Çorlulular musluğu açtıkları zaman gelen ağır kokudan, akan gri sudan mideleri bulanıyor. Çünkü atık sularını sakınmasızca doğaya salarak Ergene Nehri'ni bataklığa dönüştüren sanayi patronları, kaynakları da kirletmeye başladı.
Çorlu ve Çerkezköy'de kayıtlı 700 fabrika bulunuyor. Kayıtlara göre bunlardan 400’ü suyu endüstriyel amaçlı kullanıyor. Suyu en çok tüketenler ve çevreye en fazla atık su bırakanlar deri, tekstil ve kağıt sektörleri. Örneğin deri sektörü 1 kilo deri için 270 litre, tekstil boyama ve yıkama sektörü ise 1 kilo kumaş için 1000 litre su harcıyor.
1980’li yıllarda bir genelgeyle "Fabrikalar Büyükşehir hudutları dışına çıktıkları takdirde, suyu kendileri çıkarırlarsa para ödemeyecekler" denildi. Bunun üzerine bölgeye gelen sanayiciler kuyular açarak yerin altındaki kaynak sularına dadandılar.
Normalde bu tür fabrikalara arıtma tesisi kurulması, kulanılan suyun arıtılarak en az 14 defa kullanılması gerekir. Fakat karlarından başka hiçbir şeyi düşünmeyen sanayi vampirleri devletin kendilerine açtığı yoldan ilerlediler ve yeraltı sularını hoyratça kullandılar, hala kullanıyorlar.
Çorlu Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Halim Orta, okulun iki içme suyu kuyusunun kuruduğunu ve su elde edilmesinin imkansızlaştığını, çünkü birinci sınıf içme sularının, sanayiciler tarafından kullanıldığını söyledi.
Çevre ve gelecek katliamının hem önünü açan hem de izleyen devlet pervasızca patronları koruyor. İl Çevre Müdürlüğü, musluklardan akan grimsi şeyi, ağır kokuyu bile görmemezlikten gelerek konuyla ilgili "Biz inceliyoruz. Kirleten yok" dedi. Zaten fabrikalar zehirlerini çevreye İl Çevre Müdürlüğü'nün çalışma saatleri içinde yaymıyorlar. Görünüşü kurtarmak için mesai saatlerinde rutin bir şekilde belli bir suyu karıştırıyorlar. Sabaha karşı by-pass yöntemiyle kirli suları Ergene’ye boşaltıyorlar.
Çorlu'da belediye tarafından, 29 yerden su çekilip klorlandıktan sonra şehir şebekesine bırakılıyor. Çorlu Belediye Başkanı Altan Ersin, artık içme suyu bulmakta zorlandıklarını belirtiyor: "Eskiden suyu 100 metreden çekiyorduk, şimdi 400 metrelere inmeye başladık."
"Son kazdığımız kuyularda elimizi yıkarken gaz koktuğunu fark ettik. Çünkü su azaldıkça gaz tabakasına doğru inmeye başladık. Fabrikaların doğaya arıtmadan saldıkları sular, yeraltı kaynaklarına ulaşmaya başladı. Sağlık muayenesindeki bazı kuyularımızdan çektiğimiz sularda onların kirlettiği sulara rastlıyoruz. Vatandaşlarımızdan 'Suyumuz kokuyor, gri akıyor' şikayetleri geliyor. Bazı kuyularımızda her ne kadar klorlasanız da su içilemeyecek durumda."
Bitkilerde Deformasyon, İnsanlarda Kanser
Kanserden ölümlerin arttığını vurgulayan belediye başkanı, kabak çekirdeği, salatalık, sebze, kavun-karpuz yetiştirmenin neredeyse imkansız hale geldiğini, sulardaki asit ve tuzun sıcaklarla buharlaşıp, çiğ olarak bitkilerin üzerine düştüğünü ve deformasyona neden oluduğunu anlatıyor ve ekliyor:"Yakında Trakya’da pirinç olmayacak. Çünkü Ergene Nehri’nin sularıyla yapılıyordu. Halen yapılıyorsa, o suyla yapılan sulamadan elde edilen pirincin, vücudumuza neler taşıdığını düşünün"Çorlu'da köylüler sütü bile dışarıdan almaya başladılar. Hayvan sulayacak akarlar kirli olduğundan kimse hayvan yetiştirmiyor. Ergene Nehri’nden su içen hayvanlar hastalanıp ölüyor. Nehirden yükselen koku ise dayanılmaz. Son dönemlerde ölümler hep kanserden, tıpkı Dilovası'nda, hemen hemen bütün sanayi cehennemlerinde olduğu gibi.