Ölen işçiler de kusurluymuş!

Esenyurt'ta bir AVM inşaatında çalışırken kaldıkları çadırlarda çıkan yangınla hayatını kaybeden işçiler de kusurluymuş

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 6 Haziran 2014 (12 yıl 2 ay önce)

11 Mart 2012'de Esenyurt’ta bir AVM inşaatının şantiyesinde çalışan işçilerin kaldıkları çadırlarda çıkan yangında on bir işçi hayatını kaybetmişti. Hayatını kaybedenlerin hepsi İstanbul dışından gelmişti: Dördü Ordu'dan, ikisi Sivas'tan, biri depremin harabeye çevirdiği Van'dan, diğerleri Bitlis'ten, Tokat'tan, Muğla ve Bartın'dandı.



 



Türkiye'nin dört bir yanından kopup gelen işçileri aynı çadırda buluşturan şey, emek güçlerini satarak ekmek paralarını kazanmak zorunda olmalarıydı. Normal koşullarda naylon çadırlarda kalmamaları gereken bu işçiler, burjuvaların üç-beş kuruş harcayarak daha sağlıklı yaşam alanları yaratmaktan kaçınmaları nedeniyle katledilmişlerdi. "Elektrik kontağı plastik çadırları tutuşturdu"  denilmişti. Kısacası sonuç tespit edilmişti!.. Bunun arkasındaki kar hırsı, aslında kalmamaları gereken o çadırlarda neden kaldıkları üzerinde fazlaca durulmamıştı/durulmadı.



 



On bir işçinin ölümü, sistemin kendi barbar yüzünü perdeleme çabalarına rağmen, Türkiye ekonomisinin motor güçlerinden biri olarak addedilen inşaat sektörünün o kuralsız, vahşi sömürü koşullarının toplumsal gündeme oturması engellenemedi.



 



Ardından her zaman olduğu gibi mahkemelere gidildi, bu mahkemelere bilirkişi raporları sunuldu. İşin esası ile değil, teknik ayrıntılarıyla uğraşan raporlar...



 



Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne bugün sunulan ikinci bilirkişi raporunda, bu yüzeysellik, katliamı teknik ayrıntılarda boğma yaklaşımı da aşılarak ölen işçileri suçlayacak bir pervasızlığa dönüştü.



 



15 Nisan 2014 tarihli bu rapor, Emekli İş Güvenliği Müfettişi Cafer Tekbaş, Hukukçu Süleyman Ayhan ve Prof. Dr. Seyhan Fırat tarafından hazırlanmış.



 



Raporda katliamın asıl nedeni olarak sahra çadırı denilen işçi koğuşunun güvenli olmaması gösteriliyor. Çadırın tek giriş-çıkış kapısı olması, çadırın yanıcı plastik maddeden olması da kabul edilemez gösterilerek, güvenlik ihlali delili olarak tanımlanıyor. İşçiler için sağlıklı-güvenli ve güvenli koğuşlar oluşturmayan Kaldem İnşaat da kusurlu bulunuyor. Aydınlatma lambasının sünger yataklara yakın olmasının yangına yol açabileceği, kablolardaki elektrik kontağı ve arkların yatakları tutuşturabileceği belirtiliyor. Çadırların ‘Ufo’ adı verilen ısıtıcılarla ısıtılmasının, elektrik kablolarının eklemeli ve bantlı olmasının, ısıtıcılarla çay demlenmesinin aşırı yüklenmeye ve elektrik kontağına neden olabileceği vurgulanıyor.



 



Tüm bunlar belirtildikten sonra işçileri de katliama ortak edecek bir "ayrıntının" altı çizilerek, işçiler kendi ölümlerinden şu sözlerle sorumlu tutuluyor:

 




Maktuller inşaat işçileri olup sahra çadırı denen işçi koğuşunda kalmaktadır. İşçi koğuşunun yabancısı değildir. Sahra çadırının tek giriş/çıkış kapısı mevcuttur. Maktuller olay günü dışarıya çıkarılmış sünger yatakları verilen talimat üzerine tekrar içeriye alırken sünger yatakları kapı ağzındaki ranza üzerine istifleyerek tavana dek yığmışlar, dolayasıyla çadır giriş çıkışı güçleştirip zorlaştırmışlardır. Saat 21.00 sularında çadırda meydana yangın başlayınca tavana dek istiflenerek yığılmış sünger yataklar kayarak kapı ağzını kapatınca içeride olan kazalılar dışarıya çıkamamışlardır. Çadır giriş kapısı yanındaki ranza üzerinde sünger yatakları tavana dek istifleyerek yığan kazalılar çadırdan giriş çıkışı engelledikleri gibi yangın sırasında kapıyı kapatmasına da sebebiyet vermişlerdir ki, kusurludurlar. Maktüller kapı ağzına yanıcı sünger yatakları yığmakla can güvenliklerini tehlikeye atmışlardır ve akabinde de canlarından olmuşlardır.




 



Raporda, Kaldem İnşaat’ın şantiyesinden sorumlu Abdullah Altun birinci derece kusurlu kabul edilirken, ölen on bir işçinin iş güvenliği koordinatörü Cem Yıllar, elektrik tesisatını yapan Şaban Bakırcı, sünger yatakların kapıya yığılmasına neden olan şirket yetkilisi Kadir Altun ve taşeron şirketin şantiye şefi Erdal Gümüş ikinci derece kusurlu olarak tanımlanıyor. Esenyurt’ya hayatını kaybeden işçilerin aileleri, bu rapora itiraz ediyor.



 



Yoruma gerek bırakmayan bu yaklaşım sahiplerinin Kaldem İnşaat'la nasıl bir ilişki içinde olduğu da aynı şekilde yoruma gerek bırakmayacak kadar açıktır! En hafif ifadeyle pervasızlık olarak tanımlanabilecek bu yaklaşıma pabuç bırakmamak da işçi sınıfının yoruma açık olmayan görevidir.