Neden Aleviler özellikle de oy verdikleri sosyal demokrat partilerin iktidar veya iktidar ortağı olduğu dönemde katledilirler
Mustafa Karabudak
O dönemde işçiler emekçiler ve Kürt halkı açısından hareketli günler yaşanıyordu. İşçiler ve kamu emekçileri hakları için her gün sokaktaydı. Kürt halkının haklı mücadelesi yükselişteydi. Geçmişte olduğu gibi devlet bir taşla birkaç kuş vurma hesabındaydı. Sivas’ta etkinlik düzenleyip insanları topluca katlederek korkutacak, gündemi saptıracak. Faturasını da “şeriat isteriz” diye sokağa saldığı güruha çıkaracaktı.
İlk başta öyle de oldu; devlete inancı olan çoğu insan bu oyunun farkında olmadılar, cenazede ve sonrası tüm eylem ve etkinliklerde “Türkiye laiktir laik kalacak” vb. sloganlarıyla kokuşmuş sistemi adeta aklamaya çalıştılar. Bu katliamda devletin rolü neydi? Bu katliamı bir avuç gerici mi yapmıştı yoksa gerçek katil devlet miydi? Olayların çıkış seyrine bakıp alt alta sıralayınca tüm sorularımıza cevap bulmuş oluyoruz:
Banaz'da yapılan etkinlikler o yıl niçin Sivas’a taşınmıştır?
Gerici güruh etkinlik öncesi niçin Sivas’a getirilmiştir?
Kültür Bakanı kendi organize ettiği etkinliğe niçin katılmamıştır?
Günler öncesinden dağıtılan ve halkı provoke eden bildirilerden ve gazete manşetlerinden yola çıkarak neden önlem alınmamıştır?
Sivas Tugay Komutanlığı'nda 6 bin kişilik asker mevcudundan niçin yalnızca 30–40 acemi er göndermiştir?
Telsiz görüşmelerinin çözümünde açığa çıkan konuşmalara bakılırsa.
Görevli Albayın, “olaylar devam ediyor, ne yapalım” mesajına karşılık üst makam “durum ne” diye soruyor. Albayın “Saldırıyorlar, binayı taşlıyorlar “demesi üzerine. Üst makam “izleyin müdahale etmeyin” talimatını veriyor. Üst makamdaki görevli kimdir? Görevli Albayı niçin engellemiştir? Daha bir sürü soruyu alt alta sıralayabiliriz.
Tarihe şöyle bir göz attığımızda kanla yazılmış bir süreç görmekteyiz. Çünkü devlet geleneğinde katletmek vardır. Ermeni kıyımları, Koçgiri, Maraş, Çorum, Sivas, 1 Mayıs 1977, Bahçelievler, Madımak, Gazi, Ümraniye, 19 Aralık, Ulucanlar, Diyarbakır Zindanı, Mercan Vadisi, Şemdinli, Hrant Dink, onbinlerce faili meçhuller, gözaltında kayıplar, Doğu'da, Güneydoğu'da yakılan köyler, Roboski, Reyhanlı, Lice ve daha sayamadıklarımız.
1911’lerde Teşkilatı Mahsus-a adıyla boy gösteren devletin resmi silahlı kolu sonraları JİTEM olmuş, Kontrgerilla olmuş son olarak da Ergenekon adıyla katliam yapmıştır. Ergenekon tutanaklarının üçüncü iddianamesinde Madımak ve Gazi katliamlarında Ergenekon izine rastlanmıştır.

Madımak'ta canlarımızı katleden devlet sorumlu olarak Aziz Nesin’i, suçlu olarak da gerici güruhu göstermeye çalışmıştır. Gerici güruh tabii ki suçludur, ama gerçek suçlu devlettir; olayı tezgâhlamıştır, güruhu toplayıp kışkırtmıştır. Sivas Davası tutanaklarında adı geçen ve hatta etkinlik tertip komitesinde yer alan Mehmet TALAY'ın (Kültür Bakanlığı Sivas İl Müdürü): “Aziz NESİN Sivas’a ilk kez gelmedi. Aziz NESİN bundan 7-8 ay veya bir sene kadar önce kitap imza gününe gelmişti. Sonra Aziz NESİN’in konuştuğu gün Perşembe günü, olaylar 24 saat sonra çıkıyor. Tepki olsaydı aynı gün tepki olurdu...” ifadesi çok açık değil mi? “Koçgiri’den, Haziran direnişine Alevi katliamlarının altındaki imza devletindir.”
Neden her zaman Aleviler katledilir? Özellikle de oy verdikleri, destekledikleri sosyal demokrat partilerin (CHP, DSP, SHP) iktidar veya iktidar ortağı olduğu dönemde katledilirler? Son olarak da 12 yıllık AKP iktidarı sürecinde önce açılım yalanlarıyla oyalanıp kandırılmak istenen Aleviler devletin bu oyununa gelmeyince, İzmir’de Elazığ ve başka birçok yerde evlerinin duvarları, kapılar işaretlenip taciz edildiler, aba altından sopa gösterilerek kendilerine yakın durmaya zorlandılar. Amaç Alevileri korkutup sindirip düzene entegre etmek, kendi Alevisini yaratma çabasıydı. Cami-Cemevi Projesi de buna yönelik bir çalışmadır. Bir taraftan cami-cemevi inşasına devam eden devlet, diğer taraftan kontrolünde olmayan Alevilerin kendi imkânlarıyla yaptıkları cemevlerini tanımıyor, terörist yuvası diye hedef gösteriyor. Son olarak Okmeydanı’nda yaptığı gibi cemevine silahlı saldırıda bulunmuş, Uğur Kurt canımızı katletmiştir.
Haziran direnişi boyunca katledilen canlarımızın hepsinin Alevi olması da bunu açık ifadesidir. Bizler, bu ülkenin aydınlık yüzlü insanları işçileri, emekçileri, devrimcileri olarak dünden bugüne “bütün yalanlarınıza, oyunlarınıza ve katliamlarınıza” karşı, Pirimiz Seyit Rıza’nın dediği gibi “önünüzde diz çökmeyeceğiz. “Bozuk düzende sağlam çark olmaz, bu düzeni baştan aşağı değiştirelim” diyen Pir Sultan’ın inancı ve direnciye karşınızda dik durup-diklenip hesap soracağız!

Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!
1 Temmuz 2014