Alevilere dönük ayrımcı-düşmanlaştırıcı söylem üniversite ders kitaplarında...
Sünni mezhebin resmi din haline getirildiği anti laik bir rejimde, bilimden kültür-sanata, siyasetten toplumsal yaşama kadar aklımıza gelebilecek her alanda bu yaklaşımı pekiştirecek sayısız pratikle karşılaşırız. Her türlü araçla kışkırtılan bu yaklaşımın en uç örnekleri ise Maraş-Sivas gibi Alevilere dönük katliamlar, 6-7 Eylül histerisi, Ermenilere-Ezidi ve Süryanilere dönük yapılanlar olur.
Devletin ruhundaki mezhepçi yaklaşım sürdükçe bunların hiçbiri tarihte kalmayıp çeşitli araçlarla sürekli olarak güncellenen bir süreklilik taşır. Burjuvazinin ihtiyacı olduğu anda kullanabileceği toplumsal gericilik birikimi her daim diri tutulur.
Prof. Dr. Hayati Develi tarafından hazırlanan ve Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okutulan Osmanlı Türkçesi Grameri 2 ders kitabında Alevileri aşağılayan, hedef gösteren, kışkırtıcı bir bölümün yer alması da bu yaklaşımın tipik tezahürüdür.
Cumhuriyet gazetesindeki habere göre AÖF Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi H.K, geçen eğitim ve öğretim yılında Osmanlı Türkçesi Grameri 2 ders kitabının 80 ve 81. sayfalarında “Kızılbaş-ı bed-ayin -hazemü’llahu ila-yevmid-din- zamanlarında namaz kılınmayıp” sözlerinin yazılı olduğunu gördü. Bunun üzerine sözleri çevirten H.K., günümüz anlamıyla kitapta yer alan sözlerin karşılığının “Kötü ayin yapan Kızılbaşlar. Allah onları kıyamete kadar aşağılık ve adi etsin. Din zamanlarında namaz kılınmıyordu” olduğunu öğrendi.
Üniversite yönetimine, “Böyle bir cümlenin bir profesör tarafından devlete ait bir üniversitenin ders kitabında kullanılması mezhep ayrımcılığının resmi olarak yapılmasıdır. Toplumu kışkırtmak amacıyla kin ve nifak tohumları atmak olarak da değerlendirilebilir. Yönetiminizi bu konuda bilgilendirerek ilgili cümlenin kitaptan çıkartılmasını ve sayın profesörün bu konuda uyarılmasını saygılarımla arz ederim” diyerek başvuran H:K.'nın bu talebine yönetim, gelecek dönemde istenen değişikliğin yapılacağı yanıtı verdi.
Kitabın editöründen gelen yanıtta ise amacın ayrımcılık olmadığı kaydedilerek “Toplumumuzun huzura, sağduyuya, hoşgörüye ihtiyacı olduğu şu zamanda, amacımız ne mezhep ayrımcılığı yapmak ne de toplumu kışkırtmak için kin ve nifak tohumları atmaktır. Öğrencimizin dikkati için teşekkürlerimizi sunarken söz konusu ibarenin kitabın düzeltmeleri sırasında çıkarılacağını da belirtmek isterim” denildi. Fakat buna rağmen bu kışkırtıcı sözler kitaptan çıkarılmadı. Sonuç değişmeyince H.K. da durumu Alevi örgütlerine bildirdi.
ABF Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Avukat Ali Yıldırım, kitapta yer alan sözler üzerine suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Bir devlet üniversitesi tarafından yayınlanan ders kitabında Alevilere ve onların inançlarına yönelik hakaret içeren cümlelerin yer almasının vahim olduğunu belirten Yıldırım şunları söyledi:
Ayrımcı, ötekileştirici, rencide edici bu anlayışın ders kitabı aracılığıyla öğrencilere de sirayet edeceği göz önüne alınırsa Alevi inancına yönelik bu nefret söyleminin akademik camianın bir mensubu tarafından yapılması affedilemez bir davranıştır. Alevi toplumu olarak tüm din ve inançlara derin bir saygı gösterirken kendi inancımıza yönelik bu tür tutumları asla kabullenemeyiz. Maalesef devletin laik olmayan yapılanması ve anlayışı farklı inançlara saygı değil düşmanlık üretmektedir. Bu hakaret edici ifadelere karşı her türlü hukuki yollara başvuracağız. Aleviler şamar oğlanı değildir. Hakaret edenler yargı önünde bedelini ödemeli, kamuoyu önünde özür dilemelidir. Anadolu üniversitesi rektörlüğü de kitabı acilen ders kitabı olmaktan çıkarmalı ve yazar ile editörler hakkında gereğini yapmalıdır.
Köklü bir geçmişe ve aynı zamanda sürekliliğe sahip olan bu ayrımcı-düşmanlaştırıcı-aşağılayıcı söylem kapsamlı bir toplumsal mücadelenin konusu edilmedikçe aynı örnekler ve trajik sonuçlarla karşılaşmak kaçınılmazdır!