Belediyeler, Ankara Konur ve Yüksel'de, İstanbul'da İstiklal'de esnaflara ve sokak sanatçılarına kan kusturdular
Çok değil bundan 5-10 sene önce yaygınlaştırılmaya çalışılan içki yasağı nedeniyle özellikle muhafazar anlayış ve topluma dayatılan neoliberal politikalar doğrultusunda büyükşehir belediyeleri zabıtalarıyla harekete geçerek özellikle Ankara Konur ve Yüksel Caddesi'nde, İstanbul İstiklal Caddesi'nde (aklıma gelenler bunlar) bulunan esnaflara sokağa masa sandalye koymalarını, sokak sanatçılarının sanatsal faliyetlerini yasaklamak için çok sert saldırıları gerçekleştirmişlerdi. Ki sokaklar insanların özgürce dolaşıp gezdikleri, sanatsal faliyetlerin emekçilere ücretsiz sunulduğu yerler olmasına sınırlama getirmek ve kendi algılarına, anlayışlarına ve çıkarlarına ters düşen her şeyi yok etmek amaçlı bir polika üretmeleri ve kabul ettirme çabalarının ürünüydü.

Yasaları öyle bir evirip çevirip kendi anlayışlarını meşru gösterebilecek hale getirdiler ki sokaklar için koydukları ve uyguladıkları politikalar hala geçerliliğini korurken her yeri bütün doğayı, tarihsel ve turistik gelir getirecek olan yerleri talan etmekte ve hiç kimseye sormadan sorgulatmadan çılgınca yapmaktalar. O muhafazakar algıyı oturmaya söylemleriyle ve uygulamalarıyla dayatmaya devam ediyorlar.
Önce kapalı alanda sigara içilmesini yasakladılar, “sağlık olsun” dedik olabilir. Uzun yıllar önce bölgesel olarak içki satma ve bulundurma yasağını hayatımıza enjekte etmeye başladılar. Gece yarıları Ankara Keçiören semtinde İ. Melih Gökçek'in A-Takımları ellerinde sopalarla, palalarla dükkanlara daldılar esnafları, dükkanları talan ettiler. Sonra Büyükşehir zabıtaları sokakta terör estirdiler. Ankara Konur ve Yüksel'de ucu çivili sopalarla esnaf ve sokak satıcılarına günlerce saldırdılar. Sokakta kan gövdeyi götürdü, yaralananlar oldu. Yine keza İstiklal Caddesi'nde yine zabıtlar esnaflara birçok kez saldırdılar; masalarını, sandalyelerini parçaladılar.

Şimdi ne oldu? Bakıyoruz Adalar'da camii yapıyorlar, Galata Kulesi'nin etrafını çay bahçesine dönüştürüyorlar. Bakıyorsunuz içkili lokantaların, lokalların, restorantların yoğun olduğu bir turistik yerin işletmesi Diyanet işlerine devrediliyor. E ne olacak şimdi; camiilerin 100 metre yakınında içki satmak yasak, zaten muhafazakar algıyla hareket eden güruh içki içen Müslüman değildir algısıyla sokakta dolaşıyorken, siz gideceksiniz içkili mekanların olduğu yere cami yapacaksınız ya da bu alanların işletmesini topluca Diyanet'e vereceksiniz; yani dayatacaksınız: “Artık burada içki satılamaz, gece eğlenemezsiniz” diye... Buraya birçok turistin de geldiği aşikarken siz o gerici zihniyetinizi topluma emrederek uymasını isteyeceksiniz, sonra Galata Kulesi'nin etrafını çay bahçesi yapacaksınız, ama orada sokak sanatı yaparak topluma hizmet edenlere yasaklayacaksınız. Ve hiç kimsenin ses çıkarmadan kabul etmesini bekleyeceksiniz. Ses çıkaran olursa da nasıl olsa gazınız, copunuz, TOMA'nız, palalılarınız, A-takımlarınız var!.. Susturursunuz sanıyorsunuz ama unutuyorsunuz ki işçilerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların kocaman yürekleri var, kocaman yürekleri ve nasırlanmış elleri, korkmayan bilinçleri var. siz öldürdükçe çoğalan, çoğalarak sokakları dolduran Ethem'ler, Ali İsmail'ler, Berkin'ler, Medeni'ler ve daha birçokları var. O saraylarınız, saltanatlarınız yerlebir olacak bilin bunu!..
Alınteri okuru