Derdimiz bir yerden bir yere yürümek değildir. Kapitalist sistemde ezilen mülksüzlerin komün deneyimidir
Dünkü konaklama yerinde iki gün kaldık. Bir günümüzü, polis saldırısı karşısında nasıl etkin bir savunma takiği uygulayacağımıza dair, eğitim çalışmasıyla geçirdik. Bir gün önceki akşam, gene şiddet konusu üzerine tartışmalar yürütmüştük. Artık Brüksel'e yaklaşıyoruz.
İnsanların bazıları, Brüksel polisinin daha saldırgan olduğunu söylüyorlardı. Bizim şiddet ile ilgili tutumumuzun ne olması gerektiği üzerinde durduk. Ancak tartışma yanlış bir zemin üzerinde yürüyordu çünkü iki taraflı bir şiddet yok ortada. Yalnızca polisin bize karşı uygıuladığı tek taraflı bir şiddetten söz edebiliriz. Hangi ülkenin polisinin ne ölçekte şiddet kullandığı ise göreceli bir durum. Eğer polis, karşısındaki hareketin hemen bastırılması gerektiğini düşünüyora, hangi ülkenin polisi olursa şiddet en üst biçimiyle devreye girer. Polis teşkilatının varoluş nedeni şiddettir. Rejime karşı çıkan hareketleri bastırmak göreviyle, tüm şiddet araçlarıyla donatılmıştır. Silah, gaz, bomba, sopa gib her tür şiddet aracına sehiptir. Bizim tarafımızdan uygulanan bir şiddetten söz edilmez. Zira bizim elimizde, yukarıda saydığımız hiçbir şiddet aracı bulunrmuyor. Bizim ellerimizde özgürlük talep eden pankartlar var sadece.
Diğer yandan, pols şiddet uyguluyor diye, brılaiz haklı taleplerle devam eden direnişimizin konumunda bir değişikliğe gidemeyiz. Şimdiye kadar hiçbir yere silahlı saldırı yapmadık. Polise gaz sıkmadık, ya da molotof kokteyli atmadık. Sokak direnişimiz zaten devletler tarafından çıkartılan haksız savaş ve şiddete karşıdır. Mülküzleri her gün izolasyon sistemi içine hapseden şiddete karşıdır.
Dün 14 km yürümüştük. Bugün de 18 km yürüdük. Bizim eylemimiz sadece; bir yerden bir yere yürümek değildir. Kapitalist sistem altında ezilen mülksüzlerin, enternasyonal bir komün deneyimidir. Bu komün deneyimlerini bazen işgal ettiğimiz bir mekanda yıllarca sürdürüyoruz. Bazen de kapitalist rejimin merkezlerine karşı yürüyüşler düzenliyoruz. Bu eylem formlarının hepsi komün deneyimleridir.
Eylemlerimiz devam ettikçe insanlarımız giderek politikleşiyor. Şimdi değişik çalışma gruplarımızda mülteciler daha fazla insiyatif almaya başladılar. Artık birçok mülteci, direnişimizle ilgili resimler çekiyor. Kısa haberler yazıyorlar. İnternet ortamından direniş deneyimlerini dünyanın değişik yerlerine daha etkin bir şekilde gönderiyorlar.

Sokaklarda denenen komün örnekleri sadece pozitif yanlarından ibaret değildir. Sınıflı bir toplumda, sınırlı alanlarda gerçekleşen komün deneyimleri birçok negatif yan içeriyor. Bu komün deneyimleri henüz kapitalist sisemden tamamen kopmş deneyimler özelliği taşımıyorlar. Kapitalist sistemin bizim üzerimizdeki arızalı yanların tamir edilmesi daha olanaklı hale geliyor.
Mevcut kapitalizm karşıtlığı henüz, kapitalizm yerine getirilecek alternatif üzerinde düşünmüyor. Henüz bu komün deneyimleri bir altarnetif sistem olma özelliğinden çok uzaktır. Ancak, kapitalizmi aşmak için bu komünler birer küçük deneyim olabiliyor.
Günlük yaşam içinde herkes kendisine bir iş buluyor. Mevcut çalışma gruplarında yer almak isteyenlere kontenjanı açık tutuyoruz. Çalışma gruplarında yer almayanlar ise kendierine bir yer buluyorlar. Burada iş yapmak isteyen için çeşitli işler var. Yemek yapımı, çadırların açılması, toplanması, eşyaların toplanması, bulaşıkların yıkanması gibi birçok iş var. Kaldığımız yerleri her gün oradan ayrılmadan önce temizliyoruruz.
Bize bağışlanan eşyaları bir yere bıkarıyoruz ve ihtiyacı olanlar buradan alıyorlar ya da ihtiyaç fazlaları varsa ve istiyorlarsa buraya bırakıyorlar.
Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz!
14 Haziran 2014
Turgay Ulu
Dinant