12 Eylül MGK eliyle "darbede süreklilik, sıkıyönetimde fiililik"le sürüyor. MGK dağıtılmadan darbecileri de yargılayamayız.
Bundan 26 yıl önce 12 Eylül 1980 günü askeri faşist cunta yönetime el koydu.
12 Eylül öncesi, derinleşen bunalımla bağlantılı olarak sınıf mücadelesi de boyutlanıyor; kendiliğinden karakteri ağır basmakla birlikte radikalleşip egemenler için tehlikeli boyutlara doğru gelişiyordu. Diğer yandan, emperyalist sistemin daha sarsıcı boyutlara ulaşan bunalımının da daha çok omuzlanması, kitlelerin sırtına yıkılması anlamına gelen 24 Ocak Kararları ile çelişkiler daha da yoğunlaştı. Bu noktada artık işbirlikçi burjuvazinin iktidarını eski tarzda devam ettirmesi imkanı ortadan kalkmış oluyordu. Egemenler açısından sınıf mücadelesini ezme ve kitleleri tamamen örgütsüz bir hale getirme ihtiyacı kendisini dayattı. Ayrıca İran Devrimi'nin ardından, ABD de Ortadoğu politikaları açısından Türkiye'de bir cuntayı uygun buluyordu.
Cunta, İspanyolca kökenli bir kelimedir. Oy gücüne veya kitle desteğine dayanılmadan, askeri veya sivil bir grup tarafından siyasal erke müdahale edilmesi veya bu grup tarafından siyasal erkin doğrudan ele alınması anlamına geliyor. Anlaşılacağı üzere, cuntanın tek türü askeri cunta değildir. Cuntacılık sadece subaylara özgü bir fiil, olgu değildir.
12 Eylül 1980'den 26 yıl sonra, sınıf mücadelesi -potansiyelini yakıcı bir şekilde taşımakla birlikte- burjuvazi için tehlikeli bir noktada değil. Fakat emperyalist sistemin derinleşen bunalımı, karlarındaki sürekli daralış, en temel hizmet ve ihtiyaç alanlarının piyasalaştırılması vb. en ufak bir örgütlü tavır ve duruşa tahamülsüzlüklerini arttırdı. Yeni yöntemleriyle birlikte sınıf mücadelesi üzerindeki faşist zor 12 Eylül'ü aratmıyor.
12 Eylül 1980'den 26 yıl sonra, emperyalistlerin hegamonya ve savaş politikaları ile dolayımsız bağ, tetikçilik de dahil sürüyor.
12 Eylül 1980'den 26 yıl sonra, o gün sıradan bir ekonomik saldırı paketi olmayan, ekonominin ve toplumun baştan aşağı yeniden yapılandırılmasının bir adımı olan 24 Ocak Kararları, bugün neoliberal politikalarla daha dolayımsız bir bağ ve sağlıktan, eğitime kadar yaşamsal alanların bile tekellerin kar alanına çevrilmesi.
12 Eylül 1980'den 26 yıl sonra, uygulamasına iyiden iyiye geçilen Terörle Mücadele Kanunu ile "darbede süreklilik, sıkıyönetimde fiililik" derinleştiriliyor.
[foto]mgkdagitilsin2.jpg[/foto]
Bugüne kadar darbe ile ilgili yürütülen tartışmaların en sakıncalı yönü, 12 Eylül ile açılan ve en yetkin darbe kurumu olan ordu üst kademesinin egemenliğindeki MGK'yı siyasal sistemin en tepesine açık olarak yerleştirip onun cuntacılığını iyice olağanlaştıran dönemin kapanmadığı gerçeğinin üstünün örtülmesi oldu.
Darbenin mimarları, Washington'dan başarılı olan çocuklarını kutlayanlar, kendini resme verenlerdir ama bugün sürdüren de MGK'dır.
Darbeden kalanlar görünürde Anayasa, YÖK vb.'dir ama Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, Özel Harp Dairesi vb. üstü örtülen yüzleridir.
12 Eylül'e karşı, "MGK Dağıtılsın" sloganını yükseltmezsek darbecileri de yargılayamayız.