Antep 6. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi biber gazını "işkence" tanımı içine alacak bir karar verdi
Mehmet İstif'ten sonra, 22 Aralık'taki Kent Mitingi'nde polisin attığı gaz bombalarından etkilenerek kalp krizi geçiren ve o günden beri yoğun bakımda tutulan Elif Çermik'in de hayatını kaybetmesi, biber gazının öldürücü etkisine dair yeni bir kanıt oldu.
Polisin elindeki bu öldürücü silahı pervasızca kullanması, sadece toplumsal eylemlerde sözkonusu olmuyor. Yetki ve koruma zırhlarını tepe tepe kullanan polis, biber gazını herhangi bir olaya müdahalede de keyfince kullanabiliyor. 2 yıl önce Antep'te yaşanan olay, bunun somut delilidir. Antep'teki olay ve sonrasında yaşanan gelişmeler Milliyet'ten Kemal Göktaş tarafından haberleştirildi.
Habere göre Antep 6. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi, bir trafik kazasının ardından yaşanan tartışma nedeni ile aynı aileden üçü kadın dört kişiyi döven, gözaltında biber gazı sıkan, polis aracıyla dolaştırıp tehdit eden ve hakaret eden sekiz polis hakkında, "yaralama ve hakaret" suçlarından açılan davanın işkence kapsamında görülmesine karar verdi. Hakim Orhangazi Ertekin, sanık polislerin fiillerinin yaralama değil işkence sayılabileceğine işaret ederek davaya Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilmesi gerektiğine karar verdi. Kararda, polislerin gözaltına aldıkları şahısları aşağıladıkları ve şiddet fiillerinde bulunduklarına dikkat çekildi.
Haberde 2 yıl önce yaşanan olay, tanık anlatımları ve iddianameye göre şöyle aktarılıyor:
Bir hasta ziyaretinden dönen M.K, annesi, kız kardeşi ve teyzesinin bulunduğu otomobil bir trafik kazasından son anda kurtuldu. Kazaya karışan araçlardan birinin sürücüsü ile M.K tartışmaya başladı. Olaya müdahale eden polis ekipleri, M.K'yı dövmeye başladı. İddiaya göre polisler, M.K'nın arabasının önünde diz çöktürerek dövdü ve dayağın şiddetiyle arabanın kaputuna kadar kan sıçradı. Bunun üzerine ailenin diğer fertleri duruma müdahale etmek istedi. Ancak polisin kötü muamelesinden onlar da nasibini aldı. Ailenin kadın üyeleri de sayıları 20'yi bulan polisin darbına maruz kaldı. Polis ayrıca, aile fertlerine biber gazı sıktı. Telefonla olay yerine çağırdıkları baba M.K ise polislere müdahale etmeye çalıştığı gerekçesiyle, hakkında herhangi bir gözaltı ya da yakalama kararı olmamasına rağmen kelepçelenerek polis aracının kafes kısmına konuldu. İddiaya göre polis, kadın mağdur N.K'yı da polis merkezine götürmeden önce polis aracıyla ormanlık bir alana götürerek, 'öldürüp atacakları' tehdidinde bulundu.
Şahinbey Polis Merkezi'ne götürülen aile fertlerine burada da kötü muamele devam etti. Nezarethaneye alınması gereken M.K, teşhis odasına eli arkadan kelepçeli şekilde alındı ve 50 cm'den gözlerine biber gazı sıkıldı.
Olaydan sonra ailenin yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada dosyaya ailenin arabasının kaputundaki kan izlerine ilişkin görüntüler, kadın mağdurların sırtlarındaki darp izlerine ait raporlar, polis merkezinin önünde ve koridorda oturan kadın mağdurları el kol hareketi ile sindirme ve korkutmaya çalışan polislerin görüntüleri girdi.
Delillere rağmen savcılık "yaralama" dedi
Dosyaya konulan onca delile rağmen Antep Başsavcılığı, sanık polisler Murat Tabur, Fatih Mert, Şehmus Babat, Önder Özaslan, Yusuf Kılıç, Hüseyin Aksüt, Mehmet Emin Bozkoyun ve Nihat Belhan hakkında "yaralama ve hakaret" suçlarından, aile fertlerine ise, "görevli memura direnme" suçundan dava açtı.
Savcı "yaralamada" diretti, hakim "işkence dedi
Davanın önceki gün Gaziantep 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmasında ailenin avukatı Muharrem Ercan, dosyadaki delilleri sıraladıktan sonra, "Sanık polislerin insan onuru ile bağdaşmayacak şekilde ve bedensel ve ruhsal yönden acı çektirmeye yönelik davranışları yaralama kapsamı değil işkence olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi. Cumhuriyet Savcısı Orhan Kesim ise eylemlerin işkence olarak görülmeyeceği gerekçesiyle bu talebe karşı çıktı. Hakim Ertekin ise sanık polislerin eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinde tanımlanan işkence suçunu oluşturabileceğine dikkat çekerek dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesi için, "görevsizlik" kararı verdi.
Antep'te bir mahkemenin verdiği bu karar burjuva devletin polis yetkileri ve özellikle biber gazının kullanımı konusunda geri adım atacağı anlamına gelmez. Kaldı ki polisin bu tutumu trafik kazası nedeni ile yaşanan bir tartışmaya müdahalesinde değil de toplumsal bir eyleme karşı sergilenmiş olsaydı bu kararın çıkmayacağı da açık. Çünkü burjuva mahkemelerin toplumsal eylemler karşısında merkezi bir devlet politikası ile hareket ettiklerini bugün çocuklar bile biliyor. Ancak bu silahın sayısız örnekle (Berkin Elvan, Mehmet İstif, Elif Çermik, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, gözünü kaybeden ya da beyninde tahribat oluşan sayısız kişi) kanıtlanan öldürücü etkisi kabul edilmiş olmasa da, işkence kategorisine alınmak zorunda kalınması her şeye rağmen önemlidir. En azından biber gazının yasaklanması talebi ile yükseltilecek mücadelede kullanılabilecek bir veridir.