Sivas'ların panzehiri emeğin kardeşliğidir!

Otuz üç ilerici aydın ve sanatçının diri diri yakılmalarının 21. yıldönümünü, yeni katliamlarla karşılıyoruz

GÜNCEL
Cumartesi, 28 Haziran 2014 (12 yıl 4 ay önce)

Otuz üç ilerici-devrimci-demokrat aydın ve sanatçının Sivas’ta diri diri yakılmalarının 21. yıldönümünü, her biri yeni Sivas’lar anlamına gelen katliamlarla karşılıyoruz.



 



Sivas’ın sönmeyen ateşi Roboski’den Lice’ye; Soma’dan her güne en az beş işçinin hayatını kaybettiği iş cinayetlerine; Gezi’den Okmeydanı’na, besleme İŞİD ya da türevlerinin gerçekleştirdikleri Reyhanlı’ya kadar sayısız katliamla bugüne taşınıyor.



 



Sivas’ta sahnelenen dört dörtlük katliam tezgahı “Camiide içki içtiler“ sözleriyle yinelenmeye çalışılıyor! Tıpkı 400 yıl önce Pir Sultan’ı asan, Alevi emekçileri eşi benzeri görülmemiş bir kırımdan geçiren Yavuz Sultan Selim isminin bugün “çılgın projelerden“ biri olan 3. Köprü’ye verilmesinde olduğu gibi!..



 



Ortadoğu’da açılan karanlık sayfalardan Sivas’ı tezgahlayanların devamcısı besleme caniler fırlıyor! İŞİD’ler, El Nusra’lar şimdi Sivas’ta diri diri yakmayı tezgahlayan ve izleyen zihniyetin en uç ifadesi oluyorlar!



 



Kirli çıkarlar uğruna halkları birbirine kırdırtacak mezhepçi söylem yeni düşmanlıklara zemin hazırlıyor. Suriye’de kaynatılan cadı kazanına dökülen benzin, Alevi-Sünni kışkırtmalarıyla Türkiye’deki toplumsal kutuplaşmayı besliyor. Yüzlerce işçinin kırımdan geçirildiği Soma Katliamı’nın ebeliğini yapan sömürücü sistemin o korkunç sureti bile bu kutuplaştırma üzerinden perdelenmeye çalışılıyor.



 



Fail aynıdır!



Yüzlerce işçinin yerin kaç bin metre derinliklerinde daha fazla kar uğruna diri diri “yakılmasıyla“, Sivas’ta “karanlık güçler“ eliyle günler öncesinden tezgahlanan katliamın failleri aynıdır!



 



Bugün gerek eğitim sisteminde yapılan kapsamlı dönüşüm, gerekse tüm bir toplumsal hayatı bütünsel olarak gerici bir temelde örgütlemeyi hedefleyen düzenleme ve söylemler işte asıl olarak bu gerçeğin görülmesini engellemek içindir. Toplumun dinsel-mezhepsel-etnik farkılıklar üzerinden bölünüp birbirine düşmanlaşması ile sömürü ve zulüm saltanatının hükmünü daha kolay sürdürebilmesi için...



 



21 yıl önce Sivas’ta yaşanan gözüdönmüşlük de bu nedenle tezgahlanmıştı. Gerek Kürdistan’da gerekse Türkiye’de gelişip serpilen toplumsal hareketin yarattığı etkiyi gölgede bırakmak için...



 



Gerici güruhlar, faşist beslemeler!



Faşist devletin dolaysızca yapamadıklarını elinin altında tuttuğu gerici güruhlara, faşist örgütlenmelere yaptırmasıydı yaşadığımız. Burjuvazinin saltanatını korumak için tepeden tırnağa silahlandırılmış devlet aygıtının Sivas’ta sahnelenecek bu katliam için önceden yapılan hazırlığa ve katliamın yaşandığı 8 saat boyunca olup bitenlere seyirci kalması bile bunun somut ifadesiydi.



 



Sivas’ı tezgahlayanların değil, piyonların “yargılandığı“ göstermelik davanın zaman aşımına uğratılması ve bu kararın bizzat Başbakan tarafından “halkımıza hayırlı edilmesi“ bile yeni Sivas’ların el altında tutulduğunun açık ilanıdır.



 



Yineleniyor, yinelenecek!



2 Temmuz 1993 kendisini yineliyor, bu sömürü ve zulüm düzeni varoldukça yinelemeye devam edecek!.. Adı, yeri, tezgahı sahneleyenlerin kimlikleri değişse de devamlılık değişmeyecek. Bizler bu tezgaları emeğin kardeşliği ile bozmadıkça, zulme ve sömürüye karşı o kardeşlik dilini kuşanıp haykırmadıkça, onu temellerinden sarsmadıkça!..



 



Gerek bölgesel, gerekse içerde biriken ve içiçe geçen sayısız kriz dinamiği yeni Sivas’ların sahnelenmesiyle geçiştirilmeye çalışılacak. Burjuvazi ve onun paralı uşakları her zaman işlerine yaramış bu tezgahları istedikleri anda sahneye koymaktan geri durmayacaktır. İşçi sınıfı ve emekçiler, gençler, kadınlar, tüm ezilenler hep bir ağızdan emeği, kardeliği, mücadeleyi haykırmadıkça!..



 



Bu topraklarda yeni Sivas’ların sahnelenmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyacakları bir dönemden geçiyoruz. Sivas’ın 21. yıldönümünü de bu yakıcı gerçeğin bilinciyle karşılamalı, tüm alanlardan, meydanlardan "Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!" sloganlarını haykırmalıyız!