaş arasında 186 işçi; 51 yaş ve üstünde emeklilik çağında 77 işçi ve elimizdeki bilgiler ışığında yaşını öğrenemediğimiz 49 işçi can verdi...
Şehirlere göre iş cinayetlerinin dağılımı...
31 ölüm İstanbul’da; 25 ölüm Ankara’da; 23 ölüm Kocaeli’nde; 18 ölüm Mersin’de; 17 ölüm Bursa’da; 15 ölüm Konya’da; 14 ölüm Manisa’da; 13’er ölüm Hatay ve İzmir’de; 10’ar ölüm Adana ve Tekirdağ’da; 9’ar ölüm Gaziantep ve İzmir’de; 8’er ölüm Kars ve Muğla’da; 7 ölüm Sakarya’da; 6’şar ölüm Diyarbakır ve Zonguldak’ta; 5’er ölüm Eskişehir ve Kırşehir’de; 4’er ölüm Aydın, Çanakkale, Denizli, Isparta, Karaman, Kastamonu, Malatya, Nevşehir, Samsun, Sivas, Tokat ve Trabzon’da; 3’er ölüm Afyon, Ağrı, Balıkesir, Bartın, Bilecik, Burdur, Çorum, Edirne, Elazığ, Kırıkkale, Kırklareli, Kütahya, Ordu, Osmaniye, Şanlıurfa ve Şırnak’ta; 2’şer ölüm Artvin, Bingöl, Bolu, Çankırı, Erzurum, Giresun, Kahramanmaraş, Karabük, Kilis, Mardin, Rize ve Tunceli’de; 1’er ölüm ise Adıyaman, Amasya, Antalya, Batman, Düzce, Gümüşhane, Hakkâri, Muş, Niğde, Sinop, Uşak, Yalova, Yozgat, Erbil, Özbekistan ve Mısır’da yaşandı...
İş cinayetleri ile ilgili böylesine ayrıntılı bir tasnifte bulunan İSİG raporu, iş cinayetleri konusundaki yaklaşım ve taleplerini 16 maddede özetleyerek bitiriliyor: Sosyal güvenlik sisteminin tüm çalışanları kapsaması; sadece işyerinde yaşanan ya da sigortalı işçilerin değil bir bütün olarak "iş sürecinde" gerçekleşen tüm "kazaların" kayıt altına alınması; "iş sağlığı" yaklaşımından çıkılarak "işçinin sağlığı"nın merkeze konulması; yaşanan işçi ölümlerinin kaza olarak değil aslında önlenebilir oldukları halde önlenmediği için "iş cinayeti" olarak tanımlanması; meslek hastalıkları konusunun kapsayıcı bir önleme yaklaşımı ile ele alınması; trafik, servis kazalarında hayatını kaybedenlerin yüzde 18'inin işe gelirken ya da işbaşında yaşandığı, bunların da "iş cinayeti" olarak ele alınıp halk sağlığı kapsamında değerlendirilmesi; iş sağlığı ve iş güvencesinin birleşik olarak ele alınması; işçi sağlığı ile asgari ücret mücadelesinin içiçe geçtiği; insanca ulaşım,barınma, beslenme hakkı ile işçi sağlığının birbirinden koparılamayacağı; güvencesiz-taşeron çalışma ile iş cinayetlerinin dolaysızca ilişkili olduğu... Bu talep ve yaklaşımlarla biten İSİG raporu yaşanan işçi ölümlerinde adaletin sağlanması, sorumluların en ağır biçimde cezalandırılması vurgusu ile sonlandırılıyor.