Polis ve okul idareleri elele verdi: Yandaki korkunç manzarayla birlikte, gençlerin elele dolaşması da engellenecek.
Antalya'da okul bahçesinde sevgilisi ile el ele dolaşan lise öğrencisi, müdürün odasında hem kızın babası hem de öğretmenler tarafından dövüldü; ardından da okula gelen polisler tarafından dövüldü.
Geçen yıl aralık ayında meydana gelen olayda, Baro Meslek Lisesi 3. sınıf öğrencisi Salih Okatan, kız arkadaşı G.P. ile okul bahçesinde el ele dolaşırken Müdür Yardımcısı Kerim Büyükateş ile Rehber Öğretmen Lokman Kılıç tarafından yaka paça Okul Müdürü Şükriye Çayır'ın odasına götürüldü.
Lise Müdürü, el ele tutuşan lise öğrencilerine ya evlenmelerini ya da okulu bırakmalarını söyledi. Salih sadece el ele tutuşup flört ettiklerini, okulu bırakmayacaklarını söyleyince müdüre genç kızı ailesine ispiyonladı. Ve "gereken cezayı" kesecek olan kız/mülk sahibi babanın gelmesini beklemeye başladı.
Konu namus (el ele tutuşmak!) olunca kız babası işini gücünü bırakıp soluğu okulda aldı. Ve müdürün odasında Salih'i dövmeye başladı. Okul müdürü babanın dışında polisi de çağırmıştı. Müdürün odasına gelen iki polis memuru da Salih'i tartakladı.
"Gerekli ceza"yı kendisi kesen mülk/kız sahibi baba şikayetçi olmayınca polisler Salih'ten ifade alıp gittiler. Baba ise kızının okul kaydını alarak gitti.
Salih'e üç günlük okuldan uzaklaştırma cezası verildi. Fakat baskılar cezanın ardından devam etti. Okul yönetiminin baskısıyla öğretmenler, öğrenciler, herkes onu dışladı. Hak etmesine rağmen teşekkür belgesi verilmedi.
Okul müdürü ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunan Salih, elinde kanıt olmaması nedeniyle bir sonuç alamadı. Fakat mezun olduktan sonra müdürün odasındaki kamera kayıtlarını ele geçirip birkaç gün önce şikayetçi oldu. Görüntüleri kanıt göstererek yeniden savcılığa başvurdu.
Geçtiğimiz Haziran ayı içinde de Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Coğrafya Öğretmenliği Bölümü 5. sınıf öğrencisi 25 yaşındaki Talip Sefil, okulda 22 yaşındaki kız arkadaşı Yeşim Yükselen'in omuzuna elini atınca kıyametler kopmuştu. "Toplum içinde hoş karşılanmayacak bir vaziyette bulunmak" suçlamasıyla iki genç hakkında soruşturma açıldı. Talip, soruşturma dışında faşistlerin baskısına da maruz kaldı: Önce tehdit, sonra darp edildi.
Mayıs ayı içerisinde ise İstanbul Maltepe'de bir polis etek boyunu beğenmediği lise öğrencisini dövmüştü.
Burjuvazinin "Haydi Kızlar Okula" kampanyasının tek amacının nitelikli işgücü açığı olduğu sanılırdı, oysa anlaşıldığı gibi önemli bir amacı daha varmış: Nitelikli ev köleleri yaratmak.
Nitelikli Ev Kölesi: Asgari lise diploması sahibi, ama ne karşı cinsi tanıyan ne de sosyal ilişki kurabilen, ev ile okul/iş arasında banliyö treni misali gidip gelmekten öte yaşamı olmayan, sorgulamayan, karşı çıkmayan, cesaretsiz, özgüvensiz, kendine biçilen role ilişkin fikir yürütmeyen, tüm bunları yaparken de kendisi gibi nesilleri üreten ve yetiştiren dişi.
Tabii bütün bunlar burjuvazinin emekçilere ve gelecek nesillerine biçtiği rol. Bu rol üzerinden o kendi geleceğini kuruyor. Bu nedenle yukarıdaki gibi olaylara tepki vermek, karşı çıkmak elbette önemli olsa da yeterli değil. Bu olayları yaratan kapitalist düzene karşı çıkılmadıkça her örnekten yola çıkarak sisteme vurmadıkça ve alternatif bir yaşamı kurmaya girişmedikçe pek bir şey değişmeyecektir.
Onlar reklamlara bile "Önce Eğitim" sloganını yediredursunlar eğitimdekiler de dahil bütün sorunların çözümü işçilerin devrimci sosyalist bir bilinçle eğitiminden geçiyor.
Maddi yaşamı her gün üreten işçi sınıfı, sosyal yaşamı da üretmeye ve belirlemeye giriştiğinde insanca bir yaşama adım atmaya başlamış olacağız.