Fair'de yağmurlu bir gün

"Özgürlük yürüyüşünde yolun yarısını yürüdük. Yürüyüşümüze yeni mülteci katılımlarıyla devam ediyoruz"

DÜNYA
Salı, 10 Haziran 2014 (12 yıl 4 ay önce)

Fair'de yağmurlu bir gün



Dün gece hava durumuna bakmıştık. Haberlerde güneşli görünüyordu. Yağmur yağacağına dair bir şey yoktu. Bugün yürüyeceğimiz mesafe 10 km olduğu için sabah saatlerinde yola çıkmadık. Bugün 32 derece sıcaklık vardı. Öğlen yemeğinden sonra yola çıkmayı planladık. Bu arada biz bir mülteci toplantısı daha yaptık. Artık mülteciler moderasyon ve çeviri işini de kendileri yapıyorlar. Son plenumda, Avrupalıların üstenci yaklaşımlarını tamamen kırmış olduk.





Öğlenden sonra yıla çıkmayı kararlaştırdığımız için, konakladığımız yerin yakınında bir yerde nehir vardı. Dün akşam, bir grup arkadaş bu nehire girmişti. Biz de sabah erkenden nehire girmeye gittik. Duş yapmamış olanlarımız, yanımızda getirdiğimiz şampuanla nehirde duş yaptık.





Yola çıktığımızda hava çok sıcaktı, bir yandan da nem oranı yüksek olunca, yürüyüş boyunca terliyorduk. Yürüyeceğimiz yerin yarısını tamamlamıştık ki hava birden bulutlanmaya ve kararmaya başladı. Bir süre sonra çok şiddetli bir yağmur başladı, doluyla karıışık yağmr yağıyordu. Yağmur başlamadan kısa bir süre önce yolumuzu iki polis otosu kesti. Yaklaşık bir saat öncesinde, bizim yürüdüğümüz yol üzerinde giden bir araba ısrarla yolu boşaltmamızı istiyordu. Trafik kurallarına göre yürüdüğümüz yol arabalar içindi. Adama, yaptığımızın bir eylem olduğunu anlattık ancak adam polisi aradı. Önümüzü kesen polisler bu yoldan yürüyemeyeceğimizi söylüyorlardı. Yaptığımız kısa bir tartışmanın ardandan, yolun sadece dar kısmı bitinceye kadar kenardan yürüyeceğimizi, daha sonra yeniden yolun ortasında yürüyeceğimizi söyleyerek polisleri savuşturduk.



 







Konaklayacağımız yöne doğru ilerlerken şiddetli yağmurla, tamamen ıslandık. Hiç kimsede yağmurluk yoktu. Hava bir anda soğumuş ve rüzgar esiyordu. Doluyla karışık yağan yağmur vücudumuza kamçı gibi vuruyordu. Yanımızdaki telefon, fotoğraf makinesi, kamera gibi malzemeler tamamen ıslanmıştı.





Bugün üzerinde yattığımız izomatlar ve üzerimize örttüğümüz battaniyeler ıslandı. Ama konakladığımız şehirden birileri, bizim için çok sayıda kuru battaniye getirdiler. Yarın yürüyüş başlarken tüm battaniyeleri geri vereceğiz.





Yeni gelen mültecilerden biri, uzunca bir sopanın başına büyük bir bayrak astı. Bayrağa, Arapça ve İngilizce olarak “Herkes için özgürlük” yazıyordu. Yağmur yağdığı zaman bu sopa ve ağırlaşmış bayrağı taşımak biraz zahmetli oldu bizim için.





Bugün genel toplantıda Brüksel'de yapmayı düşündüğümüz eylem haftasında hangi eylemleri yapacağımızn üzerine kısaca konuştuk. Brüksel'e geri dönecek olan arkadaşlar oradaki gerekli hazırlıkları yapacaklar.





Lüxemburg'taki polis saldırısının yankıları sürüyor. Bugün de Almanya'dan bir gazeteci ile telefonda röportaj yaptık. Herkes polis saldırısının nedenini merak ediyor.





Özgürlük yürüyüşünde yolun yarısını yürüdük. Yürüyüşümüze yeni mülteci katılımlarıyla devam ediyoruz.





Yarın konaklayacağımız noktada herhangi bir yerel kontak bulamadığımız için, nereye ve nasıl konaklayacağımız belli değil. Ama bu büyük bir sorun değil artık nereye nasıl konaklayacağımızla ilgili olarak epeyce deneyimli sayılırız.





Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz!





9 Haziran 2014

Turgay Ulu

Fair





 



***





Neufschateau ve Habay





Özgürlük yürüyüşü yoluna devam ediyor. Belçika sınırını da kırdık. Üstelik, Lüxemburg Parlamentosu işgali sırasında gözaltına alınan tüm arkadaşlarımız serbest bırakıldıktan sonra yaptık bunu. Gözaltına alınan arkadaşlarımız içinde hiçbir kağıdı bulunmayan arkadaşlarımız da vardı. Normal koşullarda, bu durumda olanlara hapis ve para cezaları veriliyor ya da sınırdışı ediyorlar, ama süren direnişimizin yarattığı meşruiyet sayesinde polis tüm arkadaşlarımızı serbest bırakmayı tercih etti.





Belçika sınırları içine girdiğimizden beri havalar aşırı sıcak. Bu sıcaklığın yanında, Belçika sınırı girişindeki günlük yürüyüş mesafemiz biraz uzundu. İki gündür 25 km yürüyoruz. Biraz daha fazla yorulmuş oluyoruz ama yürüyüşün coşkunluğu devam ediyor.





Her gün, değişik ülke ve değişk şehirlerden yürüyüşümüze yeni katılımlar oluyor. Yürüyüş ilk başladığında mülteciler riskli olduğu için bu yürüyüşte fazla yer almadı. Biz yürüyüşü başlattık. Sınırları kırdık, işgaller yaptık, polis saldırısına karşı iyi direndik ve artık insanlar korkularını üzerlerinden attılar. Gözaltından çıkan arkadaşların kendilerine olan güvenleri biraz daha arttı.





Belçika sınırlarına girdikten sonra, önce resmi polis araçları geldi ancak bize bir şey söylemediler. Sınır içinde yürüyüşümüz devam ettikten sonra içinde iki sivilin olduğu bir araç geldi ve bizim ana cadde üzerinde yürümemizin yasak olduğunu söyledi. Bu iki sivilin kim olduğunu bilmiyorduk ve kendilerine kimlik sorduk, kimliklerini gösterdiler bu insanlar sivil polislermiş. İki sivil polisin iri yarı bir görünümleri vardı. Sivil polislerin yoldan yürümeyin uyarısına uymadık. Başından beri yaptığımız gibi yine ana cadde üzerinden yürümeye devam ettik. Bazen trafik çok tıkanıyor ve biz önden ve arkadan gelen araçların geçişini kendimiz düzenliyoruz. Yürüyüşün önünde ve arkasında güvenlikten sorumlu iki arkadaşımız çalışıyor. Bu arkadaşlarımızın üzerinde parlak yelekler ve yanlarında telsizleri var. Hem yürüyenlerin başına bir iş gelmemesi için hem de bir polis ya da sivil faşist saldırıya karşı birbirlerini bilgilendiriyorlar.



 







Yürüyüş boyunca gerçekleştirdiğimiz, sadece mültecilerin katıldığı toplantıları düzene koyduk. Avrupamerkezci yaklaşım ve davranışlara karşı artık mülteciler daha duyarlı davranıyorlar. Toplantılarda moderasyonda mutlaka mültecilerin yer alması yöntemini hayata geçirdik.

Yürüyüş devam ederken sistemi eleştiren sahbetlerimiz de yoğunlaşıyor. Daha çok genç yaşta destekçi aktivistler yer alıyor yürüyüşümüzde. Birçoğunun kapitalist ekonomiyi doğru bir biçimde analiz etme birikimi bulunmuyor. Aslında bizim sokak hareketimiz bir komün deneyimi olarak adlandırılabilir. Hem de birçok farklı uluslardan insanlar olarak bir arada gerçekleştiriyoruz bu komün deneyimini. Devlet ve polis olmadan da hayatın sürdürüleebileceğini kanıtlıyoruz.

Brüksel sınırları içinde girdiğimiz ilk kasabada bir kolonyalistin heykeli vardı. Afrika ülkelerinden birinin kolonileştirilimesini yönetmiş bir adamın heykeli. Bu heykeli çamurlarla sıvadık ve sloganlar yazdık.





Şu anda konakladığımız köyde film gösterimi yapıyoruz. Yürüyüşümüzde film ekipleri de var. Profesyonel ve amatörlerin oluşturduğu bu ekipler direnişimizden film ve belgeseller yapıyorlar. Değişik dillerde yapılan bu filmler, direnişimizin dünya çapındaki diğer direniş hareketlerine deneyim olarak aktarılmasını sağlıyor.





Bugün yürüyüşümüz ilerlerken bir köpek farkettik. Köpek bizim peşimize takılmış yürüyordru. Konakladığımız yerdekilerin anlattıklarına göre bu köpek bir polis köpeğiymiş. Köpek saf değiştirmiş oldu. Eskiden polisler için çalışırken şimdi bizimle birlikte yürüyor.





Birkaç gündür yürüyüşümüzde bir de bebek var. Annesiyle birlikte yürüyüşe katılan bu bebek biz yürüyüşçülerin maskotu oldu. Mola saatlerinde bu bebekle oynuyoruz. İlerleyen günlerde yeni bebekler de katılacakmış bize. Çocuklar özgür bir dünyada yaşasınlar diye mücadele ediyoruz.





İspanya'da uzun yıllardır devrimciler tarafından işgal edilen Casa diye bir yere polis saldırısı oldu. Bu işgal yeri artık kapitalizm karşıtı bir komün yaşamı örmeye ve etkili olmaya başlamıştı. Devlet bu deneyimin bir emsal oluşturmasını itmedi ve komüne saldırdı. Birçok kişi yaralandı ve gözaltına alındılar.





Konakladığımız yerde internet bulduk. Diyarbakın Lice ilçesinde kalekol-karakol yapımına karşı direnen halka polis saldırdı ve insanlar öldürüldüler, yaralandılar, gözaltına alındılar.





Hamburg'ta parlementoya yürüyen mültecilere polis saldırdı. Yaralılar ve gözaltılar oldu. Dünyanın her yerinde direniş ve işgal yerlerine karşı saldırılar artıyor. Bu saldırıların yanında direniş noktaları da artıyor.





Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz!





8 Haziran 2014

Turgay Ulu

Habay