İTÜ öğrencilerinin Maden Fakültesi işgali taleplerin kabulüyle bugün saat 13:00'de sonlandırıldı...
İTÜ'lü öğrencilerin 16 Mayıs'ta gerçekleştirdikleri Maden Fakültesi işgali bugün öğlen saatlerinde sona erdi. Öğrenciler fakülteyi, hem Soma katliamını protesto etmek ve hem de kamuoyuna da duyurdukları taleplerle başlatmıştı. Bazı talepleri daha işgalin ilk gecesinde sözlü olarak kabul edilmişti. Fakat öğrenciler tüm taleplerinin kabulü ve bunun yazılı olarak açıklanması gerçekleşmeden işgali sonlandırmayacaklarını açıklamışlardı.
İşgal 4. gününe geldiğinde ise rektörlük tüm talepleri kabul ettiğini ya da bu talepler doğrultusunda düzenlemelere gideceğini duyuran yazılı bir açıklama yaptı. Bunun üzerine işgal saat 13:00'de fakülte önünde yapılan açıklama ile sona erdirildi. Yapılan açıklamaya Eğitim Sen Üniversiteler Şubesi de katılarak destek verdi.
Öğrencilerin “Soma Holding’ten Alp Gürkan ve İsmet Kasapoğlu’nun İTÜ Maden Fakültesi Akademik Danışma Kurulu üyeliklerine son verilmesi” talebi kabul edilmişti.
Soma katliamının ardından katıldığı televizyon programında karbonmonoksitle ölümün "güzel ölüm" olduğunu söyleyen Prof. Dr. Orhan Kural'ın özür dilemesi istenmişti. Öğrencilerin bu talebi de Kural'ın kendi internet sayfasından yaptığı “Ben sadece karbonmonoksitin bilimsel gerçeklerini anlatmaya çalışmıştım. Daha önce de açıkladığım gibi tamamen yanlış anlaşıldım. Tüm İTÜ Ailesi’nden ve tüm öğrencilerimden özür dilerim” açıklama ile yerine getirildi.
Öğrenciler ayrıca üniversite yönetiminin Soma’da yaşananın kader olmadığını açıklamasını, bilimsel ve teknik araştırmaların içinde yer almasını, İTÜ’deki taşeron işçiler için öğrencilerin de dahil olduğu bir teknik takip komisyonu kurulmasını istemişlerdi. İTÜ Rektörlüğü'nün kendi sayfasından bugün sabah saatlerinde yaptığı “Başta madenler olmak üzere yüksek riskli tüm çalışma alanlarında gerçekleştirilecek bilimsel teknik ve mesleki araştırmalarla, olumsuz koşulların saptanması ve iyileştirilmesi için acilen girişimde bulunulması gerekmektedir. Ayrıca kendi üniversitemiz dahil olmak üzere, tüm çalışma ortamlarının ve koşullarının (sosyal güvence, taşeronlaşma vb.) iyileştirilmesi için gerekli adımlar vakit yitirilmeden atılmalıdır. Bu amaçla geniş katılımlı çalışma gruplarının kurulması sağlanacaktır. Toplumumuzun ve İTÜ camiasının duyarlılığını paylaşır, üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirerek ilgili diğer kurumlarla birlikte gerekli çalışmalara hazır olduğumuzu ve bu konuda inisiyatif almaktan kaçınmayacağımızı tüm kamuoyuna duyururuz. Başta öğrencilerimiz olmak üzere, tüm İTÜ camiasına duyarlılığı için teşekkür ederiz.” açıklaması ile bu talepler de gerçekleşmiş ya da bunun yönelimine girileceği kamuoyuna yazılı olarak duyurulmuş oldu.
Öğrenciler işgali bitirirken şu açıklamayı yaptılar:
Bizler, İTÜ’lü öğrenciler olarak Soma’da yaşanan işçi katliamının ardından 16 Mayıs Cuma günü
-Alp Gürkan ve İsmet Kasapoğlu’nun Maden Mühendisliği akademi kurulundan çıkarıldığını Maden Fakültesi dekanı tarafından resmi açıklama ile deklare edilmesi,
-Rektörlüğün Soma’da yaşananların kaza değil, iş cinayeti olduğunu açıklaması,
-İTÜ’de taşeron işçilerin, İTÜ öğrencilerinin, Eğitim-Sen’in akademik ve idari personelinin temsilcilerinden oluşan bir taşeron izleme komisyonunun kurulması,
-İTÜ’de Soma’da yaşanan katliam ile ilgili bir inceleme komisyonu kurulması ve bu komisyona bizlerin belirleyeceği, İTÜ mensupları ve araştırmacılarının da dahil olması,
-İTÜ’nün taleplerle ilgili konuların hepsini netliğe kavuşturan kurumsal bir açıklama yapması
-Bu işgale katılan hiç kimseye soruşturma açılmaması talepleriyle eylemimize başladık. Soma’da yaşanan katliam karşısında duyduğumuz acıyı tarif etmek çok zor. Ancak bizler İTÜ öğrencileri olarak duygularımızı, halkımızın geleceğine ilişkin duyduğumuz sorumlulukla birleştirerek harekete geçtik. Soma’daki katliamın sorumlularından hesap sormaya İTÜ’den başladık. Katil patron Alp Gürkan’ın üniversiteyle tüm ilişkilerinin kesilmesi, kârlarını her türlü değerin ve en önemlisi insan hayatının önünde tutan kapitalistlerin üniversiteyi ve ülkeyi yöneten temel sınıfsal güç olmasına yönelik itirazımızdır.
Madencilerimizin ölümünün katliam olduğu gerçeğini kabul etmeyen, bilimin ve insanlığın gerektirdiği gerçekler yerine danışmanlığını yaptığı katil şirketi savunan zihniyet, bütün bir üniversite sisteminin sermaye tarafından tutulduğunun göstergesidir.
Nihayet İTÜ’de taşeronun kaldırılmasına yönelik talebimiz, kendi üniversitemizden başlayarak köleliğin adı olan taşeron sisteminden kurtulmak için tüm halkımıza yaptığımız bir mücadele çağrısıdır.
3 gündür sürdürdüğümüz işgal eylemimizle çağrımızı üniversite ve ülke kamuoyu ile paylaşmış bulunuyoruz. Bugüne kadar İTÜ rektörlüğü taziye mesajı yayınlamakla yetinmişti. Ancak şimdi durum farklıdır. İTÜ’nün Soma’daki katliam karşısındaki tavrını rektörlük değil Maden Fakültesi işgalinde ifadesini bulan öğrencilerin iradesi yansıtmaktadır. Bu irade Soma’daki katliamın hesabını sorma, katillerin peşini bırakmama iradesidir. Ancak işgal eylemi Soma’daki katliamın hesabını sormak için tek başına yeterli olmamıştır, mücadelenin güçlenerek devam etmesi gerekir. Taleplerimizin hayata geçirilmesi için ne verilen sözlü vaatlere, ne rektörlük tarafından yapılan kurumsal açıklamaya ne de bugüne kadar üniversite-sermaye işbirliğini her şeyin üzerinde tutan İTÜ yönetiminin iradesine bel bağlıyoruz. Taleplerimizin hayata geçmesinin güvencesi olarak Maden Fakültesi işgalinde ortaya çıkan mücadele iradesine ve üniversite emekçileriyle birlikte öğrencilerin örgütlü gücüne güveniyoruz.
Bizler İTÜ öğrencileri olarak Roboski’den, Reyhanlı’dan Soma’ya katillerin ve tüm sorumluların cezalandırılmasının takipçisi olacağız.
Bugün sona erdirdiğimiz işgal eylemi üniversite sermaye işbirliğine ve taşerona karşı savaş ilanımız için sadece bir başlangıçtır.
İşgal eylemleri tüm üniversitelere yayılarak devam etmelidir.
Taleplerimizin peşindeyiz. Soma katliamını affetmeyeceğiz, unutmayacağız. Katliamların hesabını sormak için yeni işgaller, yeni boykotlar yeni grevlerle mücadeleyi büyüteceğiz. Bu daha başlangıç mücadeleye devam!