İşin özü Diyanet'in "evlilik birliğini korumak" adına ensesti bile hoş görecek bir yaklaşımla hareket ettiğidir
Radikal'in haberine göre, Ankara'da yaşayan 15 yaşındaki F.İ. çeşitli tarihlerde babasının cinsel tacizine maruz kaldı. F.İ., yaşadıklarını önce annesine sonra da okuldaki rehber öğretmenine anlattı. Rehber öğretmen olayı polise şikayet edince baba tutuklandı. F.i. başlatılan soruşturma kapsamında Savcı Ferhat Sarıkaya'ya mağdur sıfatıyla ifade verdi.
Uzmanlar eşliğinde alınan ifadede F.i. yaşadıklarını önce annesine anlattığını belirterek, “Annemin yanında, babam bana yaptıklarını kabul etti. Özür diledi ve tövbe ettiğini söyledi” dedi.
F.İ bunun üzerine annesinin babasından boşanmak istediğini söyleyerek, gelişmelerin sonrasını şu çarpıcı sözlerle aktardı: “Annem önce babam ile boşanmak istedi. Sonra ‘bu olayları Diyanet İşleri’nden soralım’ dedi. Ben de okuldaki din öğretmenimden Alo Fetva hattının telefon numarasını aldım. Annem, Alo Fetva hattındaki bir hocaya, babamın yaptıklarını ve özür dilediğini anlattı. Diyanet’teki hoca da ‘eşiniz özür dilediyse affedin, evlilik birliğini devam ettirin’ dedi. Telefonun hoparlörü açıktı. Diyanet ile görüştükten sonra annem boşanmaktan vazgeçti. Babam bana ‘sülaleye rezil oluruz söyleme’ diyordu. Ben babamdan şikâyetçi değilim. Ben de başımdan geçenleri okuldaki hocama anlattım ve onlar da polise olayı bildirdiler.”
Fetva hattı toplumsal yaşamın içinde!
Radikal'in haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri, Alo Fetva hattına ilişkin kayıtların tutulmadığını belirterek, "Tacizci babayı affedin" şeklinde bir fetva verilip verilmediğine ilişkin soruyu ise “Fetva hattını arayan kişinin olayı nasıl anlattığını bilmiyoruz. Buradaki görevliler sürekli değişir. Olayın, din görevlisine nasıl aktarıldığı konusunda bilgi yok. Bu nedenle bir şey söylememiz mümkün bulunmamaktadır” sözleri ile yanıtladılar.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın böyle bir hat kurarak toplumsal yaşama "şeriat ayarı" vermesinin başlı başına bir sorun olduğu açık. Bunun son yıllarda giderek kanıksanan bir uygulama haline geldiği de... Başbakan'ın bile son derece kritik konularda Diyanet'in vereceği fetvaları işaret ettiği bir ülkede bu kurumun giderek alternatif bir "hukuk" sistemi olarak işlemesi ve toplumsal hayatı yönlendirmesi kaçınılmaz! Tacize uğrayan F.İ.'nin annesinin boşanmak isterken, bu hattı arama gereği duyması bunun somut ifadesidir. Ve bu yaklaşımın azımsanmayacak bir toplumsal karşılığı vardır.
Kişinin olayı nasıl anlattığını bilmiyorlarmış!
Yetkililerin, Alo Fetva Hattı'nın verdiği "evlilik birliğinin korunması için affedin" fetvasını üstlenmeseler de "Fetva hattını arayan kişinin olayı nasıl anlattığını bilmiyoruz"! yanıtı vermeleri ise fetvayı kabulle özdeştir. Sonuçta olay nasıl anlatılırsa anlatılsın ortada bir baba tacizinin sözkonusu olduğunun es geçilerek anlatılmadığı açık. Bu açıdan da Diyanet yetkililerinin "olayın nasıl anlatıldığını bilmiyoruz" demesi başlı başına abestir! Abes olduğu kadar da kadının söylediklerine zerre kadar değer verilmediğinin bir kez daha teyit edilmesidir.
İşin özü Diyanet'in "evlilik birliğini korumak" adına ensesti bile hoş görecek bir yaklaşımla hareket ettiğidir. Bu yaklaşımın kadın cinayetlerine, taciz ve tecavüz vakalarına, şiddete nasıl bir "hoşgörüyle" bakacağı da açıktır!.. Fetva kurumu olarak giderek yaygın bir karşılık bulan bu anlayış var oldukça ve devletin hücrelerine kadar sirayet ettikçe kadın cinayetlerinin, taciz ve tecavüz saldırılarının, şiddetin de hangi yasalar çıkarılırsa çıkarılsın son bulmayacağı ortadadır. Ki birçok alakasız konuyla aynı torbaya doldurulan sözümona kadına dönük şiddeti önlemeyi hedeflediği söylenen son tasarılar da aynı anlayıştan feyiz alınarak hazırlanmıştır!
Mahkemeler farklı mı?
F.İ.'nin ifadesini alan savcılık, Ankara 5. Aile Mahkemesi’ne başvurarak, F.İ., için koruma talebinde bulundu. Hâkim Şerafettin Şanver, babanın 6 ay boyunca kızına yaklaşmamasına karar verdi. Tutuklanan baba, tahliye olsa bile 6 ay boyunca kızının yanına yaklaşamayacak. Böyle bir olay karşısında bu kararı veren bir Aile Mahkemesi de özünde yaşanan enseste Diyanet'le aynı noktadan bakmıyor mu?
Zaten yasalar da "ailenin birliği her şeyin üstündedir" yaklaşımı ile hazırlandığı için diyaneti de, polisi de, mahkemesi de hep aynı noktaya ulaşıyorlar. Her türlü pislik "ailenin birliği" esasına bağlı olarak okunmalıdır!