Polisin attığı gaz fişeği ile gözünü kaybeden Selçuk Yıldız'ın yaşadıkları için Valilik "soyut iddialar" dedi
Haziran İsyanı'nın başlamasıyla birlikte devlet bütün gücünü isyanı bastırmak için seferber etti. Polis kendisine verilen saldırı ve gerekirse öldürme yetkisiyle tüm araçlarını gözü dönmüşçesine kullandı. Kaybedilen sokak inisiyatifinin yeniden ele geçirilmesi için kapsamlı bir terör estirildi. Sokağa çıkan herkes bu saldırganlıktan nasibini aldı. Hedefli sıkılan gaz fişekleri, ses bombaları, kimyasal karıştırılmış tazyikli sular, sokaklara salınmış ve sivil polislerle işbirliği içinde saldıran eli sopalı-palalı güruhlar, yetmedi sıkılan kurşunlarla isyan ezilmeye çalışıldı. Binlerce insan yaralandı, yüzlercesi sakat kaldı, 15 yaşındaki çocuk da dahil gencecik inanlar katledildi.
İsyanın ezilmesi için uygulanan bu kapsamlı terörün emri bizzat burjuva devletin başı tarafından verilirken, bu emri uygulayanlar da "kahraman" ilan edilerek "destan yazdıkları" söylendi. Katledilenler ise "terörist"!..
Gerek estirilen devlet teröründe hayatını kaybedenlerin ailelerinin, gerekse polis saldırısı ile sakat kalanların açtıkları davalar da bu anlayışa uygun olarak seyretti. Ya var olan yasaların en temel gerekleri bile ihlal edilerek katiller kollandı, mahkemeler pervasızca sergilenen oyunlara sahne oldu ya da yaralanan-sakat kalanlar yaşadıklarını kanıtlayamaz hale getirildi. Bu davaların hemen hepsi sonuçsuz kaldı.

3 Haziran 2013 tarihinde işine giderken Sancaktepe Belediyesi’nin önünde polisin 5 metreden attığı gaz fişeğinin sol gözüne isabet etmesi sonucu görme yetisini büyük oranda kaybeden işitme engelli Selçuk Yıldız’ın (28) yaşadıkları da bunlardan biri.
Cumhuriyet gazetesinden Hazal Ocak’ın haberine göre, Selçuk Yıldız’ın avukatı Meltem Aykut Giray, olay yerinde gaz fişeği atan polisler hakkında soruşturma başlatılması için geçen yıl temmuz ayında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığı’na başvurdu. Savcılık kamu görevlilerinin sorgulanması için gerekli izni almak için İstanbul Valiliği'ne başvurdu. Valiliğin başvurudan 7 ay sonra verdiği yanıt, Sancaktepe Emniyet Müdürlüğü ve Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar neticesinde “gaz bombası atan teçhizatın envanterde bulunmadığını, dolayısıyla iddiaya konu olan personelin tespitinin yapılamadığı” şeklinde oldu!
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu imzasıyla gönderilen yazıda, MOBESE görüntülerine ulaşılamadığı, Yıldız’la ilgili şikâyetin soyut iddialara dayandığı, iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanmadığı belirtilerek polislerle ilgili soruşturmanın açılmasına izin verilmedi.

Cumhuriyet Başsavcılığı da yetkili merci tarafından soruşturmaya izin verilmediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığını açıkladı. Avukat Giray, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulanacaklarını belirterek “Hakkımızı sonuna kadar arayacağız” dedi.
Valiliğin yanıtında alıştığımız "arkadaşları yapmıştır" yerine "soyut iddialar" argümanı kullanılmış! Soyut iddialar denilen şeyin sonuçları gayet somut oysaki: Yıldız'ın gözünü kaybetmesi ve bunun gaz fişeği ile gerçekleşmiş olması! Ve elbette tüm hayatının altüst olması, psikolojisinin bozularak, çalışamaz hale gelmesi!
Ethem'in, Ali İsmail'in, Berkin'in, Abdullah'ın, Ahmet'in, Medeni'nin, Lice'nin katilleri nasıl kollanıyorsa; Yıldız'ın hayatının altüst olmasına neden olan o bombasını sıkan polis de aynı şekilde korunup kollanacaktır! Keza bu düzen için "Kurşun atan da yiyen de" kahramandır! Fakat elbette ki bunun da bir sonu vardır ve olacaktır!