Küllerinden doğmak

Eugène Christophe Fransa'daki bisiklet yarışında iki yıl üstüste birinci gelmiştir. Ama onun asıl hikayesi bu değildir..

DÜNYA
Çarşamba, 9 Temmuz 2014 (12 yıl 3 ay önce)

Eugène Christophe bir bisiklet yarışçısıdır (Tour de France). Fransa'da her yıl yapılan yarışın bu yıl 101. si gerçekleştirilecek. Eugène Christophe 1913 ve 1914 yıllarında birinci, 1919 yılındakinde de üçüncü gelmiş ve bu yarışların efsanesi olmuştur; ama yarıştaki başarısıyla değil... Çünkü ondan daha başarılı sporcular çıkmıştır. Mesela Belçikalı sporcu 7 kez birinci gelmiştir bu yarışlarda; ama şu an adını bile hatırlamıyorum. Bir başka Fransız bisikletçi 4 yılın üçünde birinciliği göğüslemiş, bir başkası ise bu yarışlarda iki kez birinci, bir kez de ikinci olmuştur. Yani Eugène Christophe genel sıralamada ancak dördüncü olabiliyor. “Eee o zaman nerede onun efsaneliği, daha iyileri var” diyorsunuzdur haklı olarak. Ama onun hikayesi başka...





1913 ve 1914 yılını şampiyonlukla bitiren Christophe, 1915 yılı başlarında karısını ve iki oğlunu kaybeder. Bunun üzerine sigara ve içkiye başlar, kendini bırakır. Bisikletini bir uçurumdan atar... Aradan 4 yıl geçmiştir. Tüm çevresi yarışlara tekrar katılmasını ister ama o artık günde iki paket sigara için hiç ayık gezmeyen biridir. Yakın bir dostu teşvik amaçlı bir bisiklet hediye eder; ama Christophe yüzüne bile bakmaz bisikletin, odanın içinde eskimeye terkeder...



 



Yarış tarihi yaklaşmıştır. Yine bir akşam evinde içerken gözü bisiklete ilişir. Aklına kaybettiği karısı ve oğlu gelir. Sonra içine düştüğü durumu düşünür ve sorgulamaya başlar: “Ben bu kadar güçsüz müyüm”, “Acaba sevdiklerim bu halimi görseler ne derlerdi”... Hemen kalkar ve Fransa Bisiklet Federasyonu'na gider. Kayıt yaptırmak ister ama yarışlara sadece 5 gün kalmış ve kayıtlar kapanmıştır. Alttan girer, üstten çıkar kaydını yaptırır.



 





 



Binadan çıkar çıkmaz sigara paketini kırar ve gece gündüz “bunu başaracağım” deyip çalışmalara başlar. 5 günde kendini 720 kilometrelik uzun bir yarışa hazırlamaya başlar. Her seferinde “bunu başaracağım” sözünü tekrarlar. Yarış günü gelip çatmıştır. Yarış başlar, 350 kilometre geçilmiştir. Christophe birinci olarak götürür yarışı. Alpler'i geçmek üzeredir ki bisitletin ön tekerini gidona bağlayan mil kırılır. Christophe bir ikiye ayrılmış bisiklete bakar bir de ucu görünmeyen patikaya... Federasyonun adamları arabayla yanına gelirler. Bisikleti arabaya koyup “bu yarış senin için bitmiştir, gel bin arabaya” derler. O da, “Hayır, bu yarışı ben kazanacağım, bir yolu olmalı bu işin...” der. Onlar da, “Evet, kimsenin yardımını almadan bisikleti tamir edersen devam edersin yarışa. Ama bu dağ başında nasıl tamir edeceksin? O yüzden yarış bitmiştir senin için” derler. Chriptophe en yakın şehri sorar. “12 kilometre uzakta” derler. 350 kilometre pedal basan Christophe, arabadan iki parça halindeki bisikleti alır. Gövde ve arka tekerden oluşan parçayı omuzuna, ön tekeri de eline alarak şehre doğru koşmaya başlar.





Şehre ulaşan Christophe bir demirci dükkanına ulaşır. Kırılan mili gösterir ve o boyutlarda bir demir parçası ister. En uygun parçayı dener ama biraz büyüktür; ateşte ısıtılıp dövülmesi gerekiyordur demirin. Fakat kurallara göre dışardan yardım alamaz, daha önce demir dövmeyi bilmeyen Christophe bunu kendisi yapmak zorundadır. Demirci demirin nasıl dövülmesi gerektiğini gösterir ve Christophe işe başlar. Yaklaşık bir saat dövdükten sonra demiri bisikletinin kırılan milinin ebatlarına uydurur ve kaldığı yerden yarışa devam eder.



 



Fakat bu arada 3,5 saat kaybetmiştir. Bunun da verdiği hırsla daha çok asılır pedala. Yaklaşık 400 kilometle gelmiştir o hırsla. Finiş çizgisine hızla girmiştir fakat 78 yarışçının katıldığı yarışta üçüncü olmuştur.



 



Christophe'u Christophe yapan, 1913-1914'teki birinciliği değil herkesin “bitti” dediği yerde azimle tüm olumsuzluklara karşı yılmadan gözünü başarıya dikmesi ve 75 yarışçıyı geride bırakan mücadelesidir.



 





 



100 yıldır efsane olan Christophe, küllerinden doğmanın ve başarmak için mücadele yolunu seçmenin en güzel örneğidir.



 



Paris'ten bir Alınteri okuru