Burjuvazi budur!

Soma Katliamı'nın yaşandığı Eynez Madeni'nin işletme kayıt defterindeki organize sahtekarlık pes dedirtecek cinsten!

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 3 Temmuz 2014 (12 yıl 1 ay önce)

Soma Katliamı'nın yaşandığı Eynez Madeni'nin kendisini sahte evraklarla temizlenmeye çalıştığını biliyoruz. Tüm veriler, tanıklıklar, bilirkişi raporları, dijital kayıtlar  ortadayken işletmenin kayıt defterinde her şey yolunda görünüyor. Dijital verilerle kayıt defterindekiler arasındaki açık çelişki daha önce bilirkişi raporunda da dile getirilmiş, bu çelişkiler savcılık soruşturmasına da girmişti. Eynez'in işletme kayıt defteri de dava dosyasına girmişti. Hürriyet gazetesi sözü edilen bu defteri açığa çıkardı. İnsan yayınlanan defteri görünce sadece pervasızlıkta, sahtekarlıkta bu kadar olur diyebiliyor! Elbette ki işçi sınıfının hasmı olan burjuva sınıfının bu aleni sahtekarlığı hangi cesaretle yapabildiğini olduğu kadar, sahtekarlık ve kan emicilikte hangi noktalara kadar gidebileceğini de bir kez daha görebiliyor!



 





 



Zaten 13 Mayıs 2014'te yaşanan Soma Katliamı aynı zamanda "burjuvazi ve devletini, sendika ve diğer kurumlarını  nasıl bilirsiniz?" sorusuna döne döne verilen trajik bir yanıt oldu adeta. Gelişmeleri şöyle bir özetlediğimizde bu vampirler düzeninin o çürümüş yüzü de sarsıcı bir ders verircesine yeniden yeniden açığa çıkıyor:



 



Yüzlerce işçinin cenazesi çıkarılırken, yüzlercesi de yerin altında bırakıldı. Yer üstüne çıkarılan madenci cenazelerinin bazılarının yüzlerine oksijen maskesi takılarak yaralı görüntüsü verildi. Maskenin ucundaki hortumun boşta olduğu kameralara takıldı birden. Sebebi üç kuruş az tazminat ödemekti katledilen madencilerin ailelerine! Bu hırsla avukatları tazminat davası açan ailelerin istedikleri para miktarını görünce "Katliamı özletecek bir miktar bu" diyecek kadar insanlıktan çıkabildi! 



 



Katliamın hemen arkasından, sağ kalanlara madenlere inmeleri yönünde bir sürü baskı yapıldı. Daha acılarına bile üzülecek zamanları olmamışken, daha ölülerini toprağın bağrına vermemişken... Sonra bilirkişi raporu açığa çıktı... Katliamın yaşandığı maden ocağının derinliklerindeki yangının halen sürdüğünü, gaz sızıntısı olduğunu söylüyordu. Bilirkişi heyeti esas raporunu hazırlamak için yapacağı incelemeler için madenin riskli olduğunu, kendilerine 60 gün daha ek süre verilmesini istiyordu. Bilirkişi heyetinin raporu ve talebi belgelerle ortaya çıkmasına rağmen madencilerin o ölüm kuyusuna inmesinde ısrar etti kan emiciler. Çünkü dışarıda işsizliğin kamçısı altında inleyen, çaresizce her işe gidebilecek bir sürü işsiz vardı. Bir günlük ekmek parası için yarınını düşünmeden çalışmaya hazırlardı...



 



Ama bekledikleri gibi olmadı, hiç kimse olay aydınlanmadan, hesap ödenmeden madene inmeyi kabul etmedi, direndi. Madencilerin karşısına polis, jandarma, TOMA, akrep , cüppeli hocalar gönderildi, susturulmak için. Hatta Türk-İş her zamanki gibi kendisine düşeni yaparak, "madene inmek istemeyen işçiler madenlerin kapatılmasını istiyor, işsiz kalmanızı istiyor" diyerek madenciler arasında ikilik yaratmaya çalıştı. O kadar ki yapılan mitingde 100 kişiyle “madenler açılsın”  yürüyüşü yaptırmaya kadar vardırdı işi. Burjuva basın sınıfın öfkesinin konuştuğu o mitingden sadece bu yürüyüşü öne çıkardı.



 



Bununla da yetinmediler... Civar madenlerde çalışan madencilere, iş üzerindeyken "Biz çalışma koşullarımızdan memnunuz" içeriğinde bir kağıt imzalatmak için baskı oluşturdular. Hükümetin göz boyamak için gündeme getirdiği ve kısmi iyileştirmeler içerin düzenlemelerin geri almasını sağlamak için toplumsal psikolojiyi yönlendirmeye çalışmaktı amaçları.



 



Tüm bu gelişmeler burjuvazi ve devletinin, onun gücünü koruyan tüm araçların sınıf karakterini döne döne öğreten birer ders oldu adeta. Hürriyet gazetesinin ortaya çıkardığı belge ise bu kan emicilerin saltanatlarını sürdürmek, tazminat başta olmak üzere gerçekleştirdikleri katliamın sözü bile edilemeyecek maddi bedelini karşılamaktan kurtulmak için sahtekarlıkta sınır tanımayacaklarını bir kez daha ortaya koyuyor.



 



Uzmanlar da defterde sahtecilik yapıldığını belirterek burjuva kan emicilerin o çürümüş karakterlerinin altını çiziyorlar. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması için gerekli maliyetlerden kaçınarak yüzlerce işçiyi ölüme sürecek bu vampirler, işçi öldükten sonraki bedellerden kaçınmak için de ellerinden geleni yapacak kadar çürümüş olduklarını her davranışlarıyla bir kez daha kanıtlıyorlar. Bu defter ile dijital kayıtlar ve bilirkişi raporları arasındaki 180 derecelik çelişkiler burjuvazinin karakterinin açık resmidir! İşte çürümüşlüğün pervasız-perdesiz hali, "Tanı bunları tanı da..."  demek dışında söz kalmıyor.