SES'ten Soma gerçekleri

SES, Soma ve Manisa’da bulunan SES temsilcileri ve üyelerinin edindiği bilgi ve değerlendirmeler yayımladı

GÜNCEL
Perşembe, 15 Mayıs 2014 (12 yıl 5 ay önce)

SES Merkez Yönetim Kurulu, Soma ve Manisa’da bulunan SES temsilcileri ve üyelerinin edindiği bilgi ve değerlendirmeleri yayımladı



Soma Katliamı’nın gerçekleştiği ilk andan itibaren olay yerinde olan SES, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bir açıklama yayınladı. SES Merkez Yönetim Kurulu'nun Manisa’da bulunan SES temsilcileri ve üyelerinden edindiği bilgileri içeren gözlem raporu Soma'da işçilerle birlikte gerçeklerin de nasıl katledildiğini ortaya koyuyor:



 




Soma Katliamı’na ilişkin SES üye ve temsilcilerinin sağlık durumu gözlemi





- Ölüm ve yaralanmaların büyük çoğunluğu karbonmonoksit zehirlenmesinden kaynaklanmıştır.





- Durumu ağır olan 4 işçinin yaralanma nedeni yanıktır. Bu işçiler Manisa ve Soma da yanık ünitesi bulunmamasında dolayı İzmir’e sevk edilmiştir.





- Son aldığımız bilgilere göre toplam yaralı sayısı 130′dur. 70 kişinin Soma Devlet Hastanesi’nde, geri kalan yaralıların ise Kırkağaç, Bergama ve Savaştepe devlet hastanelerinde tedavileri devam etmektir. Yaralıların büyük çoğunluğunun tedavisinin yapılarak taburcu edildiği bilgisi elimize ulaşmıştır.





- Şu ana kadar resmi makamlarca yapılan açıklamalarda ölü sayası 282 olarak belirtilmişse de  yerelden aldığımız bilgilere göre ölü sayısı maalesef en az 350 olarak ifade edilmektedir.





- Yangın iki nedene bağlanmaktadır: Birincisi galeride domuz damı denilen ayakların yerine yapılan çelik konstrüksiyonların üzerinde kalan eski odun parçalarının da bulunduğu yerde ortaya çıkan kömür yangını. İkincisi trafo patlamasına bağlanan yangın.





- Çıkan yangın halen devam etmekte ve içeride mahsur kalan işçilerin de sağ olarak çıkarma ihtimalinin zayıf olduğu belirtilmektedir.





- Alınan duyumlara göre kartsız olarak ocağa inenlerin bulunması içeride kaç işçinin olduğunun tespit edilmesini zorlaştırmaktadır.





- Soma’ya sevk edilen UMKE ekibi yaşamını yitiren işçilerin ailelerine hizmet vermek dışında bir çalışma yapamamaktadır. Mevcut durumda sağlık hizmeti için sağlık emekçisi görevlendirmeye gerek yoktur.





- Yaşanan olayda hükümet ve kamu yetkileri sorulara cevap olmak yerine olayı görmezlikten gelmek ve duyarlılık gösterenleri suçlamak dışında bir çalışma yürütmemektedir. Yaşanan sorunların tek muhatabı sağlık emekçileri olmuştur. Bununla beraber sağlık emekçilerine yoğun bir baskı uygulanarak bilgi vermeleri yasaklanmıştır. Bu durum ailelerin tepkisini sağlık çalışanlarına yöneltmiş ve hastanelerde bir gerginliğe neden olmuştur. Gerginliğe yetkililer duyarsız kalmış, sadece orada bulunan hükümet yetkililerine karşı toplumdan gelen tepkileri bastırmaya çalışmıştır.





- Van depreminde yaptığımız uyarıların hükümetçe ciddiye alınmadığı görülmektedir. Olay yerine gelen Başbakan-Bakanlar vb. heyetlerden kaynaklı yaşanan kargaşa kurtarma çalışmalarını olumsuz etkilemiştir.





Yukarıdaki bilgileri değerlendirdiğimizde hükümet ve kamu otoriterleri ülkemizde yaşanan birçok iş cinayetini görmezlikten gelmiş ve bu kıyıma davetiye çıkarmıştır. Hala hükümet ve başbakan olayı bir kader olarak göstermeye çalışmaktadır. Azami kar için hükümet tüm toplumu sermayeye kurban olarak sunmakta ısrar etmektedir. Toplumun yasına izin vermemektedir. Madenlerde karbonmonoksitle işçiler zehirlenip ölürken, ölüm için yas tutanlar polisin şiddetine tabi tutulmakta ve yoğun gaza maruz bırakılmaktadır. Bu yoğun gaz ile de toplum zehirlenmeye çalışılmaktadır.





Ölümlerin yasını tutan ailelerin acılarının sarılması, iş cinayetinin (katliamın) sorumlularının ortaya çıkartılması ve sorumlulardan hesap sorularak adaletin tesis edilmesi gerekirken hükümetin tercihi ölenlerin ailelerine maaş bağlanacağına ilişkin söylemi yaymak olmuştur. Bu yaklaşım toplumsal değerlerin yok sayılması, ticari bir kafa ile ölümü-yası para ile satın alma anlamı taşımaktadır. Dahası iş cinayeti bile kabullenilmemiş kader, fıtrat denilerek sorgulanmaz kılınmıştır. Bu açıklamalar tüm toplumda derin bir travma yaratmıştır. Bu toplumsal sağlık için bir iyilik durumunu ifade etmemektedir. Toplumsal iyilik hali için tüm toplumun sürecin etkin takipçisi olması ve bunun önündeki engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.