Bir salyangoz hikayesi

Yazar Adil Okay hakkında hapishanelere yolladığı mektuplar yüzünden soruşturma açıldı

GÜNCEL
Pazartesi, 12 Mayıs 2014 (12 yıl 5 ay önce)

Yazar Adil Okay hakkında hapishanelere yolladığı mektuplar gerekçe gösterilerek soruşturma açıldı. Adil Okay'ın konuyla ilgili açıklamasını yayınlıyoruz:



 



Karabük Hapishanesi'ne yolladığım bir fotoğraftan ve kartpostaldan yola çıkarak, hakkımda "cezaevinden firar örgütleme" anlamına gelecek bir suçlama ile soruşturma açıldığını, savcılığın ifademe başvurması sonucu öğrenmiş bulunuyorum. Söz konusu fotoğrafta arka planda kızım Öykü, önde ise bir salyangoz görünmektedir.  İşte bu salyangoz fotoğrafının “kroki” olduğu iddia edilmektedir. El konulan diğer kartpostalda ise hapishanelere yolladığımız "işlemeli mendil" mevzusu yer almaktadır. Kızımın yaptığı bu işlemeli mendiller de bazı cezaevlerinde sahiplerine verilirken, bazılarında “sakıncalı” diye yasaklanmıştı. Daha geriye gidersem, yine kızım Öykü’nün hapishaneye yolladığı balonlar da aynı akıbete uğramış, konu basına yansımış ve TBMM’de milletvekili Akın Birdal’ın soru önergesine konu olmuştu. Dönemin Adalet Bakanı Ergin de bize verdiği yanıtta “çocuk Öykü’nün balonları hukuku gevşetir” diye uygulamayı savunmuştu. Kroki olduğu iddia edilen kartpostalı yolladığım tutsak Kasım Karataş, Yazar Hasan Mantıcı’ya yolladığı bir mektupta Karabük hapishanesinde hak ihlallerinin inanılmaz boyutlarda olduğunu şöyle anlatıyor: “Karabük cezaevi idaresi mektupları haftada 2 gün topluyor. Yani 5 gün beklemek zorundayım. 23 yıllık hapishane hayatımda sadece burada bu uygulamayı gördüm. Başka ilk kez karşılaştığımız çok şey var ama bunları yazıp seni üzmek istemiyorum. Ama bir tanesini yazmak gerektiğine inanıyorum: Sanırım devlet Adil Okay ile yazışmamıza ambargo koymuş. Artık talimat başbakandan mı, adalet bakanlığından mı bilmiyorum. Son 6 aydır ne Okay’ların mektupları bize ulaşıyor ne de onların mektupları bize veriliyor. İnfaz hâkimliğine itirazlarımıza bile cevap verilmiyor…”



 





 



Öncelikle belirteyim Kasım Karataş mektup arkadaşımdır. Şahsen tanışmadık. 23 yıldır zindanda olan Karataş, ümit ederim en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşur ve biz tanışmış oluruz. Ancak şunun altını çizmem gerekir. Ben sadece Kasım Karataş’la değil yüzlerce tutsakla yazışıyorum. Daha dün tahliye olan gazeteci Füsun Erdoğan, devrimci avukatlar grubundan Taylan Tanay, yazar Ragıp Zarakolu, 30 yıl sonra özgürlüğüne kavuşan ve şu an aramızda olan Hasan Gülbahar da mektup arkadaşlarımdı. Onlar tahliye oldular ama henüz zindana olan tutsaklarla yazışmalarım devam etmektedir. Son kitabım Nota Bene yayınlarından çıkan "Ben çıkana kadar büyüme e mi – Görüş günlerinde Büyüyen Çocuklar…" hapishane temalıydı. Yazıştığım 100’e yakın mahpusun mektubunun yer aldığı bu kitap mecliste Hüseyin Aygün tarafından referans gösterilmişti. Ayrıca mahpusların gönderdikleri mektupları bir grup arkadaşımla beraber kurduğumuz www.gorulmustur.org sitesinde yayınlamaktayız.



 



Türkiye’nin birçok kentinde ve Avrupa’da İHD ve “Görülmüştür ekibi”nin desteğiyle sergilenen “Mahpus mektup ve resimleri sergisi”, bana ve kızıma yollanan mektuplardan oluşmuştu. Şu anda evimde binlerce “görülmüştür” damgalı mektup bulunmaktadır. Bu benim yaşam biçimimdir. Taraflı bir yazarım. Tarafsızlık var olan düzeni beğenmektir. Statükoculuktur. Benim tarafım ezilenlerin, anadilleri yasaklanan halkların, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçilerin, şiddete uğrayan kadınların, inançları nedeniyle katledilen insanların, nükleer santrallerin, HES’lerin yıkıma uğrattığı çevrenin, özgürlük ve eşitlik idealleri uğruna zindana düşen tutsakların tarafıdır. Ben 12 Eylül darbesinden sonra Diyarbakır, Mamak, Metris gibi zindanlarda kanlarını mürekkep yapan devrimcilerin kuşağındanım. Hakkımda düzenlenen bu soruşturma nedeniyle baş eğmem.



 



Ancak şu soruları sormadan da geçemiyorum: Bu güne kadar 15 kitabı yayınlanan, bir dönem İHD Cezaevi komisyon başkanlığı yapan, halen Akdeniz Kent Konseyi yürütme kurulu üyesi, Fransa PEN üyesi, Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan bir yazara bu komplo kuruluyorsa, memlekette sahipsiz insanlara neler yapılmaz. Devletin memurlarının bu işlere mesai ayırması, boşa masraf yapması ayrı bir eleştiri konusudur. Ekte sunduğum belgelerde göreceğiniz gibi, bu saçma sapan iddianın kaynağı –eğer derin bir komployla karşı karşıya değilsem- Karabük hapishanesi yönetimine aittir. Buradan sizin aracılığınızla çağrı yapıyorum: Hakkımda başlatılan soruşturma durdurulmalı ve Karabük hapishanesi yetkilileri hakkında “kamu imkânlarını boşa kullanmaktan ve adaleti yanıltmaktan” dolayı soruşturma açılmalıdır. 12.05.2014



 



Adil Okay                                                                            okayadil@hotmail.com



 



 



Adil Okay biyografisi



Adil Okay. 1957’de Antakya’da doğdu. Politik nedenlerden Adana ve Ankara cezaevlerinde yattı. 1978’de uğradığı silahlı saldırı sonucu bir ayağında, 1980’de polisin işkencesi sonucu bir kolunda sakatlık kaldı. 1981’de yurtdışına çıktı. 1983’te Fransa’ya yerleşti. Fransa’da iki arkadaşıyla beraber ‘Fransa Postası’ adlı aylık dergi yayınladı. Türkiyeli politik mülteci derneklerinde uzun yıllar aktif görev aldı. Politik mültecilere yıllarca ücretsiz tercümanlık yaptı.



Yirmi yıl sürgünden sonra Türkiye’ye dönebildi. Türkiye’de ve ülke dışında; birçok ulusal gazete, dergi ve antolojide şiir, öykü, deneme, makale ve araştırma yazıları yayınlandı.



Çalışmalarıyla “15. Ömer Seyfettin Öykü” ile “6. Hasan Bayrı şiir” yarışmalarında ödüle layık görüldü. 2012 Yılında da ‘Mersin 68’liler Derneği’nin ‘Onur Ödülü’nü aldı.



Bu Güne kadar 15 kitap yayınlayan Okay’ın yazdığı kitaplardan ‘Hançerini Ay Işığına Çalan Adam’ (şiir) 1999’da, ‘Kaç Kişi Kaldık’ (şiir) 2001’de, ‘Ah Çocuk’ (şiir) 2003’te, ‘Yolcu’ (öykü) 2005’te, ‘Yirmi Beşinci Saat’ (şiir), 2006’da, yine 2006‘da ‘Az Çalışmalı Aşka Zaman Ayırmalı’ (deneme), 2008’de ‘12 Eylül Ve Filistin Günlüğü’ (anı-belgesel), yine 2008’de ‘Konuşan Fotoğraflar’ (fotoğraf), ve 2010’da Karanlığın İçinde Aydınlık Yüzler−Ölülerimiz Konuşuyor’ (oyun) Ütopya Yayınevi tarafından yayınlandı. 



2011’de ‘Kadın Gibi Kadın −Haykırış’  ile “Tekel İşçisi Bir Kadının Uyanışı”  adlı oyunları sahnelendi ve Gerçek Sanat Yayınevi bünyesinde kitaplaştı.



 2012 yılında Sokak tiyatrosu olarak sahnelenen “Cumartesi Anneleri” adlı oyunu, Emeğin Sanatı yayınlarınca aynı yıl ‘e-kitap’laştı.



Yine 2012’de “Eylül Kokusu” adlı şiir kitabı Ütopya tarafından yayınlandı.



2013 yılında Nota Bene yayınlarınca çıkan “Ben çıkana kadar büyüme e mi” yazarın 15. Kitabıdır. Bu kitap TBMM’nde 4. Yargı paketi tartışmalarında referans oldu.



Politik tutsaklarla dayanışma amacıyla yürüttüğü çalışmaları “görülmüştür mahpus resimleri sergisi” adı altında toplayıp Türkiye’nin birçok yerinde ve Fransa’da sergi açtı. Ülkede ve ülke dışında birçok panelde tebliğ sundu. Konferanslar düzenledi. Çeşitli sergilerin küratörlüğünü yaptı.



Bir dönem İHD Mersin şubesi Yönetim kurulu üyesi ve Cezaevleri komisyon başkanlığı yapan Okay, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği  ve Fransa PEN üyesidir. 2013 yılında bir grup arkadaşıyla birlikte kurduğu www.gorulmustur.org web sitesi aracılığıyla “hapishaneler”le dayanışma çalışmalarına yoğunlaştı.



Okay’ın yazdığı Tiyatro oyunları, Türkiye’nin birçok yerinde sahnelenmeye devam ediyor.